İki toplantı , bir seyahat  ardından bir miktar masa başı , 3 toplantı daha, bir masa başı ve arada akşamları evde neler oluyor diye eve uğramaca.

 

Yavrum ödevlerin tamamlandı mı? Günlük dersleri tekrar etmen lazım ki sonra panik olma.Bugün kaç sayfa kitap okudun sorularının ardından günlük didişmeler başlıyor pek tabii.

Anne bilmemkinin dogumgünü var gidebilir miyiz , anne şu sinema filmine gidelim, nolur gidelim, anne bilmem ne kalemi çıkmıs,Emre’de gördüm bana da ondan alır mısın gibi isteklerin sonu gelmiyor ve  tüm bunlar haftasonunu daha da karmaşık hale getiriyor.

Tüm bu beklentileri karşılayabileceğim alışveriş merkezlerinin elektrik yüklü ve yorucu havasına bir de yoğun alma ve verme isteği ile yanıp tutuşan kalabalık beni olabildiğince soğutuyor. 

İşte o haftasonlarından birinde hadi diyorum, hadi bu haftasonu alıp başımızı şöyle doğaya gidelim diyorum Murat'a. Kapıyoruz Ali'yi. Çantaya 3-5 lüzumlu kılık koyarak ver elini şehrin yamacındaki bir kasabaya. 

Yol üzeri horozlar bizi selamlıyor, ineklerse yolumuzu kesiyor. Öte de çocuklar asfalt ile otluk alanın kesiştiği noktada  koyunları otlatıyor. Birikmiş suların üzerinden atlayarak oyun oynayıp gülüşüyorlar.

Ali'nin İstanbul halleri geliyor aklıma. Eve gelen arkadaşı ile ne oyun oynayacağını bilemeyip biz ne yapalım dedikleri annelerinin bacaklarına sarıldıgı günler.

Ağaçlar rüzgarla dansediyor, güneş aradan bana göz kırpıyor. Zihnim önceki haftanın gündemi ile sonraki haftanın gündemini iki arada bir derede birleştirmeye calışıyor. Gökyüzüne bakıyorum bulutlar gülümsüyor. Boşver diyor şimdi değil. Boşalt zihnini. 

Mis gibi taze ıslanmış toprak kokusunu duyabildiğimiz otelimize geliyoruz. Ahşap kokusu sarmış odamıza eşyaları atıp yürüyüşe çıkıyoruz. Bir ara duruyoruz Ali ile yerdeki taşlardan bir oyun yaratıyoruz. İleride bir park bulup birbirimizi sırayla sallıyoruz. Elim sende oynarken soluk soluğa kalıyoruz.Yorulduğumuzda çimlere yığılıp sohbet edip gülüşüyoruz. Ailece bir arada olmanın tadını tuzunu anlıyoruz galiba.

Akşam olduğunda temiz havayı yutmuş Ali kucağımızda uyayakalıyor ve biz Muratla sessiz sevinç çığlıkları atıyoruz. İki tıngır birşeyler söyleyip içerken eski günleri yad ederek sohbetleşiyoruz. Ertesi gün yola çıktığımızda sessiz bir anlaşma arabaya hakim oluyor. 7’den 70’e hepimiz sakinleşebildiğimiz ve doğallaşabildiğimiz bu mekanda üzerimize ne giydigimize bakmadan, sorgulamadan, ek oyuncağa ihtiyaç duymadan yaşayabildiğimiz için Yaradana şükrediyoruz.

Kılığımız pis ama yüreğimiz temiz, yorgun ama dingin olarak eve döndüğümüzde Ali banyoda tekrar yapalım bunu anne diyor.

İstedigi şeyin insan oğlunun doğasına dönme arzusu olduğunu farkedip kendime gülümsüyorum.

Bundan sonra doğa ile yaşamınıza es vermeye kendi kendime söz veriyorum.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.