Bir gezgin ozan ve belgeselci olarak, dünyanın 99 haline tanık oldum. Anadolu coğrafyasını arşınladım. Gittiğim yerlerde kaybolan etnik kültürleri, merak edilen, keşfedilmeyi bekleyen doğa ve insanlığın ortak mirası olan alternatif turizm potansiyelleri, doğa harikası medeniyetleri ve mutlaka gezilip görülmesi gerekli doğa ve insanlık harikası kültürleri; siz meraklı okurlar için, görsel ve yazınsal olarak kaydettim, belgeledim.

Dünyanın zengin turizm miraslarını, Uygarlık Beşiği Anadolu’nun 4 mevsim doğal ve kültürel zenginliği yanı sıra; bir turizm cenneti olan İstanbul’un ve hayatın bilinmeyen yönlerini keşfetme serüvenim sürüyor... İşte bunlardan biri de, Bir uygarlık-mühendislik harikası ve su medeniyeti odaklı bir alternatif turizm potansiyeli olan; Çin Halk Cumhuriyeti, Uygur / Sincan Özerk Bölgesi’nde bulunan ve 6 bin yıl önce Uygur Türkleri tarafından yapılan, Karız Su Kanallarına yaptığım yolculuk serüvenimi, siz değerli okurlarımla paylaşmanın dayanılmaz hafifliğini ve mutluluğunu yağıyorum, yeniden... Taklamakan Çölü’nün 120 metre altında ve toplam 5 bin 100 kilometre uzunluğundaki tarihi yeraltı su kanalları sistemiyle, su başka alanlara taşınarak tarımsal üretim daha da verimli hale gelmektedir. Çin’in Sincan Uygur bölgesindeki bu mühendislik harikası eser, Yeraltındaki Çin Seddi olarak anılmaktadır. Karızların yüzde 50’si bugün kullanılmaktadır 13 milyar yıl önce Güneş, 4,5 milyar yıl önce Dünya ve 3 milyar yıl önce su yoktu. 3 milyon yıldır insanoğlu ve 1,7 milyon yıldır da mağara duvarlarına su kanalı resmi yapan; düşüncesini, aklını ve elini kullanarak üreten ve yaratan insan denen bir canlı vardı. Yaşadığımız doğanın ve bedenimizin yüzde 70’i sudur.

İnsanoğlu, göçebe ya da yerleşik yaşamı boyunca, su başını yurt tutmuş ve suyun olmadığı yerlere de yer altından ve yer üstünden su getirmiştir. Yer üstünden su getirme sistemine ya da su yoluna ark, kemer, kanal, flaş, bent, revülatör vb. isimler verilmiştir. Yer altından ise, tarım ve yaşam alanlarına tarihi su taşıma sistemine ise; geriz, karız, kehriz, kerhiz, keriz, ganat, aflaj, uyun, tünel, galeri, hattarad vb. adlar verilmiştir. Aslında, su başını yurt tutmak, suyun olmadığı yerlere yeraltı ve yer üstünden uygarlık denebilecek özellikleri barındıran, uzun erimli ömrü, mühendislik ve matematik harikası özellikleri, estetik, sanatsal ve yaşamsal değerleri ile birlikte su kullanım bilinci, su nizamnameleri, yasaları, birlikte yaşama ve paylaşma kültürü, ileri tarım ve ziraat teknolojisi gibi, pek çok yaşamsal, sosyal ve biyolojik
gereksinim özelliklerini içinde barındıran, plânlı kentsel ve çevresel koşulları da içeren su odaklı tüm bu zengin tarihi/kültürel mirasları, aslında medeniyet/uygarlık olarak tanımlamaktayız.

