Futbolda Avrupa ligleri doludizgin devam ediyor. Tüm liglerde ortalama son 12 haftaya giriyoruz ve bazı ülkelerde şampiyonlar neredeyse daha şimdiden belli olurken, bazı ülkelerde ise büyük rekabet yaşanıyor. 

Almanya’da Dortmund’un son yıllarda tekrar düşüşe geçmesiyle rakipsiz kalan Bayern Münih 19 puan farkla lider ve şampiyon olmasına kesin gözüyle bakılıyor. Arap sermayesinin takımları, İngiltere’de Manchester City en yakın rakibinin 16 puan, Fransa’da Paris Saint Germain 12 puan önünde şampiyonluğa gidiyor. İspanya’da Barcelona, Atletico Madrid’in 7 puan önünde; ezeli rakibi Real Madrid’e ise 14 puan fark atmış durumda… Real’in elinde bir tek son yıllarda büyük hakimiyet kurduğu Şampiyonlar Ligi kalmış görünüyor. Büyük liglerden bir tek İtalya’da büyük bir yarış var; Napoli ve Juventus rakiplerinden koptular ve son 13 haftaya Napoli sadece 1 puan farkla önde giriyor; iki takım da neredeyse hiç puan kaybetmeden ilerliyorlar. Napoli son 6 yılın şampiyonu Juventus’u bu kez geçip ipi göğüsleyebilecek mi göreceğiz. Milli futbolcumuz Cengiz Ünder ise Roma’da çok geç açıldı; şu anda Roma’yı her kulvarda sırtlıyor ama takımının şampiyonluk şansı artık kalmadı.

Bir büyük rekabet de Türkiye’de yaşanıyor. Şampiyonluk adayları Başakşehir, Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş son 12 haftaya sadece 5 puan farklık bir dilimde giriyorlar. Bu haftasonu ilk olarak Galatasaray evinde Bursaspor’u ağırlayacak. 2010 yılındaki şampiyonluğunun ardından artık sıradan bir lig takımı haline dönüşen Bursaspor’un şu haliyle Galatasaray’a kendi evinde zorluk çıkarması çok da mümkün görünmüyor. Sezon başından beri evinde sadece Fenerbahçe’yi yenemeyen Galatasaray’ın bu akşam 3 puanı alması normal sonuç olacaktır. Derbi maçlarının heyecanını ayrı tutarsak, Galatasaray-Bursaspor maçları hem İstanbul’da hem de Bursa’da bu ligin en zevkli ve en hızlı tempoda oynanan maçlarıdır. Ben Galatasaray’ın bol gollü bir maç sonunda kazanacağını düşünüyorum. 

Lider Başakşehir ise Pazartesi akşamı, en son 8 hafta önce kaybeden Gençlerbirligi’ni konuk edecek. Başakşehir’de son haftalarda bir form düşüklüğü var. Fenerbahçe’ye kendi sahalarında çok kötü oynayarak kaybettikten sonra, Trabzonspor deplasmanında da biraz da şanslarıyla kazanarak bu haftaya lider giriyorlar ama eger günlerinde olmazlarsa Gençlerbirliği kolay bir lokma olacak bir takım değil… Ben herşeye rağmen Başakşehir’in tek farklı da olsa bu maçı kazanabileceğini düşünüyorum; kötü de oynasalar son iki sezonda tek farkla çok maç kazandılar.

Gelelim bu haftanın derbisine… Öncelikle bu maça Cüneyt Çakır’ın atanmasını çok yanlış buluyorum. Geçmiş yıllarda çok daha iyi performans gösteren ve bu sayede 2015 Şampiyonlar Ligi finalini dahi yöneten Cüneyt Çakır’ın son zamanlarda düşüşe geçtiği bir gerçek… Bir de onun her zaman maçın önüne geçme egosu, saatli bomba gibi maçta her an saçma bir düdük çalmasına ve maçın kaderine etki etmesine davetiye çıkarıyor. Beşiktaş zaten daha geçen hafta çok travmalı bir maç geçirdi; Cüneyt Çakır’ın derbide Beşiktaş aleyhine sonuca etki edecek bir hatası daha büyük infial yaratacaktır. (Bu arada Konyaspor-Beşiktaş maçındaki tuhaf kararların her iki takıma da zarar verdiğini, ama tabii haksız bir kararla cezalı duruma düşen Talisca’nın derbide oynayamayacak olmasının önemli olduğunu hatırlatalım.) Ali Palabıyık, Fırat Aydınus da pek olmazdı ama bence bu maçı Bülent Yıldırım yönetebilirdi; daha makul karşılanırdı zannediyorum. 

