Ahde vefa...

Millet olarak birçok güzel haslete sahibiz.

Abone Ol

Ne yazık ki vefa olgusu bunların içerisine pek girmemekte.

XXX

Bunun somut örneğini kendi ilçemin İstanbul'daki derneğinde gördüm.

İl ve ilçe derneklerinde bazen başkan olacak yeterlikte birini bulamayabilirsiniz. Hatta herhangi bir başkan adayı bile bulamayabilirsiniz.

Bizim dernekte de yeri geldi başkan yapılacak bir aday çıkmadı. Ama önünde sonunda birisi ya ikna edildi ya da kendiliğinden aday oldu. İyi ki de oldular ve taşın altına ellerini koyarak derneği kapanmaktan kurtardılar.

Sonrasında bu kişiler için "Hiçbir şey yapmadı" dendi. "Hiçbir şey yapmadıysa da derneği kapanmaktan kurtardı" diyenlerin sesi çok cılız kaldı.

XXX

Yine derneğimizden örnek vereyim.

Bir başkan, göreve geldikten sonra dernek binasının kentsel dönüşüme girmesi olayını kucağında buldu.

İyi niyetiyle müteahhite ödenmesi gereken miktarı toplamaya çalıştı. Bir miktar da topladı. Ama yeterli miktar toplanamadı. İşin açığı bu süreci çok iyi yönetemedi.

Yeni bir yönetim geldi ve süreci hemşehrilerimizin desteği ile iyi yönetti ve tamamladı.

Yeni yönetim başarılıydı, ancak onların başarısız bulduğu eski yönetim olmasa iş mevcut aşamaya dahi gelmeyecek, bina derneğin elinden çıkacaktı.

Ahde Vefa yoktu. Eski yönetim sadece yönetemediği hususlarla anılmak isteniyordu.

XXX

Gün geldi, bina yenilendi. Mevcut yönetim burayı satıp, daha büyük yeni bina alma konusunda faaliyetlere başladı.

Bu çerçevede oluşturdukları whatsapp grubunda görüş istediler.

Ben de görüşlerimi açıkladım. Kentsel dönüşümün başlangıcında emeği geçen eski yönetime, bu işi sonuçlandıran yeni yönetime ve destek olan tüm hemşehrilerimize teşekkür ettikten sonra bina satılıp alınmasıyla ilgili görüşlerimi ifade ettim.

Yeni başkan, görüşlerim sonrası; bürokratlık ve diplomatlık yaptığım dönemler de dahil olmak üzere tüm meslek hayatımda görmediğim derecede şahsıma yönelik ağır bir yazı kaleme aldı.

Görevlerimi, ne yapıp yapmadığımı bir kenara bıraksak dahi, yöremizde bir büyüğe saygı sınırını aşan yazının temeli, benim yazımda eski başkana da teşekkür etmeme dayanıyordu.

Yeni başkanın yazısını okuyanlar benim yazımla, verilen cevabi yazı arasında bir ilişki kuramadıklarını açıkça ifade ettiler. Ancak bunu bir kişi hariç grup ortamında kaleme döken olmadı.

Sessiz kalma hakkımı kullandım. Bu hakkı kullanırken, geçmişe bir yolculuk yaptım:

İl Müdürlüğüm sırasında derneğimizin toplantı ve yemeklerine verdiğim destek,

Demirbaştan düşürülen iki kamyon malzemeyi ilçemiz belediyesinin envanterine geçirişim,

Bazı hemşehrilerimizin çocuklarına iş bulmam,

Diplomatlık döneminde Bakü'ye gelen ve işi olan hemşehrilerimize desteğim,

Doğu'da hiçbir ilçenin sahip olamadığı, arşivsel özelliğe sahip bir belgesele ilçemin sahip olması için yapımcılığını üstlenmen ve bu belgeselin TGC tarafından ödüllendirilmesi,

Seyahat üzerine yazdığım dört kitapta da ilçemi ön plana çıkararak tanıtımına yaptığım katkı (hatta dünya gezilerimi anlattığım kitabımın isminde ilçemin adını kullanmam),

İlçemizde hayırsever bir hemşehrimiz tarafından yaptırılan öğretmenevi odalarının tefriş edilmesi konusunda emek sarf edenlerden biri olmam,

Köşem olan gazetelerde ilçemin tanıtımı için gerekli zamanlarda devreye girmem,

Ve aklıma gelmeyen onlarca şey daha...

Bunların hepsini hiçbir çıkar beklemeden sadece ilçem ve ilçe halkım için yapmıştım.

Yaptım da ne oldu?

Ahde vefanın gösterilmemesi burada da devreye girdi.

Birisi çıktı, her şeyi sıfırladı. Tüm şevkimi kırdı.

Belki böylesi daha iyi...