Bodrum'da Yapılaşmaya 'Dur' Diyebilmek İçin...
Bodrum'un hızla yapılaşmasının önüne set çekebilmek için yapılan çalışmalarda Karova'nın korunması, doğa ve toprağının gelecek nesillere bırakılması konusunda yapılan her türlü mücadeleye de destek vereceğimizi bir kez daha vurgulamak istiyoruz.
Bodrum'un en güzel yerlerinin ve koylarının ard arda imara açılmasının karşısında bir kale duvarı örenlerin bu çalışmalarına da herkesin katkı sağlaması gerektiği görüşündeyiz. Son aldığımız duyumlara göre Kissebükü, Adalıyalı, Mazı ve Çökertme koyları imara açılıyor.
Yaşanabilir, soluk alınabilir alanlar yok ediliyor. Toprak ve doğa âdete katlediliyor. Bodrum'daki bu yapılaşmaya "dur" diyebilmek için burada yaşayan herkesin sorumluluğu vardır ve bu sorumluluk içinde hareket etmesi gerekiyor.
İşte Hamdi Topçuoğlu bu alanda verdiği mücadele ile de bir bayrak konumundadır.
İki yıldır sürdürülen Karaova Festivali'nin Bağbozumu günlerinde yaptığı açılış konuşması, Topçuoğlu'nın doğa ve toprak sevgisini de gözler önüne sermesi açısından önemlidir. "Babamın Gömleği" başlığı altında sosyal medyada da paylaşılan bu önemsediğimiz konuşmayı sizlerle de paylaşmak istedik:
"Çorağı bitek, kıracı sulak yapmanın ustasıydı babam. Ağalardan satın aldığı toprakları, bir kuyumcu titizliğiyle işler, birkaç sene içinde, yılda iki ürün alınan topraklara çevirirdi.
Babam, zeytin tutkunuydu. Dağlardaki deliceleri kış ortasında söker, tarlalarımıza diker, aşılardı.
Bir kök ağaçta iki üç çeşit meyve yetiştirmeyi çok iyi bilirdi. Bir dalda bir cins armut biter, öteki daldaki olgunlaşırdı.
Paylaşmayı severdi. Birisi, gel benim ağaçları da aşılayıver dese asla ikiletmezdi.
Hasat zamanı bizlere; daldaki meyvenin, bağdaki üzümün tamamını asla toplatmazdı.
Daha birkaç gün önce kuş kovalayan ben şaşardım.
- Biz hakkımızı aldık. Kuşun kurdun da hakkı var, derdi.
Birkaç gün bir zorunluluktan tarlalara, bahçelere gidemese söylenirdi:
- Dibine varmadığın ağaç, toprağına el sürmediğin tarla hal hatır sormadığın dost gibidir.
Toprak ve ağaç babamın bizlerden sonra en değer verdiği yoldaşlarıydı.
***
Bir yaz başında tanımadığımız adamlar geldi. Tarlalarımızın, bahçelerimizin içinde ölçümler yapmaya başladılar.
- Siz kimsiniz? dedik.
- Biz devlet memuruyuz, dediler.
Öğrendik ki tarlalarımızın, bağlarımızın, bahçelerimizin üstüne termik santral kurulacakmış.
Çok geçmedi devlet, babamın eline üç beş kuruş para tutuşturup istimlâk etti varımızı yoğumuzu.
Babam, sanki bir ömür yaşlanıvermişti.
Aradan birkaç ay geçmişti. Babamı, bir akşam adeta yıkılmış gördüm. Bir şey soramadım. Annem kulağıma fısıldadı.
Baban zeytinliğine gitmiş. Bir bekçi gelmiş:
- Amca ne arıyorsun burada, diye sormuş.
Baban da;
- Zeytinlerime bir bakayım, nasıllar göreyim, istedim, demiş.
Bekçi babana:
- Bu zeytinler senin değil artık. Bir daha buraya gelme; yasak, diye bağırmış. Ağrına gitmiş. Ağlaya ağlaya dönmüş eve.
Ben, bu gerçeklerle büyüdüm; doğa ve toprak sevgisiyle yoğruldum.
Bana diyorlar ki;
- Senin Karaova'da ne bir karış toprağın, ne de bir dikili ağacın var. Neden Karaova için bu kadar çırpınıyorsun?
Bodrum hızla yapılaşıyor. İnsanlar varlıklarını borçlu oldukları dört elementin üçüne yani suya, toprağa ve havaya acımasızca saldırıyor; ateşle oynuyorlar.
Gerekli önlemler alınmazsa Bodrum'un %11'e varan nüfus artışı çok kısa zaman sonra bu toprakları da istila edecektir.
Karacahisar'a termik santral kurmak için alsatçılar, yapsatçılar Ankara'daki işbirlikçileriyle sinsi planlarını uygulama peşinde.
Tuzla sulak alanına her gece bir bina dikiliyor.
Kissebükü, Adalıyalı, Mazı ve Çökertme koyları imara açılıyor.
Oysa Karaova, Bodrum'un soluk borusu. Gelecekte, Milaslıların, Yatağanlıların, Muğlalıların, Kavaklıderelilerin sağlıklı yaşaması için korunması gereken ilk halka.
Karaova, verimli topraklarımızın, doğal, tarihi ve kültürel değerlerimizi katma değer olarak yöre halkına döndürebileceğimiz bir örnek olmalıdır.
Üç yılı aşkın bir zamandır Karaova için kafa yoruyorum. Toprak bayramları, bağbozumu buluşmaları dikkatleri Karaova üzerine çekmenin birer aracı. Asıl amaç, burada dünya turizmine örnek olabilecek bir yapılanmanın gerçekleştirilmesi.
***
Ben, babam öldüğünde, bir gömleğini onun yarım bıraktırılan ideallerini gerçekleştirme yolunda yapacağım çalışmalarda bir başarı elde edersem giyme kararı vermiştim.
Bugün sırtımda onun gömleği var. Çünkü Karaova'da diktiğimiz fidan artık saçak salmıştır.
Karaova ne Bodrumun varoşu ne de Yatağan ovası olacaktır.
Gelecek Karaova'nın, gelecek Milas'ın, Yatağan'ın, Muğla'nın, Kavaklıdere'nin, gelecek Karya'nındır.
Amaçlarımıza inanan, bize yol arkadaşlığı yapan ve destek olan tüm yöneticilere, dostlara ve halkımıza teşekkür ediyorum."