$ DOLAR → Alış: 3,57 / Satış: 3,59
€ EURO → Alış: 3,99 / Satış: 4,01

Sanat Aşksız Ve İlhâmsız Olmaz

Şamil Kucur
Şamil Kucur
  • 12.02.2017
  • 1.096 kez okundu

Tataristan’da doğan, Türkiye’yi Hz.Mevlana’dan tanıyan 10 yıldır, İstanbul’da yaşayan Fotoğraf sanatçısı, suluboya ressamı ve ebru sanatçısı Aygül Okutan, “Aşksız ve ilhâmsız sanat olmaz. Sanat ilhâm ile olmalı, ilham da inanç ile olur, o da Allah’a olan imân ve sevgi iledir” diyor

Tataristan’ın başkenti tarih ve kültür şehri Kazan’da dünyaya gelip, ilk kez Türkiye adını, kültür ve inanç değerlerini Hz. Mevlana’nın, Rusça şiir ve hikayelerini, çocukluk yaşlarında okuyarak tanıyan ve 10 yıldır da İstanbul’da yaşayan fotoğraf sanatçısı, suluboya ressam ve ebru sanatçısı Aygül Okutan, bu haftaki konuğumuz. Üsküdar Altunizade Kültür Merkezi’nde, ‘İlham’ adlı suluboya – ebru sanatları sergisinde görüştüğümüz Okutan, kardeş Tataristan’dan, Türkiye’ye kültürü, sanatı ve insanına bakış ile suluboya, fotoğraf ve ebru sanatı hakkındaki düşünceleri üzerine görüştük. Okutan için, aşk ve ilhâm olmadan sanat olmaz. Sevgi olmadan, gönül olmadan resim, ne şiir, ne müzik ne de başka bir sanatın olması mümkün değil. Çünkü Ona göre sanat, ilhâm ile olmalı, ilhâm da inanç ile olur, o da Allah’a olan iman ve sevgi iledir…

Çok yönlü bir sanat çizginiz var. Bunda aile, çevre ve aldığınız eğitimin ne derece katkısı oldu?

Çok köklü bir tarih ve kültür ülkesi olan Tataristan Cumhuriyeti’nin başşehri Kazan’da, 1977 yılında dünyaya geldim. Aslında ben daha doğuştan çok kısmetli idim. Çünkü, Kazan şehri, çok özel bir şehir ve Benim Kazan’a olan aşkım, Kazan’dan da yansıyor, o aşk. Babam mimar, annem öğretmendir. Sonra Ural Dağları içinde, 5 yıllık bir eğitim süren bir sanat koleji ve sonra 6 yıl süren bir eğitim sonrasında, Sanat Akademisi’nden mezun oldum. O zaman fakültedeki eğitim şekli biraz farklı idi. Bakır, seramik, mermer, emaye, kuaj, suluboya ve heykel eğitimi alıyorduk.

Fotoğraf çekmeye ilk ne zaman başladınız?

O zaman sanatın bir parçası olarak, eski bir makine ile fotoğraf çekmeye başladım. Aslında o benim için bir fırça idi. Aslında bu bir fotoğrafçılık değil, sanatın bir parçası idi. Ancak, o fotoğraflarım çok ilginçti, farklı teknikler kullanıyordum, o zaman photoshop yoktu ama o fotoğraflarım da, tamamen suluboya gibi idi. Çok fotoğraf çekiyor ve fotoğraf üzerine çok düşünüyor ve araştırmalar yapıyordum. O yıllarda Kazan’da düzenlenen bir yarışmada ödül almıştım. Hayata, olaylara, insanlara artık bir kare gibi bakmaya görmeye başlamıştım. Çünkü fotoğraf çekerken, her güzel kare olmalıydı, güzel fotoğraf olmalıydı diye düşünüyordum. Ama zaman içinde, benim hayata bakışımda da hem daha etraflı ama aynı zamanda, detaylı ama en önemli olanı da, bana hayatı güzel görmeye, güzel ve iyi taraflarından bakmayı, düşünmeyi öğrenmeme çok büyük katkısı oldu. Tabii ki burada farklı sanat dalları ile ilgili eğitim almam ve ilgilenmemin, hem gelecekteki yapacağım resimlerime de, çekeceğim fotoğraflara da çok büyük etkisi olduğunu gördüm.

