Yıllardır alternatif turizm çeşitliliği üzerinde duruyor ve değişik planlar da yapıyoruz. Bunların başında da sağlık turizmi geliyor. Ancak, yapılan onca çalışmaya rağmen, sağlık turizminde de olumlu adımları atamadık. Halbuki Türkiye, sağlık turizmi ile çok büyük bir atağa kalkabilir. Bu alanda müthiş bir potansiyelimizin olduğunu da söylemeliyiz.

Peki, çözüm ne? Sağlık turizmi gelirini nasıl artırabiliriz?

Bu konuda geçtiğimiz günlerde Türkiye Turizm Yatırımıcalar Derneği (TYD) Başkan Yardımcısı Recai Çakır’ın Türk Sağlık Turizmi Sitesi’nde önemli bir açıklaması yayınlandı. Çakır, bu açıklamasında “Türkiye, sağlık turizminde 5’inci sırada yer almasına rağmen wellness’te (sağlıklı yaşam) çok gerilerde. Wellness ile Türkiye’nin hâlihazırda yıllık 6 milyar dolar olan sağlık turizmi geliri yüzde 20 civarında artırılarak 7,5 milyar dolara yükseltilebilir” diyor.

Sağlık turizminin ikiye ayrılması gerektiğini de söyleyen Çakır’ı dinleyelim:

 “Biri medikal sağlık, diğeri ise wellness olarak bilinen sağlıklı yaşam... Türkiye, zihin, ruh ve bedenin bir bütün olarak rahatladığı, geliştiği ve iyileştiği holistik wellness ve SPA ile nitelikli turizm tesisleri sayesinde ciddi miktarda turist çekebilir. Ancak ülkemizdeki mevzuat sadece hastane ve klinikleri korumaktadır. Wellness ile Türkiye’nin hâlihazırda yıllık 6 milyar dolar olan sağlık turizmi geliri yüzde 20 civarında artırılarak 7,5 milyar dolara yükseltilebilir. Tayland gibi ülkelerde bazı oteller bile hastane ruhsatı alarak sağlık turizmine katkıda bulunmuş, ülkenin bu alanda atılım yapmasını sağlamıştır. Bizim de dünyadaki başarılı örneklerin daha iyisini yapmak için çalışmamız gerekiyor. Üstelik tesislerimiz buna hazır. Sadece mevzuat ve tanıtım olarak hamleler gerekiyor.” 

Güneşe muhtaç olan ve yaşlı nüfusun çok yoğun olduğu refahı yüksek ülkelerin, emeklilerini, güneşin daha yoğun olduğu dünyanın farklı ülkelerinde devlet desteğiyle ağırladığını da ifade eden Çakır daha sonra, şunları dile getiriyor:

“Biz bu konuda öncü olmalıyız. Bunun için devletin girişimlerde bulunması gerekmektedir. Turistlerin en çok talep ettiği uygulamalar detoks, sağlıklı beslenme, metabolizmayı hızlandırıcı anti-aging uygulamaları, güzellik uygulamaları ve bunu destekleyici SPA uygulamalarıdır. Bu alanda dünyanın her yerinden, hatta Çin’den dahi gelen misafirlerimiz var. Ağırlıklı olarak da Romanya, Hollanda, İngiltere, Arap Emirlikleri, Mısır ve Lübnan’dan geliyorlar.” 

Ortaya çıkan rakamlara göre Türkiye sağlık turizminde 5. Sırada yer alıyor. Dünyada 563 milyar dolarlık bölüm de wellness turizmine ayrılıyor. Ancak, buna rağmen Türkiye çok gerilerde bulunmaktadır. Çakır, açıklamasında “Türkiye, bu pazardan ne yazık ki çok az bir pay alabilmektedir. Bunun için yapılması gereken ilk adım, devlet büyüklerimizin tüm turizm tesislerinde wellness konusunda profesyonel hizmet vermek isteyenlerin önünü açması... Bu yönde tedbir alınmalı ve wellness ile ilgili çok önemli tanıtım hamlesi başlatılmalı. wellness sektörüne en çok harcama yapan ülkelerden direkt uçuşların başlatılmasının desteklenmesi, belediyelerin ve ilgili devlet birimlerinin bilgilendirilmesi, wellness ile ilgili turizm tesislerinde bazı medikal hizmetler ve anti-aging uygulamaların yapılmasına izin veren mevzuatın getirilmesi gerekiyor” diyor.

İşin bir başka boyut da şu:

Türkiye’ye medikal tedavi için gelen yabancıların, Türkiye’yi, sağlık turizminde dünyanın ilk 5 ülkesinden biri yapmış durumda. AB ülkelerinden yüzde 60 daha ucuz tedavi sunuyor olmamız da bir artımız olarak değerlendiriliyor.. Onkoloji, kardiyovasküler ve estetik cerrahisinde başı çekiyoruz. Buradaki gücümüzü wellness alanına da yansıtmamız gerekiyor. Böylece azalan turist sayısını da artırabilme şansını yakalayabiliriz

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.