Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, bu hafta Salı akşamı Fenerbahçe TV’de, başkanlığında geçen 50 günün muhasebesini yaptı; kulüp hakkında bilgi verdi. Özetle, Fenerbahçe’nin borcunun daha önce söylenenden %50 daha fazla oldugunu (400 milyon Euro değil 621 milyon Euro), en az 4-5 yıllık tüm gelirlerin ipotekli olduğunu, basketbol başta olmak üzere amatör şubelere önemli borçlar olduğunu, mali durumun çok çok kötü olduğunu ve Fenerbahçe’nin boğazına kadar borç içinde olduğunu ayrıntısıyla anlattı. Yine realist tavrıyla, tüm bunları aşmanın zaman alacağını söyledi.

Fenerbahçe taraftarı yıllardır Aziz Başkan’ın hep vaat ettiği ama yapmadığı transferlerden, sezon açıldıktan sonra alınan sakat yıldızlar veya 2.sınıf oyunculardan bıkmıştı. Ali Koç’la beraber yepyeni sayfalar açılacağını, Fenerbahçe’nin çehre değiştireceğini umuyordu. Ama yaklaşık 2 aydır yaşanan süreçte durumun hiç de böyle olmadığı görüldü ve Ali Koç’un yaptığı açıklamalar bundan sonrasının da çok pembe olmayacağını gösteriyor. 

Futbolda Altınordu’dan Barış, Berke, Hollanda’dan Ferdi gibi gençlere yatırım yapmak güzel (kaleci Berke’nin mutlaka alınması gerektiğini ben de yazmıştım); ancak Türkiye’nin en büyük kulüplerinden birinin, oldukça silik geçen yılların ardından yeni sezona hala eski kadrosuyla, bir de kadro dışından gelip takıma tekrar katılanlarla girecek olması hiç de umutlu bir tablo çizmiyor. Kimse gidip büyük paralara oyuncular alınmasını beklemiyor ama yetenekli, ucuz, ilerde iyi paralara satılabilecek yabancıların takıma kazandırılması mümkün…. Tabii eger Aziz Başkan bu işi yapması gereken scout ekibini, 20-25 yıl önce futbolu bırakmış emekli futbolculardan kurmamış olsaydı. Şimdi iş tamamen Comolli’nin eline bırakılmış durumda ve ondan da bu konuda yapıcı bir iş çıkmıyor. Fenerbahçe yeni sezonu da Skrtel gibi saatli bomba bir defans, Mehmet Topal-Josef gibi artık vasatın altına düşmüş bir orta saha, forvette de sakat Soldado, orta sahadan devşirme Guilano ve yeni transfer, Premier Lig’de kendini yeterince gösterememiş ve Fenerbahçe’ye “kurtarıcı” olarak kakalanan Andre Ayew ile geçirecek gibi duruyor. Yine gerçek, kalburüstü bir futbol takımı olamadan yeni sezon başlıyor. Bu takımın bu haliyle Benfica’yı ve eğer tur atlarsa arkasından gelecek takımı eleyip Şampiyonlar Ligi’ne katılması imkansız ki zaten şu anda oynanan Şampiyonlar Kupası’nda devlerle mücadele ederek hazırlanan Benfica’yı bile geçmesi çok büyük sürpriz olur.