Hayata güzel bakmamı sağladı

Sanat hayatınız baktığımız zaman, çok genç yaşta, çok yoğun çalışma ve tem o içinde olduğunuzu görüyoruz. Bu çok yönlülük ve performans zenginliğini neye borçlusunuz?

Aşk ile ve büyük bir istek ve gayret ile çalışıyordum. Hem eğitim hem de sanat alanında. Allah’a çok şükür ki, o yıl akademiyi bitirmiştim ve o çok çalışmalar sonucunda, bu fotoğraf ödülünü alırken, Kazan’daki Milli Müzesi Müdürü bana, müzede fotoğraf bölümünün direktörlüğü teklifinde bulundu. Böylece müzede görev yapmaya da başlamış oldum. Bu benim için gerçekten bir adeta ilahi hediye idi. Çünkü bu müze, bütün Tataristan ve Kazan Şehrinin resim, sanat, edebiyat müzeleri, o müzeye bağlı idi. Ve o kadar yoğun geçiyordu ki, günlerimiz, sürekli olarak farklı sahalarda sergiler, konferanslar oluyordu ki, o kadar yoğun ve yoruluyordum ki o günlerde ve anladım ki, bizim bildiğimiz klasik bir müze anlayışından farklı bir sosyal, aktiviteli ve yasayan müze idi bu. Müzecilik sevgi olmadan, aşk olmadan, fedakarlık ile öğrenme ve paylaşma aşkı olmadan, müzecilik olmayacağını gördüm ve yaşadım.

Benim için bir aşk

Neden suluboya tercih ettiniz?

Bunu anlatabilmek, neden suluboya resim yaptığımı ve neden başladığımı, kelimeler ile anlatabilmek, inanın çok da kolay değil. İnsan aşık olabilir değil mi? Peki, aşk nasıl ya da ne kadar anlatılabilir, kelimeler ile ne kadarı ifade edilebilir ki. İşte benim suluboyaya başlamam da, uzun yıllar suluboya çalışmam da, aşk, aştandır diyebiliyorum. Aşk olmadan sulu boya olmaz, çalışamazsınız, yapamazsınız, belki hayatta her şey, her sanat için de öyledir ama suluboya benim için bir aşk ve aşk olmadan, insan nasıl yaşar ki, zaten hayatta ve bir anlamı olur mu hayatın. Ben çok şükür o aşkı sürekli olarak yaşıyorum, her resim yapmaya başladığımda da bu aşk büyüyerek daha da derinleşiyor ve gelişiyor. Ben çok duyuyorum, ‘suluboya yapmak çok zor, nasıl yapıyorsun?’ şeklinde ama suluboya bana ilham veriyor, aşk veriyor. Sanki saatlerce, belki günlerce çalışsam da, suluboya bana hiçbir zaman yorgunluk hissi vermedi ve yaptıkça daha da yapasım geliyor.

İlham var ise sanat olur

Ebru sanatına olan ilginiz, nasıl başladı?

