Ankara'nın Karı Bir Türlü Erimedi
Gaffar Okkan'ın, Eşref Bitlis'in, Bahriye Üçok'un öldürülüşü gibi, Uğur Mumcu'nun katledilmesi de aynı karanlık ellerin ürünüdür. Ama bir türlü ortaya çıkmaz gerçekler.
İster vesayet deyin, ister gladyo, kontr gerilla deyin. Adını nasıl koyarsanız koyun, bir "gizli yapı"nın cinayetleridir hepsi de. Maşalar farklıdır, maşalara vurulan damgalar da. Ama o maşaları tutan ellerin aynı olduğu, biraz detaya inildiğinde hemen ortaya çıkar. Ancak kimse daha derine inme, detayları ortaya çıkarma ve işin adını koyma cesareti gösteremez.
Herşeyden önce Uğur Mumcu'nun temsil ettiği veya usta kaleme sahip çıkma iddiasında olan kesim de bu karanlığa teslim olmuş, işin kolayına kaçarak "İslâmcı terör"le izah edip sloganlarla geçiştirmiştir o dönemi.
* * *
"Herkesin bildiğinden fazlasını biliyorum" iddiasıyla değil, herkesin bilip de söylemedikleri yüzünden söylüyorum bunları.
90'lı yıllar, Türkiye'de bir "hafıza silme" operasyonun yaşandığı karanlık yıllardı. NATO'ya üye oluşumuzun ardından organize edilen birçok karanlık olayın ve yakın siyasi tarihin izlerini silme operasyonuydu.
Soğuk savaş yıllarının karanlık labirentinde yaşadığımız gerçeklerin tanıklarını ortadan kaldırma ve daha farklı bir karanlığın içine çekme operasyonunun en şiddetli yaşandığı yıllardı.
Uğur Mumcu, öldürülmeden kısa bir süre önce Almanya'ya gitmiş, yakınlarının ifadesiyle iki valiz dolusu belgeyle dönmüştü. Berlin Duvarı yıkıldıktan sonra birleşen Almanya'nın Doğu kanadının istihbarat arşivlerinde çalışma şansı elde etmişti. KGB ile iç içe olan Doğu Alman istihbaratı STASİ'nin arşivlerinde, Türkiye'deki NATO merkezli "karanlık" organizasyonlara dair belgelere ulaşmıştı. PKK'nın kuruluşu da vardı bunun içinde, daha farklı bilgiler de. İsrail istihbaratı MOSSAD'ın da adının geçtiği, NATO'nun üye ülkelerde oluşturduğu gladyo benzeri yapılanmaların operasyonlarına dair bilgi notları da...
Hatta, Mumcu'nun bu bilgileri teyid etmek için hem Türk yetkililerle hem de İsrail'li diplomatlarla görüştüğü de kayıtlara geçmişti.
Mumcu, STASİ arşivlerinde elde ettiği belge ve bilgilerle ilgili tek satır yazamadan profesyonel bir suikast sonucu susturuldu. Bilgisayarında yer alan bilgiler hiç bir zaman kamuoyuyla paylaşılmadı. Mumcu'nun kardeşi ile eşi, soruşturmanın ilerleyen safhalarında neden birbirlerine düştü, o bile hâlâ sır.
* * *
Diyarbakır'da devletin sıcak yüzünü vatandaşa hissettiren ve çok sevilen Emniyet Müdürü Gaffar Okkan da yine bir 24 Ocak'ta kaldırıldı ortadan. "Hizbullah" denildi ama çok komplike bir saldırı sonucu şehit verdik Gaffar Okkan'ı. Ölümünden sonra ekibinin de dağıtılması hiç bir zaman izah edilemedi.
Tıpkı, "Çekiç Güç aracılığıyla PKK silahlandırılıyor, güç kazandırılıyor" diyen ve bölgede çok önemli bir operasyon hazırlığındayken uçağı düşerek şehit olan Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis gibi. "Uçağı düşmeseydi, Diyarbakır'da suikaste uğrayacaktı" iddiaları bile gündeme geldi. Uçağın motorunun buzlanma nedeniyle bozulduğu söylendi, her iki kanattaki motorlarda patlamalar meydana gelişinin nedeni hiç bir zaman aydınlatılamadı. Bilirkişi raporu yüzde 60 pilotaj, yüzde 40 buzlanmayı gerekçe gösterdi uçağın düşüşüne.
24 Ocak'ta Uğur Mumcu, 17 Şubat'ta Eşref Bitlis "ortadan kaldırıldı" karanlık eller tarafından.
Uğur Mumcu, PKK dahil bazı karanlık örgütlerle ilgili önemli bilgi ve belgeler elde ettikten, Eşref Bitlis de Türkiye'de konuşlanmış Çekiç Güç'ün bölgedeki karanlık operasyonlarına göz yummadığı için ortadan kaldırıldı. Ama bu gerçek hiç bir zaman net bir şekilde haykırılmadı.
* * *
CIA ve MI6 tarafından 16 Avrupa ülkesinde kurulan NATO'nun gizli örgütlenmeleri hep konuşuldu. Ama bu zincirin Türkiye halkası, yani NATO'nun Türkiye'deki gizli ordusu hiç bir zaman ortaya çıkarılmadı. Tüm Avrupa'da soğuk savaş sonrası "derin" yapısının büyük bölümünü tasfiye eden NATO, Türkiye'de "iz silmeyi" tercih etti. Dönemi biten ve geçmişin tanığı olan önemli isimleri ortadan kaldırarak.
Birçok önemli operasyona imza atmış, MİT'ten tasfiye edildikten sonra Turgut Özal'ın istihbarat teşkilatını "iç ve dış" olarak iki ayrı şekilde yapılandırmayı kafasına koyduğu yıllarda kendisi için çok özel bir dosya hazırlayan Hiram Abas'la başlayan bir "temizlik" süreciydi bu.
Ankara bugün de kar altında ve Uğur Mumcu 24 yıldır türkülerle anılıyor.