Basketbolda ise her gün yeni transferleri takip ediyorum. Olympiakos, Panathinakos, Anadolu Efes, Armani Milano yeni sezona eksiklerini fazlasıyla kapatarak, çok iyi transferler yaparak giriyorlar. Özellikle Efes’in Shane Larkin, Vesilije Micic ve yerli oyuncu Buğrahan Tuncer transferleri çok değerli; ben Efes’i bu yenilenmiş kadrosuyla bu sezon Türkiye Ligi’nin şampiyon adayı olarak görüyorum. 9 yıldır şampiyonluk göremeyen bu kadar önemli bir basketbol takımı ve Tuncay Özilhan’a gerçekten üzülüyorum. Diğer Euroleague takımlarından da transfer haberleri geliyor. Fenerbahçe’ye baktığımızda ise NBA’den transfer edilen Kanadalı guard Tyler Ennis ve Fransız pivot Joffrey Lauvergne dışında bir transfer yapılmadı. Bunun yanında Jason Thompson ve James Nunnally ile yollar ayrıldı. Lauvergne’in Thompson’dan fazla olduğu ve daha yararlı olacağı aşikar; ancak Ennis’in sınırlı NBA performansı ile Euroleague sertliğinde işe yaraması hayli zor görünüyor. Takımın Euroleague Şampiyonu olduğu sezondaki müthiş enerjisi ve takım tamamlayıcılığı geçen sezon yoktu; eğer sezon başlamadan 1-2 flaş transfer yapılmazsa şu kadroyla bu yıl da olmaz. Tabii eğer Obradoviç yine şapkadan tavşanı çıkarır; yenilerden yıldız yaratabilir; ya da Guduriç’i, Ahmet’i bu sezon daha da parlatabilirse işler değişir. Ben yine de son 3 sezondur Avrupa’da final oynayan bir takımın transferde bu kadar silik kalmasını hiç yakıştıramıyorum. Eminim Obra da basketbol bütçesinin böyle zorlanmasından hiç hoşnut değildir. Bu şartlarda Fenerbahçe bu sezon Final Four göremeyebilir, bu beni şaşırtmaz.

Ali Koç tespitlerinde ve söylemlerinde haklı olabilir; ama şunu da unutmasın: Kimse onu zorla Fenerbahçe Başkanı yapmadı. Zorla “al sana bu kadar borç, hadi uğraş bakalım” demedi. Kendisi bu göreve hırsla, heyecanla talip oldu ve şimdi “ne yapalım? Elimizden gelen budur; kalpler beraber” gibi söylemlere hakkı yoktur. Belki biraz acımasız olacak ama doğruyu söylemekten kaçmayalım; insanlar Muharrem İnce’de de, Ali Koç’ta da büyük bir hayal kırıklığı içindeler… Hadi siyaset tarafı artık geçti gitti; ama başkan Ali Koç sürekli maddi sıkıntıların arkasına sığınmamalı, camianın 20 yıllık atalet sonrası coşan beklentilerine cevap verebilmelidir. Sadece isminin gücüyle işler bir yere kadar yürür; taraftarın sabrı bir yerde bitip desteğini çekerse güneşli günler geride kalır. Belki bunları konuşmak için daha erken ama görünen köy de kılavuz istemiyor. Fenerbahçeli, kendisine huzur veren, vaat veren bir “yaşam koçu” beklemiyor;  herşeyi hızla çözecek “koç” gibi bir başkan görmek istiyor.   

 Not: Son günlerin moda konusu “Almancı” Mesut Özil’e de değinip bitirelim. Bu adam yıllar önce “uyruğunu ve milli takımını seç” dendiğinde Almanya’yı seçti mi? Seçti. Yıllarca Dünya Şampiyonu Almanya için oynayıp, bu sayede Real Madrid, Arsenal transferlerini de yaptı mı? Yaptı. Yıllarca Almanya Milli Takımı ve Avrupa’nın en iyi takımlarında oynayıp kamyonla para kazandı mı? Kazandı. Sonra Almanya-Türkiye gerildi; Mesut Özil kendi seçtiği devletini hiçe sayıp Türkiye yanında gövde gösterisi yaptı mı? Yaptı. Milli Takım’daki son başarısız futbolunu saymıyorum; o topyekün bir takımın ve antrenörün başarısızlığıdır. Ama yıllar önce “ben Almanya’yı seçiyorum” diyen birinin, şimdi futbol hayatının sonbaharı gelince, doğduğu, kendi rızasıyla seçtiği, ekmeğini yediği devleti yerine Türkiye’ye gönül veren tavırlar takınmasına Alman halkının tepki vermesi gayet normaldir. Bu tepki sınırlı kalmalıdır; kalıyor da; ama biz istiyoruz ki hiç kimse birşey demesin. Olmaz; eğrisi doğrusu neyse konuşmak lazım… Allahtan bunlar seçim öncesine denk gelmedi; gelseydi bugün Alpay Özalan, Kenan Sofuoğlu ve Suriyeli bir milletvekilimizin yanında bir de Alman milletvekilimiz olurdu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Elif NARLI 2018-07-27 10:56:38

Gene harika bir yazı olmuş. Tebrikler