MÜHENDİSLİK HARİKASI

Özellikle, Orta Asya coğrafyasında yer alan, Çin Halk Cumhuriyeti/Sincan-Uygur Özerk Bölgesi’nde bulunan ve Toksin kentindeki çökük karız kuyusunda bulunan karızcı mumyasından önce, zamanımızdan 6 bin yıl önce (yakın zamana kadar bu tarih 2 bin 500 yıl önce yani MÖ: 460) karızların ilk yapılış tarihi olarak kabul görmektedir. Uygur Türkleri tarafından kollektif bir iradeyle onlarca yıl süren emekle yapılan, hâlâ yüzde 50’si kullanılan ve bir uygarlık/mühendislik harikası olarak adlandırılan, Uygur Karızları için bilim adamları, yer altındaki Çin Seddi demektedirler. Turfan yakınlarında bulunan ve Asya koordinat sistemine göre, dünyanın merkezi olarak kabul edilen bu anıt, deniz seviyesinde yani “ -0” metrede yer almaktadır. Turfan havzasına 80 km mesafede bulunan Ay (Aydınlık) Göl ise, Lüt Gölü’nden sonra dünyanın en çukur kara parçadıdır (-154 metre). Ağustos ortalarında ( 83 derece) sıcaklığa erişen Ay Gölü’nun suları çekilmekte ve tuz tabakası ile kaplanmaktadır. Çin Halk Cumhuriyeti’nin tuz gereksiniminin önemli bir kısmı buradan elde edilmektedir. Tanrı ve Alev Dağları’ndan gelen kar ve yağmur sularının bir kısmı buharlaşmakta ve önemli bir kısmı ise, çölün altında bulunan geçirgen tabakaya erişmektedir. Taklamakan Çölü’nün ortasında yer alan Ay Gölü’nü mayalayıp yoğurt çalan, Çin Halk Cumhuriyeti’nin Nasrettin Hocası (eşeğe ters binen ve muzip fıkralar söyleyip, insanları düşündüren ve güldüren) Aksakal Afandi ve Uygur Türklerinin “bilge kişi, akıl danışılan ve yoleri gezgin dervişi” olan Gurban Tulum’un 1949 yılında, eşeğiyle 3 ayda Taklamakan Çölü’nü geçip, başkent Pekin’e gidişi ve eşeğiyle birlikte Çin’in o zamanki Devrim Lideri ve Devlet Başkanı olan Mao Ze Tung’un sarayında konuk olması ve Başkan Mao ile yaptığı pazarlık ise, bir başka sosyal araştırma konumuzdur. Öte yandan, Uygur Türkleri dahil, Çinli Müslümanların Hac ve Umre ziyareti öncesi gittikleri Yedi Uyurlar Türbesi ve Mescidi ise, Alev Dağları’nın vadisinde bulunmaktadır. Bu vadi kutsal olarak kabul edilmektedir.

KARIZ: KAR İZİ, SU YOLU

Taklamakan Çölü’nün 120 metre altında ve toplam 5 bin 100 kilometre uzunluğundaki bu tarihi yeraltı su kanalları sistemine verilen ad ise, “Karız” dır. Karız sözcüğü Öz Türkçe olup, yeraltındaki yağmur ya da kar izi-su yolu anlamına gelmektedir. Karızların başlangıç noktasına ya da ilk/baş kuyularına ise, baş kuduk/baş kuyu denmektedir. Pek çok karız su kanalları sistemindeki sözcükler Türkçe olup, günümüzde hâlâ kullanılmaktadır. Karızların yapımı sırasında açılan kuyular, yaklaşık 50-200 metre aralıklı olup, derinlikleri ise 5 metre ile 120 metre arasındadır. Karızların uzunluğu ise 5 ile 60 kilometredir. Uygur karızlarının toplam uzunluğu ise 5 bin 100 kilometredir. Bugün bu karız
sisteminin yüzde 50’si hâlâ kullanılmaktadır. Uygur bölgesinde, Turfan yakınlarında iki ırmak ve iki vadi arasında yükselen bir tepe platformu üzerinde, yukarıdan aşağı doğru taş taş üstüne konmadan ve kazılarak yapılan, özgün yapım tekniği ve mimarisiyle hâlâ ayakta duran ve MÖ: 460’da kurulan tarihi Yarnaz/Jiaohe/ Yarkhoto Antik Kenti’ne su getiren özel karız sisteminin yanı sıra Toksun, Hami, Kumul ve Kaşgar bölgelerinde de karızlar, 2 bin 500-6 bin yıldır bu bölgeye hizmet vermektedir. Bu karız su sistemi sayesinde tarım ve yaşam alanlarına suyun getirilmesi sonucu, yılda iki kez ürün veren ilk turfanda sebze ve meyveye de “turfanda” adı verilmektedir. Çin Halk Cumhuriyeti, Sinciang/Uygur Özerk Bölgesi’ne bağlı, bereketli toprakları ve tarihi İpek Yolu’nun geçtiği antik bir kent olan Turfan şehri, adı da buradan (turfanda sebze ve meyve üretimiyle bilinmesinden) gelmektedir...

NOT: Bu gezimde bana rehberlik eden, Karız Araştırma Enstitüsü Müdürü
Dr. Gafur Nurettin Tolmbök ve Çin Kültür Bakanlığı’na teşekkürler...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.