Benim daha çok basketbol taraftarı olduğumu beni tanıyanlar bilir. Sporun her dalını izlemekten keyif almakla beraber, sadece basketbol maçlarına giderim ve en çok da basketboldan keyif alırım. Bu nedenle yazıma basketbolla başlayayım. 

2017-2018 Türkiye Ligi şampiyonluğu için çok fazla konuşmaya gerek yok. Son Euroleague Şampiyonu Fenerbahçe Doğuş, koç Obradoviç farkı ve kadro kalitesi olarak Türkiye’deki rakiplerinden ayrılıyor. Anadolu Efes, Beşiktaş, Tofaş, Darüşşafaka, Banvit gibi üst düzey takımlar bazen Fenerbahçe’yi yenebilirler; ama Türkiye Ligi seviyesinde, seri maçlarda Fenerbahçe’yi üst üste yenmek hemen hemen imkansız… Geçen sezon Türkiye’de şampiyon olurken çeyrek finalde Tofaş’ı, yarı finalde Darüşşafaka’yı ve finalde çok formda bir Beşiktaş’ı nasıl tek maç bile kaybetmeden süpürdüklerini hatırlıyoruz. O nedenle Fenerbahçe Doğuş’a Türkiye Ligi’nin tek hakimi olarak bakmamız gerekiyor. Finalde rakiplerinin kim olacağını ve ikinciliği kimin kazanacağını göreceğiz. Eger Fenerbahçe bir şekilde şampiyon olamayacaksa da, onları saf dışı edebilecek tek takımı Darüşşafaka olarak görüyorum; geçen sezon Wanamaker ve Clyburn kadrodayken de ters geliyorlardı; bu sezon nispeten daha zayıf görünseler de oyun yapısı olarak zorlayabiliyorlar. 

Euroleague’e baktığımızda ise, son yılların şampiyonları ve Final Four gediklileri Fenerbahçe, CSKA Moskova, Olympiakos ve Real Madrid’in arasına girebilecek bir tek Panathinakos var gibi; geçen sezon da iyilerdi ama Playoff’ta Fenerbahçe’ye kötü kaybetmişlerdi; bu sezon daha iyiler… Maccabi Tel Aviv, Zalgiris Kaunas da bu sezon parlıyorlar ama seri maçlarda üstte saydığım en iyi takımlara güçleri yetmez. Bu sezon Playoff’ta yine en iyi dördü görebiliriz. Belki Pana kendine yer açabilir; eski Fenerbahçeli Jasikevicius’un koçluk yaptığı Zalgiris’e sempati duymakla beraber, onlardan bir sürpriz pek beklemiyorum açıkçası… Şampiyonluk içinse gönlüm tabii ki Belgrad’da da Fenerbahçe’nin üst üste ikinci şampiyonluğu yaşamasından yana; ama istatistiksel olarak bunun pek gerçekleşmediğini düşünürsek, genelde bir önceki sezon finalistlerinin bir sonraki sezon şampiyon olduğuna da bakarak, ben bu sezon favori olarak Olympiakos’u görüyorum. Geçen hafta Fenerbahçe’yi evlerinde çok farklı yendiler; bu hafta da İspanya’da Real Madrid’i geçtiler. Koç Sfariopoulos gerçekten çok iyi bir antrenör; sezon başında Perasoviç’in yerine Anadolu Efes’e onu önermiştim ama olmadı. Olympiakos koçuyla ve yıllardır süregelen iyi kadrosu ile yine çok iddaalı olacaktır. Tabii inşallah yine Fenerbahçe şampiyon olur; bu hepimizi yine çok mutlu eder. (Baketbolu kapatmadan, Ergin Ataman’a değinmeden geçemeyeceğim. Euroleague’de şu ana kadar en az maç kazanabilen Anadolu Efes’in koçu olan bu zat, geçen hafta Türkiye’de Fenerbahçe’ye karşı da 100-74 gibi çok farklı bir mağlubiyet aldıktan sonra, Obradoviç’i zorla 100 sayı atmakla suçladı ve bu nedenle maç sonunda tüm koçların saygıyla birbirilerinin elini sıkma, birbirlerini tebrik etme prosedürünü gerçekleştirmedi. Halbuki Obradoviç her maçın son hücumlarını zaten hep kullanır; bunu herkes bilir; bu Euroleague’de de, Türkiye’de de böyledir. Obradoviç’e karşı yıllardır kişisel bir kıskançlık ve eziklik duyan Ataman bu konuyu da kişiselleştirdi ve Anadolu Efes’e yakışmayacak bir saygısızlık yaptı; artık alıştık diyelim ve geçelim.)  

