Eurobasket 2017’de İspanya-Türkiye maçı dün akşam oynandı ve beklendiği üzere turnuvanın en büyük favorisi İspanya, Milli Takımımız’ı 73-56 yenerek çeyrek finale yükseldi. Bu maçta belki de beklenmeyen şey, Türkiye’nin son dakikalara kadar İspanya’ya gösterdiği direnç, turnuvada ortalama 90-95 sayılara oynayan İspanya’yı maç sonunda sadece 73 sayıda tutma gücüydü. Millilerimiz maçın ilk üç çeyreğinde öylesine bir savunma gayreti gösterdiler ki, İspanya topu birçok kez son 1-2 saniyede, zoraki atışlarla kullanmak zorunda kaldı. Rodriguez ve Rubio’nun bu atışlardaki şansları da yaver gitmese, maçın daha zora girmesi işten bile değildi.

Dün akşam özellikle Furkan Korkmaz, Cedi Osman, Erkan Veyseloğlu, Melih Mahmutoğlu, Sinan Güler, hepsi müthiş savaştılar; hiç geri adım atmadılar; pes etmediler. Eger bizim de İspanya’nın iki önemli pivotu Gasol kardeşlerle mücadele edebilecek pivotlarımız olsaydı, bu maç hiç beklenmedik bir şekilde de bitebilirdi. Zaten öyle olsaydı, biz grubumuzu da muhtemelen 4.bitirmez ve favori İspanya ile değil, daha kolay bir rakiple de eşleşirdik. Turnuva boyunca eskiden alıştığımız Ömer Aşık gibi bir pivot aradık; son iki senedir Fenerbahçe’den alıştığımız Vesely ve Udoh gibi savaşçı uzunlar aradık.  Ancak Semih ve Sertaç küçük maçlarda kendilerini gösterdiler göstermesine de, önemli maçlarda maalesef savaşamadılar; başarılı olamadılar. Semih özellikle son İspanya maçında, bana Vesely’nin 2016 Euroleague finalinde CSKA’ya karşı ortaya koyduğu berbat oyunu hatırlattı. Eger Semih dün ve hatta turnuva boyunca, biraz akıllı ve biraz savaşçı olabilse, pota altında biraz olsun direnebilse, herşey çok farklı olabilirdi. Semih bu performansı ile neden büyük bir takım tarafından halen alınmadığını sanırım anlamıştır. Sertaç da Ufuk Sarıca’nın Beşiktaş’ı için yeterli görünebilir; ama üst düzey maçlarda nasıl yetersiz kaldığı ortada (2016 Türkiye Ligi finalinde Beşiktaş Fenerbahçe’ye karşı ancak Stimaç’la direnebilmişti; Sertaç’ın gücü yetmemişti)… Yine de, bu paragrafa sonuç olarak, turnuvada canını dişine takarak oynayan oyuncularımızı, elindeki malzemeyi en iyi şekilde kullanmaya çalışan teknik ekibimizi kutluyorum. 

Gelelim Cumartesi akşamı oynanan Fenerbahçe-Başakşehir maçına…. Abdullah Avcı’nın genel tarzı, Fatih Terim gibi onun da Milli Takım’a da verdiği zarar sebepleriyle, kendisini seven bir adam değilim. Ama Başakşehir’e uzun zamandır oynattığı akıllı, savaşçı futbol sebebiyle de takdir ediyorum. Evvelki akşam Başakşehir’in bu mücadelesi, Fenerbahçe’yi de maçın içine çekti ve seyir zevki çok güzel bir maç izledik. 

Maçı bizimle beraber, sahanın en güzel yerinden izleyen biri de kaleci Volkan Demirel’di. Başakşehir’in 1. ve 3. gollerinde topu sadece seyretmekle yetinen Volkan sayesinde, Fenerbahçe kazanabileceği puan ya da puanlardan oldu. Sahada her zamanki gibi başta Valbuena olmak üzere diğer birkaç oyuncu var gücüyle savaşırken, Volkan’ın da her zamanki umursamaz performansı ile maç Başakşehir’e gitti. 

Volkan’ın bu tavrı sadece bu haftaya ait değil, aylardır, yıllardır devam ediyor. Ben de yıllardır söylüyorum; Volkan kendi sağına gelen toplara çoğu zaman hamle yapamıyor; bunu bilen herkes de topu Volkan’ın sağına vuruyor. Ayrıca son yıllarda gözlerinde de ciddi bir problem olduğu; bu nedenle topu ancak kaleye yaklaşırken görebildiği ve hamle yapmakta geç kaldığı söyleniyor. E peki madem bu böyle, biz neden kendi içimizden çıkan iyi kalecilerimiz Volkan Babacan, Mert Günok, Ertuğrul gibi kalecileri peynir ekmek gibi harcıyoruz da, hala Volkan’la devam ediyoruz? Yedeği olarak da yine bir o kadar kötü, emekli Kameni’yi alıyoruz? 

Dün Fenerbahçe taraftarı dostlarımla bu konuları konuştuk. Geçen haftalarda da yazdığım gibi, herkes futboldan soğumuş, daha 4.haftada takımdan ümidini kesmiş. Tribünde belki 30-35 bin kişi var ama bu rakam hızla düşmeye aday… Zira taraftar artık saha içinde Volkan ve onun gibilerin, saha dışında da teknik ekibin, yönetimin, başkanın takıma sadece seyirci kalmasına tahammül edemiyor. Yıllardır çok destek verildi; çok tahammül edildi. Artık bu sene sabırlar taştı. Taraftar sahada savaşan, Fenerbahçe’nin büyüklüğünün hakkını veren teknik ekip ve oyuncular görmek istiyor. Buna da sonuna kadar hakları var.    
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.