Yıllar önce, su ve renk üzerinde çalışıyorum ve monotipi tekniğini biliyor ve uyguluyordum. Çalışarak kendi tekniğimi oluşturmuştum. Resim, minyatür ya da farklı tarz ve teknikleri monotipi üzerinde ekliyordum. Aslında bu teknik ile çok fazla kişi çalışmıyordu. Çünkü, kontrolsüz, yani kontrol sağlayabilmeniz çok zor. İmkansız gibi. Ama bana da am tersi çok güzel geliyordu. Çünkü, çalışma yaparken, bir birlik hissi oluyor. Bu bakış açsısını daha sonra ebru sanatında da gördüm. Ve şimdi suluboya çalışmalarım ile birlikte ebru sanatını da yapıyorum. Çünkü, ben tek başına çalışmıyorum ki, ve o renk ve su ile bütünleşiyorum, o bütünleşmenin kaynağı da aslında, içten gelen ilham. Bakınız bana bazan sipariş çalışma teklifleri geliyor ama bunu dijital olarak yapacaksınız deniyor. Ben kabul etmiyorum. Çünkü ilhamsız sanat olmaz ki. İş olarak görsem bile, bunu ilham ile yapmalı insan. Bu ilhamın kaynağı da, Allah’tandır. Her sanatçı ruh hali, duygusu düşüncesi ne ise onu sanatında ve eserlerinde görebilirsiniz. Bu sadece resimde değil, şiirde de, müzikte ya da başka sanatlarda da. Eğer sizde, bir sanatçıda inanç yok ise eğer, onun sanatında, onun eserinde, kendi iç alemindeki huzursuzlukları ve çelişkileri görebilirsiniz. Sanatçı duruşu ile dili ile sanatı ile sanatına ve topluma karşı duyarlı ve sorumluluk sahibi olmalı diye düşünüyorum.

Türkiye’yi ilk tanıyışım

Türkiye’yi ne kadar tanıyor ve hakkında neler biliyordunuz?

Doğduğum, yaşadığım vatanım olan Tataristan’ı ve tarihi, kültürel ve coğrafi özelliklerine hayran olduğum Kazan şehrimi çok seviyordum ve ne olursa olsun, orada yaşamalı ve orada hizmet vermeliydim düşüncesindeydim. Türkiye ile ilgili nerdeyse hiçbir şey bilmiyordum. Sadece, Rumi yani Hz. Mevlana’nın eserlerini Rusca’dan okumuş ve Türkiye’yi de, Rumi’nin ülkesi olarak biliyordum. Rusya’da, Hz. Mevlana’yı ve Onun şiirlerini çok seviyorlar ve Onu, Rumi olarak tanıyorlar. Ne yazık ki, Türkiye hakkında, hiçbir şey bilmiyordum. Ama sonradan farkettim ki, geçmiş yıllarda Hz. Mevlana’ya ait şiirler ve hikayeleri okumam, Onun ülkesine, insanlarına ve kültürüne olan sevgiyi de, birlikte taşımıştı hayatıma. Türkiye her ne kadar Tataristan ile tarih, dil, din, kültür, sanat ortaklık ya da benzerlikleri olsa da, benim için yeni bir ülke ve yeni insanlar demek ti. Ve normal olarak, bir adaptasyon süreci yaşamam gerekiyordu. Ama ben o açıdan hiçbir zorluk yaşamadım.

Benim iki vatanım var

Türkiye, sizin için ne ifade ediyor?

Düşünüyorum da, gerçekten de hayatta hiçbir şey tesadüfi değil. Hayatımın seyrinde, aslında Tataristan le Türkiye, özellikle tanımaya başladıktan ve de Türkiye’de yaşamaya başladıktan sonra, gördüm ki, fark yok! Ve Hz. Mevlana vesilesi ile Allah’a şükrettim. Sonra, 2007 yılında, TÜRKSOY’un düzenlediği bir fotoğraf organizasyonu için ilk defa Türkiye’ye gelmiştim ve Kapadokya’da, Fotoğraf Sanatçısı Mehmet Okutan ile tanıştım. Daha sonra evlendik ve İstanbul’da yaşamaya başladık. Çok sevdiğim iki vatanım var artık. Tataristan ve Türkiye. Ben Türkiye’ye hayranım, Türklere hayranım, Türk kültürüne, sanatına, tarihine hayranım. Ne olursa olsun, her ülkede ve dünyada zaman zaman olumsuzluklar olabilir, yanlış uygulamalar olabilir, yanlış yapan insanlar olabilir. Ama siz ne olursa olsun, vatanınızı, ülkenizi sevmeli, insanları birbirlerini sevmeli, değer vermeli, diline, tarihine, kültürüne, sanatını sevmeli, sahip çıkmalı ve yaşatmalıdır. İnanın bana, hiçbir abartı olmadan söylüyorum. Dünyada Türk insanı gibi, Türk Milleti gibi bir millet yok. Ve ben söylüyorum, hayranım bu ülkeye, insanlarına… Lütfen ve lütfen ülkemizin, insanlarımızın kıymetini bilelim. Yunus Emre ve Hz. Mevlana gibi değerlerimiz var, sahip çıkılsın, sevgi ile güzellikler ile… İnanın Türkiye’yi ben çok seviyorum, bilmiyorum, neden.. Ama bu ülkede, bu güzel insanlar ile olmak, benim için büyük bir nimet. Ve benim en büyük arzum ve amacım, bu ülkenin güzelliklerini vatanım olan Tataristan’da da, daha çok ve güzel anlatabilmek, aynı şekilde de kardeş Tataristan’ın güzelliklerini de, kardeş Türkiye’de, sergi ve benzeri çeşitli kültür sanat faaliyetleri ile daha iyi tanıtabilmek ve anlatabilmek.

