Koç Üniversitesi Yayınları tarafından politik ekonomi kategorisinde yayımlanan ‘Üretmeden Kâr Etmek: Fınans Hepimizi Nasıl Sömürüyor’ kitapseverlerle buluştu. Costas Lapavitsas’ın kaleme aldığı kitap, Yasin Emre Kara tarafından Türkçe’ye kazandırıldı.

Üretmeden Kâr Etmek, Marx, Hilferding, Lenin gibi teorisyenlerin kendi dönemlerindeki eserlerinin muadili olarak günümüzün
finansallaşmış kapitalizmini açıklayan bir başyapıt niteliği taşıyor.

Koç Üniversitesi Yayınları (KÜY), Costas Lapavitsas’ın yazdığı Üretmeden Kâr Etmek: Finans Hepimizi Nasıl Sömürüyor adlı kitabı yayımladı. Politik Ekonomi kategorisinde yayımlanan kitabı Yasin Emre Kara Türkçeye kazandırdı. Finansallaşma son otuz yılda politik ekonomi alanında ortaya çıkan en yeni kavramlardan biri ve bu, rantiyenin üretken kapitaliste karşı zaferi olarak görülemeyeceği gibi finansın veya üretken sermayenin güdümünde de değildir.

Finans, kapitalist ekonominin ne küçük bir bileşeni ne de asalak bir çıkıntısıdır; aksine onun birikimi devam ettiren, ayrılmaz bir parçasıdır. Finansal kâr, dolaşım süreçlerinden kâr üretilmesine olanak tanır. İşte bu, finansallaşmış kapitalizmin ayırt edici özelliklerinden biridir. Üretmeden Kâr Etmek, finansallaşmayı finans-dışı şirketler, bankalar ve hane halkının davranışlarındaki dönüşüm açısından tanımlıyor. Gelişmiş ülkelerdeki birikimin üç ayırt edici eğilimi, finansallaşmayı günümüz kapitalizminin yapısal bir dönüşümü olarak biçimlendirdi. Birincisi, finans-dışı şirketlerin finansal işlemlere gittikçe daha fazla dâhil olması; ikincisi, bankaların şirketlere borç vermektense serbest piyasa işlemlerine ve hane halkıyla girişilen finansal işlemlere yönelmesi; üçüncüsü, hane halkının borçlar ve varlıklar bakımından finans sistemine daha fazla dâhil olması.

Finansallaşmanın aynı zamanda gelişmekte olan ülkelerde bağımlı boyutu da vardır ve dünya piyasası ve dünya parasının hiyerarşik doğasını yansıtır. Finansallaşmış kapitalizm, en büyüğü 2007’de başlayan çalkantı olmak üzere, krizlere meyillidir. Üretmeden Kâr Etmek bolca ampirik veri kullanarak krizin nedenlerini de açıklıyor ve finansı kontrol etmek için elimizdeki seçenekleri tartışıyor. Marksist para ve finans teorisini ustalıkla analiz eden ve pek ele alınmayan yönlerini gün ışığına çıkaran Lapavitsas, hem çalışmasını sağlam bir Marksist temele oturtuyor hem de Marx’ın döneminde günümüzdeki şekliyle var olmayan finansallaşmış kapitalizm hakkında güncel ve çığır açan bir teorik çerçeve sunuyor.

3 KUŞAĞIN ACILARI

Pürlen Kıyat Karakuş’un yeni kitabı Mühürlü Zarf İnkılâp Kitabevi’nden çıktı. Roman üç kuşağın yaşamının izinden acıları, umutları ve aşkları anlatıyor. Pürlen Kıyat Karakuş, paralel kurgu tekniğiyle yazdığı romanda yarattığı kahramanları yakın tarihimizin gerçekleri içine ustaca serpiştirip, üç toplumun yollarını şaşırtıcı bir kurguyla birleştirirken, acıları, umutları ve aşkları da tarihle harmanlıyor…

Üç kuşağın yaşamının aktarıldığı roman günümüz dünyasına da ayna tutuyor. Rumlar ve Türkler arasında dostluklar 1963 yılının 20 Aralık günü Kıbrıs’ta polisin açtığı ateşle iki genç hayatını kaybeder ve o tarihten itibaren Kıbrıs, tarihinin en belirsiz günlerini yaşamaya başlar. Yüzlerce köy saldırıya uğrayıp yüzlerce insan yaşamını yitirir. Oysa adada yüzyıllardır birlikte yaşayan Rumlar ve Türkler arasında kurulmuş dostluklar, yaşanmış ve yaşanmakta olan aşklar vardır.

