Cebinde bir lira kırk kuruşu kaldığını ve aç olduğunu söyleyen üniversite öğrencisi Sibel Ünli intihar etti.

Ailesinden gelen para belediye otobüsüne binip okula gitmeye yetmediği için kredi ve yurtlar kurumunun yurdundan sadece sınav zamanı çıkan ve yalnızca bir öğün ve yurdun en ucuz yiyeceği olan köfte ekmeği yiyebilen üniversite öğrencisi arkadaşım.

Üniversiteli çocuklar ucuz kahvaltı ve yemek kalkmasın diye eylem yaparken onları coplayan polisler.

Sibel’in öyküsünü okuduktan, coplanan öğrencileri gördükten sonra parasızlıktan yurttan çıkıp okula gidemeyen arkadaşım geldi aklıma ve yazmak istedim. Sizlere bir şeyler anlatmak için değil sadece ruhumun buna ihtiyacı olmasından dolayı yazılıyor bu yazı. Bu sırayla yayınlanacak; Sibel, köfte ekmek, cop.

Burası gerdan kırarak, kasılarak, çok Müslüman, çok dindar gözükmeye çalışıp; yüzüne ve sesine derin anlamlar yükleyerek ‘’komşusu açken kendisi tok yatan bizden değildir’’ hadisini sık sık tekrarlayan insanların ülkesidir. O insanlar ki merhametin en büyük ibadet olduğunu henüz öğrenememiştir.

Utanç içindeyim. Ruhumdaki acıyı anlatmam mümkün değil. İstanbul üniversitesi;  edebiyat fakültesi, üçüncü sınıf öğrencisi Sibel açlık ve umutsuzlukla sürdürdüğü yaşamını intihar ile sonlandırdı. Kedili fotoğrafları kaldı bizlere. Birkaç saniye bile bakmaya dayanamadığımız; kucağına aldığı kediyi seven küçük kız çocuğunun fotoğrafı.

Gördüğümüz birkaç fotoğraf, birkaç satır yazı. Annesinden haberimiz yok. Babasından haberimiz yok. Kardeşlerinden haberimiz yok. Artık onlar içlerinde hiç durmadan büyüyen bir acıyla bizlerle aynı otobüslere, minibüslere binecekler. Anlamayacağız onlar olduğunu. Anlarsak uzaklaşacak, saklanacak, belki uyuyor taklidi yaparak o acı bize bulaşmasın diye yüzümüzü başka yöne çevireceğiz biliyorum.

Binlerce insan tanımlamasının hiç birine inanmıyorum artık. O tanımlardaki insan sözcüğüne inanmıyorum ben. Hani vahşi hayat, vahşi dünya, vahşi hayvan gibi tanımlamalar yapıyorlar ya ben de insanın vahşiliğinden büyüğü var mı diye bağırmak istiyorum. Bağırmak ne demek; aklıma gelen her küfrü, her hakareti yüzlerine tükürmek istiyorum. Kimlerin mi; o otobüslerde, metrobüslerde, sokaklarda, özel araçlarıyla geçerken başlarını çevirenlerin.

Ekmek bizim en kutsalımız. Onun üstüne yemin ederiz, yerde bulsak öpüp başımıza koyup bir duvar üstüne, üzerine basılmayacak bir yerlere bırakırız. Şimdi ben ekmeğimden utanıyorum. Eminim ki benim gibi insanlar vardır, açlıktan intihar eden kız çocuğunu öğrendikten sonra yediği ekmekten utananlar. Bir çocuğun açlıktan intihar ettiğini kabul edemeyen insanlar.

Son birkaç gün içinde kalbim sanki iki mermer taş arasında eziliyor. Ruhumda ömrümce taşıyacağım bir yara daha açıldı. Olmadık bir yerde, olmadık bir zamanda ruhumda yangın başlatacak bir yara. Ezilmeye devam ediyor kalbim. Kendimi penceresiz, ışıksız, kapısız bir odaya kapatasım var. Biz hak ettik bunları.

Ne yapsak, ne etsek af mı dilesek Sibel’den? Helallik mi istesek? Helallik istesek, yüzünde mahcup ve ince bir gülümsemeyle elbet helal eder hakkını Sibel ama isteyemeyiz. Utanırız. Utanmalıyız. Çok utanmalıyız. Helallik değil de belki küçük bir dilek hakkım vardır Sibel’de;

Dileğimdir; bizlere hakkını helal etme Sibel.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.