 

AYGÜL OKUTAN KİMDİR?

Rusya Federasyonu’na bağlı Özerk Tataristan Cumhuriyeti’nin başkenti Kazan’da 1977 yılında doğdu. Sanat Okulu, Bugulma, Rusya, (1991-1993). Sanat Koleji, N. Tagil, Rusya (1993-1998). Resim, Heykel ve Mimarlık Akademisi (Güzel Sanatlar Fakültesi), Perm, Rusya (1998-2004). Serbest Ressam. (2002-2004). Tataristan Cumhuriyeti Milli Müzesi’nde fotoğraf bölümünü müdürü. Kazan.Russia (2004-2006). Consensus Dergisi fotoğraf departmanı danışmanı. İstanbul, Türkiye.(2006 – 2007). Nefes Dergisi için, illüstratör ve fotoğraf sanatçısı, İstanbul, Türkiye. (2007).
Fotoğraf-Sergiler:
Lisva, Rusya ‘güneşli oyun’ fotoğraf sergisi (2003). ‘Etrafında Güzellik Görmek’ fotoğraf sergisi, Kazan – Tataristan. (2004). Fotoğraf sergisi ‘Kazan’, Kazan, Tatristan (2004). Fotoğraf sergisi ‘Manzara’, Kazan – Tataristan (2005). Bugulma, Rusya ‘sevgi ile Bugulma için’ 2006 fotoğraf sergisi. (2006)
Baskılar ve Projeler:
2004 Fotoğraf sergisinin”Kapadokya’da 5 Gün” Küratörü, Kazan – Tataristan
2005 Fotoğraf sergisinin “Museum of Life” Küratörü, Kazan -Tataristan
2006 Fotoğraf sergisinin “Biz Bir Aileyiz, Biz Türkiye’yiz” Küratörü, İstanbul, Türkiye
2007 “Mevlana ve Kadın” Kitabının fotoğraflanması, İstanbul, Türkiye
2007 “Miras” kitabı için Topkapı Müzesi ve İslam Eserleri Müzesi’nde fotoğraf çekimi, İstanbul, Türkiye
Katılımlar:
“The Portrait of Epoch” Fotoğraf Yarışması Özel Ödülleri : “Art Taste and High Culture”, “Liric of Women’s İmage” – Kazan – Tataristan (2003). TÜRKSOY tarafından düzenlenen “Uluslararası Fotoğrafçılar Buluşması” katılımı – Kapadokya, Türkiye (2003). Fotoğraf Sergisi “Kapadokya’da 5 gün” Katılımı – Kazan – Tataristan (2004). Fotoğraf Sergisi “Kapadokya’da 5 gün” Katılımı – Paris, Fransa (2003). Fotoğraf Kitabı Katılımı “Kazan’ın Binlerce Yüzü” (2005). “Kazan’ın 1000 Yılı” Fotoğraf Sergisi Katılımı – Ankara, Türkiye. (2005). Fotoğraf Kitabı Katılımı “Tataristan – Halkın Ruhu” – Kazan, Rusya (2005). Fotoğraf Sergisi “Kapadokya’da 5 gün” Katılımı – Bakü, Azerbaycan (2006). Fotoğraf Sergisi Katılımı “Kazan, Batı’nın Doğu ile Buluştuğu Yer” Boston, ABD (2006). Uluslararası Fotoğraf Yarışması Sergisi “The Epoch’s portrait” – Kazan, Tataristan (2006). TÜRKSOY tarafından düzenlenen “Uluslararası Fotoğrafçılar Buluşması” katılım – Kıbrıs, Samsun, Ağrı -Türkiye, (2009).
Sempozyumlar:
2013 “Aşk Öyküleri” Uluslararası Sanat Sempozyumu , Elabuga, Rusya (2013). ” Büyük İpek yolu” Ususlararası Sanat Sempozyumu, Elabuga, Rusya, (2015).
Kişisel resim sergileri:
“About Turkey. With love”, İstanbul, Türkiye (2016). “İlham”, İstanbul, Türkiye (2016).
Resim sergilerine katılım:
” Aşk Öyküleri” resim sergisini katılımı , Elabuga, Rusya. (2013). ” Büyük İpek yolu” resim sergisini katılımı , Elabuga, Rusya. (2015). ” Büyük İpek yolu” resim sergisini katılımı , Kazan, Tataristan, Rusya (2015). ” Büyük İpek yolu” resim sergisini katılımı , Pekin, Çin . (2015). ” Etnik kültürün renkleri” ,resim sergisi katılımı, Elabuga , Rusya.
2016. “Gülten-Aygul Okutan resim sergisi” , Ankara, Türkiye (2015).
İllüstrasyon:
2007 “Ney’den Dinle” Kitabının illüstrasyonları Türkiye (2007).
TRT Belgeseli “Kudüs – Taş ve İnsan” için suluboya illüstrasyon.Türkiye (2009)
2009 TRT için 10 bölümlük, Ramazan ayına yönelik “5 Dakika” isimli suluboya animasyon, belgesel film. Türkiye.
2011 Ünlü Tatar şair Ravil Bukharaeva’in “müzik hakkında” adlı kısa hikayesi için Suluboya Animasyon filmi. Tataristan, Rusya.
2012 Bolgar Müzesi için suluboya animasyon filmi “Eski Bulgarlar”. Tataristan,
İstanbul’da çalışmalarını sürdüren sanatçı evli ve bir erkek çocuğu sahibidir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Aygül Okutan dedi ki:

