Balkanlar'daki FETÖ Ne Olacak?

Abone Ol


Orta Asya'daki Türk cumhuriyetlerinin bazılarında "doku uyuşmazlığı" sebebiyle Fethullah Gülen ekibi zamanla tasfiye edildi. Özbekistan, 2011 yılında örgüte en büyük darbeyi vurdu.

Özbek devleti Gülenistleri "ülkede dini örgüt" kurmak suçundan tasfiye etti. Gülen cemaatinin okullarında çalışan 5 Amerikalı öğretmenin CİA ajanı olduğunu ve diplomat pasaportuyla ülkeye girdiklerini ortaya çıkaran Özbek yönetimi, ABD'li öğretmenlerle birlikte 3 Türk öğretmeni de tutuklamıştı. Daha sonra Rusya da Fethullah Gülen okullarını kapatmıştı. Halbuki, Türk devletinin desteğiyle eski SSCB topraklarında ve Balkanlar'da büyük bir ağ örmüştü Gülen'in talebeleri...

* * *

Turgut Özal, Balkan coğrafyasına da ayrı bir önem veriyordu. Osmanlı bakiyesi topraklarda "Türk azınlık" olarak uluslararası anlaşmalarla hakları belirtilmiş bir nüfusun nabzı Türkiye'yle birlikte atıyordu çünkü. Naim Süleymanoğlu'nun kaçırılmasından tutun da, 1989 yılında sınırların açılarak yaklaşık 400 bin Bulgaristan vatandaşı Türk'ün "anavatana" kavuşması gibi radikal kararlar almaktan hiç çekinmedi Özal. O dönemde, 1989'da isimleri zorla Bulgarlaştırıldığı için Türkiye'ye göç edenler için bir de Balkan Türkleri Dayanışma ve Kültür Derneği kuruldu. Devlet himayesinde kurulan bu dernek, iktidarlar değiştikçe sivilleşti ve folklorik bir özelliğe büründü.

2005 yılında karanlık bir grup derneği değişik hilelerle ele geçirdi. Herkes, işgalin sebebini İstanbul Beyazıt'taki dernek merkezinin kafeterya olarak işletilmesinden elde edilecek rant olacağını hesaplıyordu. Ancak, durum hiç de öyle değildi.

Bulgaristan seçimlerinde Türk azınlığın oyları, adeta ülkenin geleceğini tayin edecek hükümeti de şekillendiriyordu. "Türk partisi" olarak bilinen Hak ve Özgürlükler Hareketi'nin, aslında Bulgar gizli servisi tarafından kurulduğu, liderinin de eski bir istihbarat ajanı olduğunun ortaya çıktığı bir dönemde gerçekleşti işgal.

* * *

Bulgaristan seçimlerinde, Türkiye'nin birçok yerinde sandık kuruluyor, "çifte vatandaş" olan yaklaşık 300 bin seçmen oy kullanıyordu. O dönemde "eski milletvekili", "emekli asker", "vali yardımcısı" gibi sıfatlar taşıyanlar, işgalde büyük rol oynamıştı.

Bu işgali, hukuk mücadelesi vererek sonlandıran ekibin içerisinde gönüllü olarak yer aldığım için süreci yakından takip ettim. Mahkeme kararıyla dernek yeniden "sivil" ellere geçti.

İlk işimiz, Bulgaristan'da kurulan tezgahı anlatmak için, devletin ilgili bakanlarına ulaşmak oldu. Uzun zahmetlerin ardından randevular alındı, Ankara'nın yolu tutuldu.

Bakanlar bizi sadece dinledi. Bulgaristan'da, yüreği Türkiye ile atan ve çoğu genç olan nüfusun, bazı cemaatlerin insafına terk edildiğini de anlattık, bazı dolandırıcıların "Bulgaristan'da ilk Türk üniversitesini açtık" yalanıyla, insanları sömürdüğünü de...

Bir defasında Devlet Bakanı olarak Dış Türkler'den Sorumlu olan Hayati Yazıcı'yı ziyaret ettik. Ona da benzer şeyleri anlattık. Bizi yönlendirdiği müşavirlerine projelerimizden söz ettik. Balkanlar'daki gençler için sivil ve farklı bir organizasyon kurarak, tarihi, kültürel bağları güçlendirmek gerektiğini anlattık.

Her Balkan ülkesinden 5'er 10'ar gençlik gruplarını Edirne'de buluşturup, önce İstanbul'a, ardından Çanakkale'ye, Kurtuluş Savaşı'nın yaşandığı topraklardan Anıtkabir'e şanlı tarihimizi anlatarak gezdirmek, sonra da bu gençleri 10 veya 15 günlük bir kampta kaynaştırma projemizden bahsettik uzun uzun.

Bulgaristan, Yunanistan, Romanya, Arnavutluk, Kosova ve Bosna Hersek'teki "evlad-ı fatihan"ı kaynaştıracak projeler sunduk.

Ama bu coğrafya zaten Gülen'in açtığı okullara ve Zaman Bulgaria, Zaman Romanya, Zaman Arnavutluk organizasyonuna teslim edilmişti. Başbakanlık'taki "Dış Türkler"le ilgili birimler de, Gülencilerle koordine halinde faaliyet gösteriyordu.

Zamanla biz haklı çıktık, Hak ve Özgürlükler Hareketi'nden desteğini çeken Ak Parti, Bulgaristan'da yeni bir Türk partisi kurulmasına yeşil ışık yaktı. Yeni kurulan parti de Gülencilerle sarmaş dolaştı ve sonuç tam bir fiyasko oldu.

TSK ve Yargı başta olmak üzere FETÖ'cüleri temizlerken, devletin "evlad-ı fatihan"la ilgili çalışmalarını yapan o birimler hızla temizlenmeli ve FETÖ ahtapotunun Balkanlar'daki kolları hızla budanmalı. Bunun için de, "hayal satan" eski "Bulgar istihbaratı gönüllüleri" ile değil, yüreği "evlad-ı fatihan"la atan sivil dinamikler tercih edilmeli.