BAŞKENT ANKARA (1)

Başkent Ankara denince akla; devletin idari merkezi ve otoritesi gelmektedir… Tüm bu politik uygulama ve çekişmelerin ötesinde, bu güzel kentte, Seymenler yurdunda, gezilip görülmesi gerekli turistik ve alternatif kültürel ve doğal mekanlar bulunmaktadır. Felekten gün çalmanın ve kendinize kaçamak zaman ayırmanızın tam sırası… Yoleri Gezgin Derviş-Modern Seyyah rehberliğinde Ankara sokaklarını yeniden keşfetmek için düşelim yollara…

Abone Ol

Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti Ankara’nın tarihi, Coğrafi, Etimoloji, İklimi hakkında kısa bilgilenmekte yarar vardır…

Ankara, Türkiye’nin başkenti ve Ankara ilinin merkezi olan şehirdir. Coğrafi olarak Türkiye’nin merkezine yakın bir konumda bulunur ve İç Anadolu Bölgesi’nde yer alır. Ülkenin İstanbul’dan sonra nüfus bakımından ikinci, kentsel alan bakımından birinci, metropol alan bakımından ise Konya ve Sivas’tan sonra en büyük üçüncü şehridir. Toplam 25 tane ilçesi vardır, bunların 9’u merkez ilçedir.

Ankara’nın 13 Ekim 1923’te başkent ilan edilmesinin ardından hızla gelişen şehir, 1927 nüfus sayımında Türkiye’nin en kalabalık üçüncü şehri olmuş ve 1945 nüfus sayımı itibarıyla İzmir’i geçerek ikinci sıraya yükselmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında ekonomisi hayvancılık ve tarıma dayanan ilin topraklarının yarısı hâlâ tarım amaçlı kullanılmaktadır. Ekonomik etkinlik büyük oranda ticaret ve sanayiye dayalıdır. Tarım ve hayvancılığın ağırlığı ise giderek azalmaktadır. Ankara ve civarındaki gerek kamu sektörü gerek özel sektör yatırımları, başka illerden büyük bir nüfus göçünü teşvik etmiştir. Cumhuriyetin ilanından günümüze, nüfusu ülke nüfusuna kıyasla iki kat daha hızlı artmıştır. Nüfusun yaklaşık dörtte üçü hizmet sektörü olarak tanımlanabilecek memuriyet, ulaşım, haberleşme ve ticaret benzeri işlerde, dörtte biri sanayide, %2’si ise tarım alanında çalışır. Sanayi, özellikle tekstil, gıda ve inşaat sektörlerinde yoğunlaşmıştır. Günümüzde ise en çok savunma, metal ve motor sektörlerinde yatırım yapılmaktadır. Türkiye’nin en çok sayıda üniversiteye sahip ikinci ili olan Ankara’da ayrıca, üniversite mezunu oranı ülke ortalamasının iki katıdır. Bu eğitimli nüfus, teknoloji ağırlıklı yatırımların gereksinim duyduğu iş gücünü oluşturur. Ankara’dan otoyol, demir yolu ve hava yolu ile Türkiye’nin diğer şehirlerine ulaşılır.

Bilinen tarihi en az 10 bin yıl öncesine, Eski Taş Çağı’na ulaşan Ankara, tarih öncesinden günümüze dek pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Hititler, Frigyalılar, Lidyalılar, Persler, Galatlar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Osmanlılar ve nihayet Türkiye Cumhuriyeti, il topraklarını kontrolleri altında tutmuştur. Tektosagların ve Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti olan Ankara şehri ve Frigyalıların başkenti Gordion, il sınırları içinde yer alır. Yıldırım Bayezid’in Timur’a yenik düştüğü Ankara Muharebesi Çubuk yakınlarında ve Türk Kurtuluş Savaşı’nın dönüm noktası olan Sakarya Muharebesi ise Polatlı yakınlarında yapılmıştır.

Ankara karasal iklime sahiptir. Şehir merkezinin dışındaki il topraklarının büyük bölümü, tahıl üretiminin yoğun olduğu platolardan oluşmaktadır. İlin çeşitli yerlerindeki doğal güzellikler korumaya alınmış olup dinlenme ve eğlence amaçlı kullanıma sunulmuştur. İlin adını taşıyan tavşanı, keçisi, atı ve kedisi dünya çapında bilinir; armudu, çiğdemi; yerel yemeklerden Ankara tavası ile Kızılcahamam ve Beypazarı maden suyu ise ülke çapında tanınır.

Etimoloji

Roma İmparatoru Gallienus döneminden bir Ankara sikkesi, Ankara adının çapadan geldiği efsanesini yansıtıyor.

Frigya dili ve Grekçede Ἄγκυρα (telâffuz: Anküra), gemi çapası demektir. Bazı efsanelere göre Ankara, Frig Kralı Midas’ın bir gemi çapası bulduğu yerdir. Büyük İskender’in Doğu Seferi sırasında Anküra’ya MÖ: 333’te geldiği kayıtlara geçmiştir. 2. yüzyıla ait ve Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesinde sergilenen bazı paralarda gemi çapası figürü bulunmaktadır.

Frigler, Galatlar ve Romalılar tarafından Ἄγκυρα olarak bilinen şehrin adı, Latin harfleri ile Batılı kaynaklara Ankyra ve Ancyra olarak geçti. Kentin adı, Türklerin Anadolu’ya gelmesinden sonra Ankara, Engürü ve Engüriye olarak değişime uğradı. Batı dillerine de Angora olarak geçti. 16. yüzyıla ait çeşitli resmî Osmanlı evraklarında Ankara (انقره) adı geçmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti devleti, 28 Mart 1930’da yabancı ülkelerden Türk şehirleri için Türkçe adların kullanılmasını resmen talep etti. Bu tarihten sonra posta idaresi Angora olarak adreslenmiş mektupları Ankara’ya ulaştırmadı. Böylece zamanla Ankara adı evrenselleşti.

Devamı haftaya…