Tarih 24 Aralık’ı gösterdiğinde silah sesleri bu kez Binbaşı Nihat İlhan’ın evinden geliyordur. Anne Mürüvet İlhan kendisini ve çocukları Murat, Kutsi ve Hakan’ı kurşunlara hedef olmaktan kurtaramaz. Böylece kanla anılan tarihlere Noel’de eklenmiştir artık: Kanlı Noel. Türkiye Kıbrıs’a harekâta karar verdiğinde tarih bu kez 20 Temmuz 1974’tür. Bu harekâtta uçağı düşen Kartal Tan’ın yitirdiği hafızası bugün için yitirilen tarihsel ve toplumsal bir hafızadır aynı zamanda. Oysa harekâttan hemen önce savaş pilotu Kartal Tan’a Türk Silahlı Kuvvetlerince teslim edilen mühürlü zarf, tüm sır perdesini aralayacak nitelikte olsa da Yorgo Rouvas tarafından yıllarca gizlenir. Ana kahraman Yıldız’ın anneannesi Firdevs Toygun’un oğullarını kaybettiğinde ruhunu hastane odasında terk ediş hali, şimdi kızı Hüma’nın eşini kaybetmesiyle tekerrür eder. Baba Cemal Toygun bu yaşananları kaderin bir cilvesi olarak algılamasa da kızının yaşadıklarını torununun da yaşamasına çareler arar. Ancak sanki karısının başlattığı hata, bir kara büyü gibi kızına aktarılmıştır. Bugünden geçmişe açılan pencereden hem dönemin olaylarını hem de üç kuşağın yaşamını aktaran bir roman örgüsüyle karşılaşacaksınız. Hüma Tan ve kızı Yıldız’ın astral bedende geleceğe yaptıkları yolculukları da içine alan bu örgüde üç kuşağın aşklarını, acılarını, umutlarını okuyacaksınız.

KALUST ŞALCIOĞLU'BDAB 'ZAMAN DURAKLARI'

’Kalust Şalcıoğlu’nun yaşama dair fikirlerini kaleme aldığı yeni kitabı Zaman Durakları İnkılâp Kitabevi tarafından yayımlandı. Zaman Durakları’nda sevinçler, hüzünler; sorunlar, çözümler; duygular ve tecrübeler sözcüklere dökülüyor. Var olma mücadelesi, onaylanma arzusu, küçük mutluluklar, kötülük, öfke, sabır ve zaman gibi insana dair birçok başlığı ele alan Kalust Şalcıoğlu, hayatı farklı bir çerçevede değerlendiriyor. Anlatıların samimi dili ve aforizmaların derinliği ile okuması keyifli bir kitap: Zaman Durakları.

'HER PERŞEMBE SAAT 4'TE' RAFLARDAKİ YERİNİ ALDI

İnkılap Yayınevi’nden çıkan Her Perşembe Saat 4’te, birbirinin içinden geçen dört ayrı hikayeden oluşuyor. Gül Hanım’la 70’ler ve 80’lerin İstanbul’unda, çok renkli bir hayata tanıklık edeceksiniz. Fatma Fairy ile Amerika’da striptiz kulüplerde erotik dansçı olarak çalışan bir Türk mühendisi tanıyacaksınız. Amerikalı hemşire Sherry ve Nedret ile hayatın amacını arayacak, tek akrabası İstanbul’da yaşayan Susan Cohen’de de herşeyden nasıl vazgeçilebileceğini hissedeceksiniz. En sahtenin özü kadar gerçek Birbirinden çok farklı görünen, birbirlerinden binlerce kilometre uzakta yaşayan kadınlar, aslında incecik iplerle birbirlerinebağlılar. Denizli, Miami, İstanbul, Chicago; sisler altında kesişiyorlar.

Zamanlar, hayatlar, şehirler, hayaller birbirinedeğiyor. “En az gerçek olduğunu iddia ettiğimiz dünya” kadar sahte; en sahtenin özü kadar gerçek. Fatih Türkmenoğlu, ince detayları, içimizi sıcacık ısıtan gözlemleriyle, okuruna çok yakın bir yerde duruyor. Karakterlerini çok büyük bir titizlikle gözlemlerken, bambaşka dünyaların kapılarını aralıyor. Her Perşembe Saat 4’te, okuyucuyu sarıp sarmalayan, hiç bitmese
dedirten bir kitap. Türk Edebiyatı’na birbirine bağlı uzun hikayelerle yepyeni bir soluk kazandıran özel bir eser.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.