Maçın tahminine gelince; kesin galibiyete ihtiyacı bulunan Beşiktaş’ta Talisca ve Pepe’nin olmayışı tabii ki dezavantaj… Pepe defansın belkemiği, Talisca ise Beşiktaş’ın hücum gücünü artıran, vites yükselten ve özellikle Cenk Tosun ayrıldıktan sonra gole en yakın isim… Bayern Münih maçında çok şanssız bir kırmızı kart gören Vida tecrübesiyle defansı toparlar diye düşünüyorum; ama çok dikkat etmeli çünkü Cüneyt Çakır da kırmızıya bayılır ve eger bu maçta da kırmızı kart görür ve Beşiktaş’ı yakarsa bu onun ipini bile çekebilir. Forvette Quaresma ve Wagner Love’a bu maçta büyük iş düşecek ve normalden daha fazla performans göstermeleri gerek; her ikisinin de bitirici vuruşlarda çok gol kaçırmaları Beşiktaş’ın maçı kazanamamasına yol açabilir. Quaresma da bu maçta rahatlıkla kızarabilecek oyunculardan biri; gergin geçebilecek bir maçta Cüneyt Çakır onun kronik hale gelen kontrolsüz sertliklerini kesinlikle affetmez. Talisca’nın yokluğunda, Beşiktaş açısından ben bu maçı alabilecek adamı ise Oğuzhan olarak görüyorum; Oğuzhan Fenerbahçe maçlarına çok ayrı motive olur ve eger oynarsa gol de atacağını ve maçı Beşiktaş’a getirebileceğini düşünüyorum. Bir Fenerbahçeli olarak Şenol Güneş’in onu bu maçta oynatmamasını umarım. Şenol Hoca bu hatayı yapar; bir de yine Trabzon orijiniyle 1996 yılından beri süregelen Fenerbahçe gerginliği ile bu maça çıkarsa o zaman Fenerbahçe’nin işi daha kolay olur. Beşiktaş ne zaman gerilse o maçı kazanamıyor; takım zarar görüyor; burada Beşiktaş seyircisine de büyük iş düşecek.

Fenerbahçe cephesinde ise 2 hafta önce şampiyonluk yarışından kopma arefesindeyken çok kolay kazanılan Başakşehir mücadelesi ve ardından gelen üç gollü Alanyaspor maçının keyfi var. Aykut Kocaman’ın kredisi azalmışken birden tekrar potaya girilmiş olması, takımın kendine güvenini de fazlasıyla artırdı. Sadece skor değil, şu anda oynanan oyunun da çok dominant ve rakibi sürklase eden bir yapıda olması Fenerbahçe’yi daha da umutlandırıyor. Hatta Beşiktaş deplasmanlarındaki golleriyle haıtrladıgımız Tuncay Şanlı’nın bu maç için “Fenerbahçe’nin en rahat kazandığı Beşiktaş deplasmanı olacak” iddaası şaşırtıcı… Ben bu kadar iddaalı ve emin olamıyorum; ama Fenerbahçe’nin kazanmasını tabii ki isterim. Başakşehir maçındaki gibi oynar ve hakederse kazansın. Ancak bu maç için tahminim, sanki sadece diğer rakipleri mutlu edecek ve her iki takımın da “ah ya, kazanabilirdik” diyeceği ama 1-1 veya 2-2 beraberlik çıkacak bir maç sonu gibi geliyor. 

Herkese güzel bir haftasonu diliyorum.    

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.