    Merhaba Şamil Kucur Bey ve Sayfa dostlarımız; Ben çok mutluyum, hayata olduğum, bu güzel ülke ve ikinci vatanım olan Türkiye ve Türk arkadaşlarım ile e bu eşsiz güzelliklere sahip İstanbul şehrinde olduğum ve yaşadığım için. Bu nedenle şükrediyorum. Bu gün bir başka mutluluğum var ki, O da İstanbul Gazetesi Köşe yazarı, araştırmacı, gazeteci ve kültür sanat uzmanı Şamil Kucur Beyin, hiç beklemediğim şekilde, beni, benim sanata, resim, fotoğraf ve ebru sanatına bakışımı, insan ile sanat ile toplum ile inanç, arasındaki ilişkiler ve sanatçının sorumluluk anlayaşını, en güzel şekli ile ifade etmeme imkan sağladığı için, çok teşekkür ediyorum. Ve tabii ki bize yani sanatçılara ve sanata söz ve ifade hakkı tanıdkları ve yer verdikleri için, İstanbul Gazetesi’ne de teşekkür ediyorum. Ve sizlere yani, sanata duyarlı dostlarımıza,gösterdiğiniz ilgi, sevgi ve destek için. Teşekkürler, güzelliklere bir damla da olsa katkı sunun her bir insana, bin teşekkürlerim ile.. ( Aygül Okutan )

YORUM YAZ