İstanbul Gazetesi’nin değerli okurlarına merhaba!  Bu köşede, ekonomi-politika üstüne konuşacağız. Konuşacağız, diyorum; çünkü yazmak da bir anlamda konuşmak değil mi!

Zihnin iç dünyasını harflerle “seslendirmek” ve okurlarla ister tartışma ister tepki ister onama alışverişine girmek ya da bilmediğini veya yeni bir bilgiyi okurlardan öğrenmek!

Gazetecilikte 50 yılını doldurmuşlardanım. Bu zamanın 1 yılı hariç toplam 35 yılı meslek büyüğüm, ustam ve patronum Nezih Demirkent’in kurduğu Dünya Gazetesi’nin Ankara bürosunda geçti.

Büronun kuruluşu dahil, muhabir, büro şefi, temsilci, bölge koordinatörü ve yorumcu görevleriyle 2014 yılına kadar çalıştım.

Bu sürede Türkiye ekonomisini, makro ve mikro gelişme süreçleri, tükenmez krizleri, değişik iktidarların karar ve politikaları, iş dünyasının yaşadığı sorunlarıyla birlikte yakından izledim, gözlemledim, yazdım. 2014’ten sonra da araya Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin “Bizim Gazete” si girdi.

Şimdi de İstanbul’dayım. Gazetecinin kalemi durmamalı!

Gazetecinin kalemi durmamalı da nasıl işlemeli? Olgular, olaylar  karşısında taraflı mı, tarafsız mı, eleştirel mi, nasıl?  Meslekte tartışmalı konulardır bunlar. Teoride “mutlak” karşılıkları bulunsa bile, hayatta; yani meslek pratiğinde cevaplar değişkendir.

Eski dille matbuat, sonra basın ve şimdinin medya ortamları, her üç “meslek tavrını” tek tek veya bileşim olarak dillerine, kalemlerine yansıtan gazetecileri barındırır.

Hayat karmaşıktır. Çok bilinenli, çok bilinmeyenlidir. Bu sütunda haftada bir üzerinde kalem gezdireceğimiz ekonomi de insan, birey, toplum ve ülke hayatının olmazsa olmaz yaşam alanı olarak karmaşıktır, çok bilinenli, çok bilinmeyenlidir!

İnsan, birey ve toplum da kendini bu alanda var eder, üretir, geliştirir.  Ve elbette çıkar çatışmalı ve kazanç temelli ilişkiler ağı içinde şekillenir, konumlanır; çıkarlarının, hedeflerinin peşinde edindiği, üstlendiği, yüklendiği rolleri oynar.

Rol varsa aktör de vardır! Ama, ekonomi yazınında aktörler sadece bireylerden ibaret değildir. Sanayisi, tarımı, hizmetleriyle üretici sektörler; şirketler, girişimciler, baskı grupları, temsil kuruluşları sahneyi paylaşırlar. Hepsi bu kadar değil; kurumlar vardır; devlet ve siyaset kurumları.

Bunlar, ekonomiyi  izleyen, yazan gazetecinin radarında kapsama, görüş ve değerlendirme alanı içindedir.

Dahası; ekonomi politikalarının oluşturucusu, yürütücüsü, yönlendiricisi, sistemleştiricisi olan belirleyici bir güç vardır: Devlet ve siyaset kurumları.   Bunlar da ekonomi yazan gazetecinin kapsama, görüş ve değerlendirme alanındadır.

Siyaset kurumunun temel sorusu ve sorunu, esas itibarıyla kamu kaynaklarının hangi hedeflere, hangi alanlara neden ve nasıl tahsis edileceği; sosyal bölüşümün hangi ölçütlerle nasıl sağlanacağıdır.   İktidarların ekonomi politikaları bu iki temel soruya göre şekillenir.

Dolayısıyla ekonomi politikasıyla doğrudan veya dolaylı ilgili kararlar, uygulamalar da bu sütunda yeri geldiğinde irdeleyeceğimiz konular arasında yer alacak.

Ekonomide gerçekler rakamlarda, tablolarda, istatistiklerde gizlidir. Doğru okunduğunda gerçeği verir. Gelir dağılımı, yoksulluk, varsıllık, ekonomi politikalarının sosyolojik etkileri, ekonominin gidişatı vb. Zaman zaman rakamları da doğru okuyarak yorumlamaya çalışacağız.

Ve, elbette bütün bu konuları sosyo-ekonomik ve politik yarar veya zararları; doğruluğu veya yanlışlığı; isabeti veya isabetsizliği gibi ana hatlar üzerinde değerlendireceğiz.  Gerekiyorsa, bildiğimiz doğruyu, gördüğümüz yanlışı, kişilerden bağımsız, olgulara, olaylara, verilere dayalı olarak eleştireceğiz de… Gazetecinin varlık nedeni bu değil midir?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.