Yazın basketbolsuz geçen haftalarının ardından, Eylül ayında büyük heyecanıyla Avrupa Basketbol Şampiyonası üzerimizdeki tozları şöyle bir aldı. Dragiç ve Donçiç’li şampiyon Slovenya’nın süper hızlı basketboluna, Bogdanoviç’li Sırbistan’ın bile dayanamadığı çok güzel bir turnuva geride kaldı. Sinan Erdem Spor Salonu bir büyük turnuvaya daha ev sahipliği yaptı ve Mayıs ayında Fenerbahçe’nin Avrupa şampiyonluğuna sahne olan Ataköy, Eylül’de de Slovenya’yı şampiyon olarak uğurladı. 

Ekim ayının başlamasıyla beraber, hem Avrupa’da ligler start aldı, hem de geçtiğimiz hafta 2017-2018 Euroleague sezonu başladı. Her ne kadar koç Obradoviç, kadrosunun daha da genişlediğini, rotasyonunun daha da arttığını söylese de, Avrupa ve Türkiye’nin son şampiyonu Fenerbahçe’nin Bogdanoviç ve Udoh’un gidişiyle büyük güç kaybettiğini hepimiz biliyoruz. Bana kalırsa o da bunun burukluğunu yaşıyor ama tabii ki bunu kamuoyuna ve özellikle takımına hissettiremez. Özellikle Bogdan’ı 2018 finaline, Belgrad’a beraber gitmeye ikna etmeye çalıştığını kendisi söylemişti; ama onun kararına saygı duyacağını da yine kendisi belirtmişti. Bogdan tercihini çok doğal olarak NBA’den yana kullandı; ama Amerika’ya giderken yanına Udoh da eklenince Fenerbahçe’nin en büyük iki oyuncusu takımdan ayrılmış oldu. Avrupa Şampiyonu olan her takımın kaderidir bu genel olarak… Hedeflenen o büyük şampiyonluk bir nev’i doyum noktasıdır ve sonrasında en büyük oyuncular yeni bir maceraya atılmak isterler; tabii finansal açıdan güçlü kulüpler de şampiyonların en iyi oyuncularını almak isterler ve sonucunda şampiyon takımın kimyası bir şekilde bozulur. (Udoh’un NBA isteği zaten biliniyordu; Bogdan’ın da Avrupa’da kazandığının 4-5 katını reddetmesi beklenemezdi.) Fenerbahçe şu anda bu kırılmayı yaşıyor. Thompson, Obrakadabra’nın ellerinde piştikçe Udoh’un boşluğunu dolduracak; Guduriç bir sezon sonra kendinden çok daha emin, yıldız bir oyuncu olarak Bogdanoviç’in sorumluluğunu almaya çalışacak. Bunlar hedefler; ama şu an için Fenerbahçe, Vesely-Udoh pota altı karartması ve Bogdanoviç gibi maçın son toplarını mükemmel kullanan bir şutör guardı kaybetmenin sancısını çekiyor. Sezon başında eski gücünde olmayan Banvit’i kolayca geçerken, Euroleague’de Malaga ve Türkiye Ligi’nde Efes’e son toplarda kaybedilen maçlar hep bunun işareti… Son topları Datome, Sloukas, Melih, Wanamaker da kullanabilir evet ama Bogdanoviç’in neredeyse %100 bitiriciligi olmadıkça, Obradoviç’in de elinin kolunun bağlanacağı kesin… Bunun en kolay çözümü, Fenerbahçe’nin en kısa zamanda Bobby Dixon ve Kaliniç’in de katılımıyla tam takım olması ve maçları bu şekilde son toplara bırakmadan koparması; bu Fenerbahçe’ye çok büyük rahatlık sağlayacaktır. 

Euroleague’de bu sezona çok hazır başlayan Donçiç ve Randolph faktörüyle Real Madrid’in sezon başını biraz domine etmesini bekliyorum. Anadolu Efes maçındaki ritmleri bunu gösterdi. Llull’un sakatlığına rağmen gayet iyi görüntü veriyorlar.  Fenerbahçe, CSKA Moskova ve Olympiakos’un sakatlıklar ve takımdan gidenlerin getirdiği güç kaybı nedeniyle toparlanmaları zaman alacaktır. Bunun yanında bu sezonun sürpriz Playoff adayları olarak Malaga ve Armani Milano’yu görüyorum. Malaga çok dirençli bir takım; Milano da yaptığı transferlerle derin bir kadro oluşturmuş durumda ve çok can yakar. Evini en iyi kullanan Panathinakos, İspanyol Baskonia ve Valencia da son 8’i görebilecek diğer takımlar olarak göze batanlar…

Türkiye’ye baktığımızda ise, bu sezon Fenerbahçe, Anadolu Efes ve Beşiktaş’ın, Darüşşafaka, Banvit, Galatasaray ve Karşıyaka gibi diğer iddaalı rakiplere karşı geçtiğimiz sezondan daha rahat olacağı aşikar… İlk izlenimlerim bu 4 takımın büyük güç kaybettiği yönünde… Haftasonu oynanan Darüşşafaka-Galatasaray maçının kalitesi gerçekten çok düşüktü; bu iki takımın bu sezon neden Euroleague’de yer alamadıkları açıkça görülüyor. Geçen sezonun FIBA Şampiyonlar Ligi finalisti Banvit’in Theodore ve Moerman’ın gidişiyle sarsıldığı belli; Karşıyaka da Ufuk Sarıca ve Bobby Dixon’lu şampiyonluğuna göre çok gerilerde… Bu takımların tam tersine sezona çok iyi başlayan, sezonun sürpriz galibiyetler alacak ve yarı finale çıkabilecek takımı ise Tofaş (onların Bursa’da yakaladığı havayı, küçük bir Panathinakos – Oaka havasına benzetiyorum) olacaktır. Tofaş’ta özellikle Yiğit’i çok beğeniyorum. Bu sezon onu Anadolu Efes’te görmeyi bekledim ama olmadı. Daha çok süre alabilir ve kendisini gösterebilirse 1.sınıf bir takıma transferi mümkün olabilir.  

Hepimize bir kez daha güzel ve renkli bir sezon diliyorum.

Emre Kuşçu

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Rakel Kohen 2017-10-17 13:19:29

Ben de Türkiye’deki tüm spor camiasına güzel hayırlı bir sezon dilerim. Bir de yıllardır koyu taraftarı olduğum Büyük Altay’a.

Avatar
Elif Narlı 2017-10-17 09:49:55

Hepimize iyi haftalar Sevgiler