Spor tutkusunu  köylere aşıladı

Milli boksör ve siyah karateci Çiğdem Kılıç, Marmara Üniversitesi Spor Akademisi'ni, İstanbul'un köylerinde sporu anlatıp öğreterek bitirdi. Taciz yüzünden 2 erkeği dövdüğünü söyleyen Kılıç, her kadının kendisini korumak için boks öğrenmesi gerektiğini savunuyor.

Kadın Kadına köşemin bu haftaki konuğu milli boksör ve siyah kuşak kareteci olan Çiğdem Kılıç. Marmara Üniversitesi Spor Akademisi Antrenörlük Bölümü mezunu olan Kılıç, fitness ve pilates eğitimleri de veriyor. Hayatını spora adayan Kılıç, İstanbul'un köylerine giderek genç, yaşlı demeden toplumun her kesimine spor dersleri veriyor. Şu anda Beşiktaş Çarşı'daki spor salonunda öğrencilerin hayatlarına dokunmaya devam eden Kılıç, Türkiye'nin spor karnesine 10 üzerinden 3 vermeyi de ihmal etmiyor. İşte spor üzerine Çiğdem Kılıç ile yapmış olduğumuz söyleşi sizlerle.

- Milli boksör ve siyah kuşak karetecisiniz. Bugüne dek, kendinizi korumak zorunda kaldığınız bir durum oldu mu? 

"Evet, maalesef oldu. Taciz olayları yüzünden 2 erkek dövmüşlüğüm var ancak kavgacı bir insan değilimdir. Aksine her zaman şiddetten kaçan bir yönüm olmuştur ama mecbur kalınca yaptım."

KADINLAR MUTLAKA BOKS ÖĞRENMELİ

- Peki, günümüz Türkiye'sinde kadınlara kendilerini savunmaları için neler önerirsiniz?

"Evet, ben güçlüyüm ve olası bir tehlike anında kendimi koruyabilirim ama her kadın fiziki olarak güçlü değil. Bu da onları bazı olumsuz durumlarda güçsüz kılabiliyor. Benim tavsiyem, her kadın mutlaka boks öğrensin ve kendilerini koruyabilsinler. Bana özellikle kız çocuk babaları sıklıkla geliyor ve kızlarına boks öğretmemi istiyorlar. Ben de seve seve kabul ediyorum."

- Köylerdeki projelerinize gelmek istiyorum. Her şey nasıl başladı? Ne gibi tepkiler ve dönüşler aldınız?

"Her şey üniversitedeki tez konum ile başladı. Tez konum, rekreasyon ve spordu. Sarıyer ve Beykoz başta olmak üzere,  İstanbul'un köylerinde başlayan bu çalışma sayesinde 22 mahalleye gittim ve oradaki muhtarlardan vatandaşlar hakkında bilgiler aldım. Sonra kapı kapı gezerek, insanlara boş zaman değerlendirmesi olan rekreasyonu anlattım. İnsanların boş zamanlarında neler yapabileceklerine dair, fikirleri yoktu. Buna ihtiyaç duyduklarını anladılar. Spor yapmak istediklerini söylediler. Verdikleri bilgiler doğrultusunda topladığım verileri birleştirerek, üniversitedeki hocalarıma sunarak okulu bitirdim. En başta kimse bu projenin hayata geçeceğine inanmıyordu ancak ben hayal ettim ve başardım."

KÖY KÖY GEZEREK SPORU ANLATTIM

- Köylerde yaptığınız sportif aktiviteler nelerdi? Birlikte hangi çalışmaları yürüttünüz?

"Proje kapsamında köylerde yaşayan kadınlara pilates dersleri verdim. Çocuklara yönelik, boğulma vakalarının önüne geçebilmek için yüzme dersleri verdim. 3 tarafımız denizlerle kaplı olmasına rağmen, çocuklarımız boğuluyor. Bölgenin kanayan bir yarasına böylece parmak basmış oldum. Her hafta sonu, vatandaşlara İstanbul'un tarihi ve kültürel mekanlarında geziler ayarladım.  Salt bir spor eğitimi vermek yerine, dolu dolu bir program ayarladım. Psikologlar, çocuk ve kadın sağlığında uzman isimlerin gelip seminer verdiler. Karşılıklı soru cevaplar sayesinde vatandaşlar, merak ettikleri her sorunun cevabını buldu."

- Şu anda neler yapıyorsunuz?

"Beşiktaş Çarşı'da ortağım ile birlikte spor salonu işletiyorum ve öğrencilerime burada dersler veriyorum. Boks, karete, pilates ve fitness eğitimlerinin yanı sıra, obeziteye de savaş açmış bulunmaktayım. Çok sayıda obez sorunu olan öğrencimin zayıflamasına yardımcı oldum ve kalp krizi riskinden onları kurtardım." 

FUTBOLDAN BAŞKASI GÖRÜLMÜYOR

- Ülkemizin spora yönelik karnesini nasıl değerlendiriyorsunuz? 10 üzerinden bir puanlama yapacak olsanız, kaç verirdiniz?

"Örneğin, 3 tarafımız denizler ile çevrili olmasına rağmen, yüzme dalında şampiyon çıkartamıyoruz. Teknik altyapımız yok, gazetelere bakınca sadece futbol varmış gibi bir haber düzenlemesi gözümüze çarpıyor. Hentbolda, basketbolda, voleybolda yeterli öğrencimiz yok. Çoğu zaman resmi temsillerde bizleri başka bir ülke vatandaşı temsil ediyor. Futbolcuların çoğu trilyonlar kazanırken öte tarafta kendi yaptıkları top ile mahalle aralarında oynayan çocuklar var. Bu kişilere bakıyoruz sonra antrenör oluyorlar, yorumcu olarak ekranlarda boy gösteriyorlar. Bir teorileri, bilime yönelik bir çalışmaları olmayınca saldırgan bir tavırla konuşuyorlar ve holiganlaşmış bir taraftar kitlesi yaratıyorlar. Forması farklı diye çok kişi saldırıya uğradı, biliyorsunuz."

- Peki, spordaki şiddetin ve holiganlığın önüne nasıl geçilebilir?

"Sporda şiddet olaylarının önüne geçilmesi çok zor gözüküyor. Çünkü, bilimsellik yok. Bu yüzden ülkemizin spor karnesine 10 üzerinden 3 puan veriyorum."

KADINLAR HAKSIZLIKLARA BOYUN EĞMEMELİ

- Ülkemizdeki kadına yönelik şiddet olaylarının önüne nasıl geçilir? Neler söylemek istersiniz?

"Şiddetin temelinde kadın düşmanlığı yattığını düşünüyorum. Bunu da eğitim ile çözeceğimize inanıyorum. Yetiştirilme tarzı da çok önemli. Çocuklar, aslan oğlum diye yetiştirilmemeli. Kadın haklarına saygılı bir şekilde yetiştirilmeli."

- Kadınların çalışma hayatında daha aktif bir şekilde yer alabilmesi için neler yapılmalı?

"Kadınlar çalışma hayatında, çoğu zaman ikinci plana atılıyor. Bilim yuvası denilen üniversitelerde bile, erkekler kadınların yükselmemesi için elinden geleni yapıyor. Kadınların çalışma hayatında daha aktif bir şekilde yer alabilmesi için, üretmeleri ve ses çıkarmaları, haksızlıklara boyun eğmemeleri gerekiyor. Ezberlenmiş, sorgulamayan hayat yaşayan kadınlara da kızmak istiyorum. Lütfen, erkekler ile eşit haklara sahip olduklarını ve hakları için mücadele etmeleri gerektiğinin bilincine varsınlar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.