Askeri sırları sızdıran mı var?
Artık sadece el altından destekledikleri terör örgütleriyle, lobilerle, sivil toplum kuruluşu adı altındaki sinsi teşkilatlarla yapmıyorlar bunu. Birçok ülke kartını açık açık oynuyor.
Anadolu'yu işgal antlaşması olan Sykes-Picot'u, Ekim devrimiyle iktidar değişince bize bildiren ve oyunu bozan Rusya, bugün açık açık karşımıza dikilmiş silahlı terör örgütlerini destekliyor.
1. Dünya Savaşı'na girmemize yolaçan ve büyük yıkımın "müttefik mimarı" Almanya, "halka karşı kullanırsınız" diyerek silah vermeyi reddediyor.
Altay tankının motorunu alacağımız Avusturya, anlaşmayı bozuyor ve "Size motor vermiyoruz" diyor.
Avrupa'da ilişkilerimizin bozulmadığı ülke yok, çünkü bunun için zaten bahane arıyorlardı. Biz de istedikleri bahaneleri bir şekilde verdik.
Atalarımızın "olacakla öleceğe çare bulunmaz" sözündeki gibi, ne olacaksa bir an önce olsun der gibiyiz...
* * *
Güneyimizde, Büyük Ortadoğu Projesi'nin Rusya'yla yapılan bir gizli anlaşmayla revize edilmiş hali hızla uygulanıyor.
ABD, Rusya ve AB ülkeleri "Hedefimiz cihadist teröristler" diyor IŞİD'i veya DAEŞ'i kastederek. Bu "laboratuvar virüsü" örgütün İslâmla hiç alâkası olmadığını, İngilizlerin Osmanlı'nın dünya müslümanlar üzerindeki etkinliğini bozmak için kurdukları tarikat ve cemaatlerin uydurduğu dini İslâm diye yutturmaya çalıştığını hepsi biliyor. Ama "İslâmi terör" demek, stratejilerinin gereği.
Hedef, İslâm dünyası. "Arap baharı"nda Ortadoğu ülkelerine örnek gösterdikleri Türkiye'yi de bu hedefin odak noktasına yerleştiriyorlar. Manivela olarak PKK'yı, FETÖ'yü ve DEAŞ'ı kullanıyorlar.
DEAŞ'ın kalbi Rakka'yı tekrar almak için teröristlerden kara ordusu devşirip, paraşütle cephenin belli bölgelerine indiriyorlar. Ama bu arada Rakka operasyonundan Türkiye'yi de dışlayarak asıl niyetlerini belli ediyorlar.
ABD, İngiltere ve Fransa'nın BOP zeminini hazırlarken "Arap baharının mücahitleri" olarak organize ettiği silahlı milisleri "Cihatçı terör örgütü" yerine koyup, onların günahını da Türkiye'ye yükleme çabası var. Silahı veren kendileri, teröristleri eğiten, bomba yapımını öğreten de kendileri...
* * *
Türkiye, güney sınırını tamamen kuşatmak isteyen PKK ve DAEŞ'e karşı Fırat Kalkanı operasyonunu gerçekleştirdi. İçimizden birileri gaza gelip "Önce El Bab, sonra Halep" çığlıkları attı. Ama jeopolitik öyle kahramanlık türküleriyle değil, sağlam strateji, askeri ve ekonomik güç, bölgesel müttefikler sayesinde gerçekleşiyor. Rusya, Esad'ı sırtlayıp anında Halep'in tamamını almasını, El Bab'da karşımıza dikilmesini sağladı. Bir adım daha öteye gitmeyelim diye, askeri birliğimizin bulunduğu binayı bombaladı jetleriyle.
ABD, "Sizinleyiz, aslanım benim, kaplanım benim" derken, birden yapayalnız bıraktı bizi. PKK'yı ağır silahlarla donatırken, Türkiye'nin El Bab operasyonunu gerçekleştirdiği ÖSO'ya her türlü silah yardımını ansızın kesti.
Türkiye, Menbiç'i "stratejik hassas nokta" olarak gördüğü için almak istiyor ve haklı. Ama Rakka operasyonuna "Suriye PKK'sı olmadan" da katılmaya gönüllüydü. Gidiş yolu olarak da "kestirme" bir güzergah planlanıyordu. Silopu ve Çukurca üzerinden Rakka'ya uzanmak... Bu yol "muhtemel harekat planı" olarak konuşuldu da...
Barzani'nin, Türkmen ili Kerkük'ü teslim ettiği PKK, bu güzergahta şimdi savaş hazırlığı yapıyor.
Haberi veren de yine Barzani'nin resmi ajansı Rudaw. PKK'nın, Duhok'un Amedi ve Zaho ilçelerinde savaş hazırlığında olduğunu belirten haberinde önemli bilgilere yer veriyor. İfade şöyle:
"1980'lerde Güney Kürdistan'a yerleşen PKK, 1991 Ayaklanması'ndan (Raperin) sonra Kürdistan'da gücünü arttırdı. PKK, öncelikle Kandil, ardından Amedi, Zaho ve son olarak da Şengal'e yerleşti. Amedi ilçesinin yüzde 75'i dahil Duhok'a bağlı 361 köy şu anda PKK'nin elinde bulunuyor. PKK'lilerin Güney Kürdistan'daki sayısının 5 bin dolayında olduğu tahmin ediliyor.
Bu bilgileri verdikten sonra Rudaw, Amedi'deki köy muhtarlarının verdiği bilgileri aktarıyor. Muhtarların iddiasına göre bazı üst düzey PKK'lılar evlerini ziyaret edip "Türkiye'nin, Kandil ve Şengal'de bulunan mevzilere havadan ve karadan saldırmayı planladığına dair bilgiler aldık" demiş. PKK, bu gerekçeyle ana yollara bomba tuzaklamış. Ayrıca bölgede "kara savaşı"na ciddi bir hazırlık da varmış.
Eğer, TSK o bölgede PKK'ya karşı bir harekât planlıyorsa, Rudaw'da yer alan bilgiler, bu planların sızdırıldığı hissini doğuruyor. Eğer bu gerçekse, yani TSK'nın bir hazırlığı var ve PKK da buna göre ön alıcı hamleler yapıyorsa ciddi bir skandal var ortada. PKK'nın yollara döşediği bombaların asıl sahibi olan ABD mi veriyor yoksa o bilgileri?