Ayan Oros (Meryem Bahçesi) (8)

Abone Ol

Bir Müslüman gazeteci yasak bölgede

İki saat süren vapur yolculuğu ardından Ayan Oros limanına indik ve ben Büyük Lavra Manastırına gittim. Ertesi gün yapılacak büyük Pazar Ayinine katılmak için sabırsızlandım… Yemek, içecekler ve yatmak bedelsizdir. Her sabah elinde uzun bir tokmakla ilahi söyleyerek ses çıkaran uyandırma görevlisi keşişin bağırtısı ile kalktıktan sonra, kiliseye gidiliyor. Mumlar yakılıyor. Azizlerin resimlerinin es ve ayakları öpülüyor ve topluca zikir ediliyor. Oturacak yer bulamaz iseniz, uzun süre ayakta yorulmak da var. Elinde tütsü ile “Amen!..” diyerek şeytan kovan keşişin duman altı tütsüsü ile zor anlarda yaşarsınız. Toplu ayin bitiminde büyük bir yemek solonunda zengin bir kahvaltı masası sizi bekliyor. Kovalar ve testilerle sunulan şaraplar ve kendi yaptıkları yiyecekler sizi gün boyu tok tutacaktır. Uzun saçlı ve örgülü genç-yaşlı bakımlı ve temiz garson keşişlerin telaşı, görülmeye değer. İzin almadan fotoğraf çekmeyiniz. Dayak yemekte var…

Ya da, manastırın kapısından dışarı atılmakta var. Her Ortadoks ülkeyi temsilen büyük bir Manastır var. Yunanistan, Rusya, Romanya, Bulgaristan, Sırbistan ve İstanbul (Kostantinapolis)’i temsilen de adanın en büyük manastırı olan Lavra bulunmaktadır. Lavra Manastırı içinde bulunan İsa, Meryem Ana ve Azizlerin heykeli, resimleri ve çok kıymetli tablolar sergilenmektedir. Özellikle, 1453’de Fatih’in İstanbul’u alacağı anlaşılınca, İstanbul’daki kıymetli tabloları ve değerli eşyaları kaçırıp, buraya taşımışlar. Lavra Manastırı, Ayanoroz’daki diğer manastırlardan daha büyük ve zengin mirasın saklandığı kutsal alan olarak değerlendirilmektedir… Ben İstanbul’dan geldiğim için, burada bana konukseverliğin en üstününü sundular.

Peki, Yunan polis şefi, benim yüzümden Ayan Oros’a giden feribotu neden durdurmuştu? Çünkü, feribot hareket ettikten sonra, polis şefi, benim için yazılan bu mektubu zarfından çıkarıp okumuş. Fener Patriği Dimitry I. Bartholomeos, mektubunda beni öven uzunca cümlelerden sonra; “O iyi bir Müslümandır” notunu yazmış. Oysa Ayan Oros’a, bırakın bir Müslümanı, Ortadoks olmayan kimse ayak basamaz. İyi ki, kaptan köşkündeki yaşlı adam bana destek oldu. Ona ne kadar çok teşekkür etsem azdır… Ayan Oros’ta bırakın bir kadın görmeyi, dişi olan hayvanların yaşamasına bile izin verilmiyor. Çifte koşulan ve yük taşıyan atlar ve eşekler bile erkek… Ada’da dişi sinek bile yok… Bu nedenle, ben burada yaşayan Ortadoks erkek keşişlerin özerk güvenlik kuralları manzumesinden dolayı: “Ayan Oroz Erkekler Cumhuriyeti” adını takmıştım. Milliyet Gazetesi’nde dizi yazısı olarak yayınlanan bu çalışmam, basında dikkat çekmişti. Belki de, Ayan Oros’a ayak basan tek Müslüman gazeteci bendim…

Athos Dağı’nın defne kokulu yamaçlarına, deniz kıyısındaki uçurumların üzerine inşa edilmiş dev kale kentlerin kilise, manastır ve papaz evlerindeki hayatı da izledim…

Devamı haftaya…