Alt İşverenlik, Eser ve Hizmet Sözleşmeleri: Mevzuatın 4 Amacı ve İşverenlerin Niyeti

Abone Ol

Alt işverenlik ilişkileri, iş dünyasında giderek artan bir uygulama alanı bulsa da, bu ilişkilerin hukuki zemini olan sözleşmelerin ne derece doğru ve eksiksiz hazırlandığı konusu ciddi bir muamma. Bir grup işverenler sözleşmeleri bir formalite olarak, bir diğer grup ise “riskleri alt işverene yükleyen belge” olarak görüyor olsa da aslında bu belgeler, tarafların hak ve yükümlülüklerini belirleyen, olası uyuşmazlıkların önüne geçen ve hukuki güvence sağlayan temel araçlar olarak değerlendirilmeli. Ancak uygulama sahasında sıklıkla görüyoruz ki; gerek işverenlerin gerekse alt işverenlerin ciddi bir çoğunluğu henüz hangi sözleşme türünü kullanması gerektiği konusunda dahi bilgi sahibi değil veya sahip olduğunu sandığı bilgi kökten yanlış. Asıl iş nedir, uzmanlık gerektiren asıl iş nedir, yardımcı iş nedir, anahtar teslim iş nedir, alt işverenlik sözleşmesi nedir, eser sözleşmesi nedir, hizmet sözleşmesi nedir, hangi iş için hangi sözleşme kullanılmalıdır? Bu uzun yazı dizisinde alt işverenlik, eser ve hizmet sözleşmeleri konularına değineceğiz ve tüm soruları cevaplandırmaya çalışacağız.

Alt işverenlik mevzuatının arkasında belirli amaçlar var ve bu amaçları anlamadan mevzuatla uyum içinde olmak pek mümkün görünmüyor. Çünkü işin özüne indiğimizde anlıyoruz ki; mevzuat sadece belirli formları doldurarak ya da belirli sözleşmeleri imzalayarak bir standart oluşturmayı hedeflemiyor, ilişkinin tamamının belirli bir amaç doğrultusunda ve suistimale yeltenmeden kurulmasını bekliyor.

Mevzuatın 4 Temel Amacı

Mevzuatın birinci amacı, işin türünü doğru tespit etmektir. Alt işverene devredilecek işin asıl iş mi, yardımcı iş mi yoksa anahtar teslim bir iş mi olduğunun netleştirilmesi gerekir. Mevzuat bu sınıflandırmayı rastlantıya bırakmaz ve her sınıfın kendine özgü hukuki gereksinimleri vardır.

İkinci amaç, sözleşmenin türünü doğru belirlemektir. İşin sınıfı tespit edildikten sonra, o sınıfa uygun sözleşme türü seçilmelidir. Eser sözleşmesi mi, alt işverenlik sözleşmesi mi, karma bir sözleşme mi? Bu seçim keyfi değil, işin niteliğine uygun olmak zorundadır.

Mevzuatın üçüncü amacı, uygulamanın mevzuata ve sözleşmeye uygun yürütülmesidir. Sözleşmede ne yazıyorsa sahada da o uygulanmalıdır. Sözleşme ile uygulama arasında derin bir uçurum olmamalıdır. Örneğin; işin türü “anahtar teslim iş” olarak belirlenmiş ve “eser sözleşmesi” imzalanmışsa, uygulama sahasında gerçekten de mevzuatın “anahtar teslim iş” olarak tanımladığı bir işin, mevzuatın emrettiği “eser sözleşmesi” hükümlerine uygun olarak yürütülüyor olması gerekir.

Dördüncü amaç ise ilişkinin dürüst bir niyet taşımasıdır. Alt işverenlik ilişkisi, üçüncü kişileri ya da işçileri yanıltmayı amaçlayan bir araç olarak kullanılmamalıdır. Başka bir deyişle ilişki, muvazaa unsurlarını içermemelidir.

İyi niyetli bir işveren açısından bu 4 amaç, kendi mevzuat uyumu ve operasyonel hedefleriyle de örtüşür. İşini doğru tanımlamak, uygun sözleşmeyle ilerlemek, tutarlı bir uygulama yürütmek ve dürüst bir niyet taşımak, hem mevzuatın hem de sağlıklı iş ilişkilerinin gereğidir.

Ancak bazı işverenler bu 4 amacın her birinde kendi çıkarlarına göre hareket edebilirler. İşin türünü işlerine geldiği gibi yorumlayabilirler, riski alt işverene transfer edecek sözleşmeler seçebilirler, uygulamada sadece cezai müeyyideye uğramamayı hedefleyebilirler ve ilişkiyi bir paravan olarak kullanabilirler. Bu durum, tam da mevzuatın muvazaa ismi ile tarif ettiği tablodur.

Sonuç olarak; mevzuatın amacını anlamadan kurduğumuz her ilişki, o amacın dışına çıkma riskini taşır. Bu risk içten içe sessizce büyümesi ve bir denetim ya da bir dava dosyasıyla görünür hale gelerek bizi ciddi yaptırımlara maruz bırakması kaçınılmazdır. Er ya da geç.

https://oguzhanaslan.com/bilgi-bankasi/blog