Ünal Ersözlü’nün yeni kitabı ‘Tanrının Yaşam Kılavuzu’ artık kitapçılarda. Ersözlü kitabında, insanın asırlardır kendi içine sürdürdüğü kadim yolculuğu anlatırken, tevafuk ve kuantumun ortaklığına işaret edip, bizleri kaderimizle ilişkimiz üzerine düşünmeye davet ediyor. Gazeteci-Şair-Yazar Ünal Ersözlü’nün dokuzuncu kitabı ‘Tanrının Yaşam Kılavuzu’ tüm kitapçılarda ve DNR raflarında yerini aldı. Karakarga Yayınevi tanıtımında, “İnsanın, kendisine kavuşmak için sürdürdüğü yolculuk, tıpkı bu yolculukta soracağı sorular gibi, hiç bitmeyecek. Karşılaştığı her durum da, içsel yolculuğunun birer durağı gibi, ona soluklanma, yaşadıklarını sindirme ve yola devam etme gücü verecek.” cümleleriyle,kitaba dikkat çekti.

Ünal Ersözlü’nün çok sayıda baskı yapan bir önceki kitabı ‘Dört Gün Buda, Üç Gün Zorba’da, Karakarga Yayınevi tarafından yayımlanmıştı. Ünal Ersözlü, yeni kitabı ‘Tanrının Yaşam Kılavuzu’nda, ‘tevafuk kavramı ile kuantumun’ ortaklığını işaret edip, bizi gölgemiz gibi takip eden kaderimizle ilişkimizi güzelleştirmeye çağırdı. Ünal Ersözlü, kitabında ilk yedi bilgeden eczacılara, şairlerden doktorlara kadar, insanlık için hayatı daha iyi, daha doğru ve anlamlı hale getirmeye gönül vermiş ariflerin yorumlarını da arkasına alarak, hayat serüvenimizi tatlandırmamızın yollarını gösteriyor.

Kitabının girişinde, kendisinin yazarak, sadece bir ‘hatırlatıcı’ rolünü üstlendiğini aktaran Ersözlü, ‘Tanrının Yaşam Klavuzu’nun sunuşunda şunları belirtiyor: “İnsanlığın yeni bir dünyanın kapısını cesaretle çalmaya ihtiyacı var. Ama bu kapıyı hep birlikte çalabilmek, değişimi önce kendimizde yaşamak; ‘kendiliğimizin’ ve bağlı olduğumuz ‘bütünün’ farkına varabilmek için, çok derin bir uykudan uyanmalıyız. Yeni bir bilinç düzeyi gerekli. Yaşadığımız sorunları üreten bilinç düzeyi ile yine aynı sorunları çözmek olası değil.”

Ünal Ersözlü, okuruna şöyle sesleniyor: “Ayrıca ‘Tanrı’nın Yaşam Kılavuzu’ adlı kitabım, kutsal olanın bize sunduğu olanakları da aktarıyor. Daha iyi, daha güzel, daha doğru bir yaşam için, bu olanaklardan yararlanıp yararlanmamak insanın kendi elinde.”

KADIN ERKEK EŞİT(SİZ)LİĞİNİN KİTABI YAZILDI: EYVAH CEO DOĞURUYOR

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin küresel bir sorun olduğuna inanan Murat Yeşildere, ilk kitabini yazdi: Eyvah Ceo Doğuruyor! Kitapta, eğitimden iş hayatina, sanattan politikaya kadinlarin üstlendikleri rollere dair yazilar ve güncel araştirma verileri yer aliyor. Gelirinin tamamı “Yanındayız Derneği”ne bağışlanacak olan kitap, eşitlik savunucusu bir erkeğin gözlerinden toplumsal cinsiyet eşitliğini sorguluyor.

Dünya edebiyat tarihinde, yazarlık yapabilmek için erkek kılığına giren, erkek takma ismiyle ya da adının ilk harfinin yanına nokta koyarak yazan pek çok kadın var. İsmini ya da kılığını değiştirmeye cesaret edemeyip, yeteneğiyle bu dünyadan göçüp gidenlerin sayısı ise elbette bilinmiyor. 21'inci yüzyılda, bu kez bir erkek yazar, tarihteki bu haksızlığa, bu eşitsizliğe vurgu yaparak, adının ilk harfinin yanına nokta koydu ve ilk kitabını yazdı. Toplumsal cinsiyet eşitliği savunucusu, iş insanı Murat Yeşildere, kitabında, çalışma yaşamında kadının rolü ve bu rolün erkeklere yansımaları üzerine odaklanıyor. Yeşildere, 20 yılı aşkın süredir liderlerin istihdamı alanında çalışıyor. Bir yandan da iş yaşamının, farklı bakış açıları ve çeşitlilik ile zenginleşebileceğini savunan bir aktivist! Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda şirketleri harekete geçiren sivil toplum kuruluşlarında aktif rol alıyor. Çeşitli dergilerde ve sosyal medyada toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine yazıyor, savunuculuk yapıyor.

