Yaklaşık 60 metre çapındaki gök cisminin Dünya için bir tehdit oluşturmadığı belirtilirken, Ay ile çarpışma olasılığının şu an yüzde 4 seviyesinde olduğu ifade ediliyor. Bu ihtimal, gökbilimcileri olası senaryolar üzerinde yoğun çalışmalara yöneltti.
2032 yılında beklenen çarpışmanın gerçekleşmesi halinde, orta büyüklükte bir termonükleer patlamaya denk bir enerji açığa çıkaracağı ve Ay yüzeyinde yaklaşık 1 kilometre çapında yeni bir krater oluşturacağı öngörülüyor.
ÇIPLAK GÖZLE İZLENEBİLECEK
Pasifik bölgesinden çıplak gözle izlenebilecek bu olayın, Ay genelinde hissedilecek 5 büyüklüğünde sismik dalgalar üreteceği ve Ay’ın iç yapısına dair önemli bilimsel veriler sağlayacağı belirtiliyor. James Webb Uzay Teleskobu gibi gelişmiş gözlem araçlarının da krater oluşumu ve eriyik yüzeyin soğuma sürecini detaylı şekilde incelemesi bekleniyor.
UYDULAR İÇİN RİSK YARATABİLİR
Öte yandan çarpışma sonrası Ay’dan kopacak toz ve kaya parçalarının Dünya yörüngesine doğru ilerlemesi, uydular için risk oluşturabilir. Yaklaşık 400 kilogramlık enkazın yörüngeye girmesi, zincirleme çarpışmalar anlamına gelen Kessler Sendromu ihtimalini gündeme getirirken, atmosferde yoğun bir meteor yağmuru da görsel bir şölen sunabilir. Bu riskler nedeniyle bazı uzay ajansları, asteroidin yörüngesini değiştirecek olası bir saptırma görevini değerlendirirken, 2028’deki yakın geçişte yapılacak ölçümlerin bu karar için belirleyici olacağı vurgulanıyor.