Futbolda şampiyonluk yarışı 4 takım arasında kıran kırana geçiyor. Geçen sezon şampiyonluk provası yapan Başakşehir bu sezon daha sağlam ilerliyordu ki, Fenerbahçe bu hafta beni gerçekten çok şaşırttı. Uzun zamandır elden çıkartmaya çalıştığı Aatıf ve Fernandao’ya bel bağlayan bu takımdan bir şey olmayacağını düşünüyordum ki Fernandao, Janssen’in sakatlığını iyi değerlendirdi; dün de Başakşehir karşısında iki gol birden attı ve galibiyeti getirdi. Takımda en beğenmediğim adam olan Nabil Dirar dünkü maçın en çok koşan adamıydı; üç puanda Fernandao ile beraber en büyük pay sahibiydi. Her ikisi de beni mahcup etti. Fenerbahçe çok iyi bir maç oynadı, 2-0 kazandı  ve biraz geride kaldığı şampiyonluk yarışına tekrar ortak oldu. Bu galibiyet takıma apayrı bir şampiyonluk havası getirecektir; “Valbuena’yı oynatmıyor; hata yapıyor.” diyenlere karşı da Aykut Kocaman’ın elini güçlendirmiştir. Başakşehir önemli bir maçı ve önemli bir avantajı kaybetti; ama halen yarışta öndeler… Beşiktaş ve Galatasaray’la beraber kalan haftaları heyecanla izleyeceğiz; her 4 takımın da şansı var. Benim gönlümde tabii ki yine Fenerbahçe var; ama Aykut Kocaman’ın oynattığı futbolu kendisi gibi sevimsiz buluyorum. Sevimsizlikte diğer hocalar da aynı şekilde; en sevimsizin kim olduğunu da tahmin edersiniz [Simge] Başakşehir’in şampiyonluğunu da ayrıca istemez gibiyim; onların durumunu biraz 90’lı yıllardaki devlet destekli Steaua Bükreş’e benzetiyorum. Gerçi her biri birer şirket olan diğer büyük kulüplerimizin maddi olarak kollanmadığını da kimse söyleyemez.  

Şampiyonlar Ligi’ne bakarsak, kura avantajı ile Manchester City ve Bayern Münih’in yolları daha açık görünüyor. İngiliz ekibinin bu seneki olağanüstü form durumu ile benim bu seneki şampiyonluk adayım olduğunu da söyleyebilirim.  

Herkese iyi bir hafta diliyorum. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Rakel Kohen 2018-02-12 10:30:48

Ligleri her zaman çok yakından takip edemeyen biriyim. Yazınızda takımları ve güncel durumlarını çok güzel özetlemişsiniz. Sizin sayenizde Türk basketbol ve futbol ligindeki tüm güncel detaylarla ilgili bilgi sahibi oldum Çok teşekkür ederim.

Avatar
Mehmet Yazıcı 2018-02-12 10:49:08

Yine doğru analiz, yerinde yorum ve tespitlerle dolu, zengin bir Türkçe ile yazılmış, Spor gazeteciliğinde örnek olarak gösterilebilecek bir yazı kaleme almışsınız Emre Bey. Ellerinize sağlık. Sevgiler.

banner102