Alt işverenlik ilişkisi, Türk iş dünyasının sıklıkla başvurduğu yöntemlerden biri. Farklı sektörlerde son derece başarılı iş birlikleri kurulabiliyor olsa da bazen işler yolunda gitmeyebiliyor. Asıl işverenlerin maruz kaldıkları cezai yaptırımların önemli bir kısmı alt işverenlerden kaynaklanıyor. Asıl işverenler bu durumun önüne geçebilmek için birçok farklı yöntemle sorumlulukları alt işverenlere yüklemeyi deniyor ancak genellikle sonuç değişmiyor. Peki bunun nedeni nedir ve mevzuatın asıl işverene yüklediği sorumluluklar nelerdir? Bu yazı dizisinde bu konuyu ele alacağız.
Ücretler ve yıllık izinler, işçilerin hassas haklarındandır. Bu durum alt işverenlik uygulamalarında da geçerlidir ve ücretler ile yıllık izinler en çok şikâyete konu olan unsurlar olarak öne çıkar. Bu hakların korunması, yalnızca alt işverenin değil, asıl işverenin de doğrudan sorumluluğu altındadır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 36. ve 56. maddeleri bu konuda yol göstericidir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 36.maddesi: “Asıl işveren, müteahhit veya taşeronun işçilerine ücret ödeyip ödemediğini kontrol etmek zorundadır. Ücretlerin ödenmediği tespit edilirse, bu alacaklar hakkedişten kesilerek doğrudan işçiye ödenir.” Yani işçi, ücretini alamadığında tek muhatabı alt işveren değildir ve asıl işveren de bu zincirin bir halkasıdır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 56.maddesi ise yıllık izinlerin hesaplanması ve kullandırılmasına ilişkindir. “Alt işveren değişse bile aynı işyerinde çalışmaya devam eden işçilerin izin hakları kesintisiz sayılır. Asıl işveren, bu izinlerin kullanılıp kullanılmadığını kontrol etmek ve işçilere izinlerini kullandırmakla yükümlüdür.”
Sahadaki uygulamalar ise çoğunlukla bunun tam tersidir. Alt işveren değiştiğinde, işçilerin izin hakları sıfırlanıyormuş gibi gösterilir. Oysa kanun, işçinin aynı işyerinde çalışmaya devam ettiği sürece haklarının korunmasını emretmiştir.
Bu düzenlemeler, asıl işverenin yalnızca mali değil, idari sorumluluk da taşıdığını ortaya koyar. İşçi haklarının takibi, iş barışı ve iş güvenliği açısından kritik önemdedir. Çünkü yıllık izin ve ücret hakkı, yalnızca maddi değil, aynı zamanda insani bir haktır.
Sonuç olarak, asıl işverenler için çıkarılacak ders şudur: Ücret ve izinler sadece birer maliyet kalemi değil, işçilerin hakkı ve iş barışının güvencesidir. Bu nedenle, alt işverenlik ilişkilerinde en dikkat edilmesi gereken nokta, alt işveren çalışanlarının haklarının eksiksiz kullandırılmasının sağlanmasıdır. Bu da ciddi bir denetim mekanizmasının varlığını gerektirir. Denetim sağlanamazsa, mevzuat asıl işvereni bu haklardan sorumlu tutar ve bedelini onlara ödetir.