Kitapta; Yeşildere'nin yaklaşık 15 yıl içinde gazete, dergi ve internette yayınlanan yazıları güncel verilerle desteklenerek sunuluyor. Eğitimden iş hayatına, sanatta politikaya kadınların üstlendikleri rollere dair yazılarda, bir erkeğin eşitlik konusuna, "üstten ya da akıl veren" tarzda değil, "samimi" bakış açısı yer alıyor. Hümanist Yayınları'ndan çıkan kitabın geliri, Yanındayız Derneği'ne bağışlanacak.

GÜCÜ, YARATICILIĞI VE İLHAM VEREN YAŞAM ÖÜYKÜLERİYLE 100 KADIN

Hurriyet Kitap, tarih sahnesinde var olan ve yaptıkları başarılar, actıkları yollar ile gunumuzden geleceğe kadar ilham veren hikayelere sahip 100 kadının oykusunu bir araya getirdi. ‘Tarihe Yön Veren 100 Kadın’ kitabı raflardaki yerini aldı.

Tarih sahnesinde gecmişten gunumuze; herkesten farklı olan ve cesaret isteyen işleri başararak, bugunun kadın tanımını ortaya cıkaran kadınların hikayeleri aynı kitapta buluştu. Fırat Karadeniz’in yayına hazırladığı Omur Kurt’un editorluğundeki ‘Tarihe Yön Veren 100 Kadın’ kitabı 8 Mart’ta Hurriyet Kitap etiketiyle yayımlandı. Kitabın Danışma Kurulu’nda Hurriyet Yazarı Doğan Hızlan; Turk edebiyatı araştırmacısı Prof. Dr.
Gunay Kut; Sumerolog, bilim insanı, tarihci Muazzez İlmiye Cığ; Turk sanat tarihi profesoru, akademisyen ve yazar Prof. Dr. Nurhan Atasoy yer aldı.
Eserde yer alan ‘Tarihe Yön Veren 100 Kadın’ın ortak ozelliği de hepsinin ‘dirayetli’ ve ‘yurekli’ olması. Herkesten farklı olarak o gune kadar yapılmayanı hayata gecirmek, yoğun bir calışmayı goğuslemek, geniş bir hayal gucune sımsıkı sarılmak ve sessiz sedasız, hiçbir engel tanımadan ilerleme azmine sahip olmak bu 100 kadını tanımlayan cumleler. Osmanlı Sarayı’nda; Harem’den Macar Kralı’na mektup yazan Hurrem Sultan, Hz. İsa’nın annesi Meryem, savaş pilotu Sabiha Gokcen, moda dunyasının oncu ismi Coco Chanel, eline balta alıp duşmana saldıran Nene Hatun gibi topluma yol gostermiş, onları yonlendirmiş ve cesaretlendirmiş isimler kitapta yer alıyor.

‘Tarihe Yön Veren 100 Kadın’ kitabının on yazısını kaleme alan Turk sanat tarihi profesoru, akademisyen ve yazar Prof. Dr. Nurhan Atasoy kitapta yer alan isimleri “Bu kadınlar bize, topluma yon verecek işler yapmak icin; belirli bir
alandan, cevreden veya statuden olmanın gerekli olmadığını gosteriyor. Bu olağanustu insanların yaşam oykuleri, sonuc alıncaya dek calışma azminin eksilmemesinin onemini anlatıyor, sonuca ulaşmak icin hedefe odaklanmanın şart olduğunu kanıtlıyor” diyerek ozetliyor.

ALTUNKAŞ'IN İLK ROMANI TÜM KİTAPÇILARDA

Üç yıl Zeynep’in aynı ruyayı görmesinin üzerinden neredeyse 3 yıl geçmiş, kurtuldu sandığı kabusu yeniden başlamıştı. Peki o rüyayı
gormesinin, her uyandığında böbreklerinde bir ağrı hissetmesinin sebebi neydi? Zincirlerle kapatılmış ve kilit vurulmuş o kapının bir anlamı olmalıydı. Zeynep fotoğraf çekmek icin Galata sokaklarında gezindiği bir gun hiç beklemediği bir şeyle karşılaştı. Yıllardır rüyalarına giren, ruya olmaktan çıkıp kabusu haline gelen ve benliğini ele geçiren o kapı tam karşısındaydı. Gizemli hikayesiyle Kapının Ardındaki Ben tum kitapçılardı. Güneş Altunkaş 1984, İstanbul doğumlu. Beykent Universitesi Radyo Televizyon Programcılığı ile Anadolu Universitesi Calışma Ekonomisi ve Endustri İlişkileri eğitimi aldıktan sonra spikerlik ve sunuculuk için akademik eğitimini de tamamlayan Altunkaş, Perfore ve kamera
onu spikerlikle başlayan habercilik hayatının yanı sıra bircok reklam filminde seslendirme dublaj yaptı. Uzun yıllar reklam film sektorunde genel sanat yönetmeni olarak gorev alan Altunkaş, eşzamanlı olarak ulusal yazılı basında yaşama dair yazıları ve röportajlarıyla ses getirdi. Medya
genel koordinatorluğu ve film şirketlerinde yoneticilik de yapan Altunkaş, film yapımı ve satışıyla iş hayatına devam etmektedir. Kapının Ardındaki Ben, yazarın ilk romanıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.