Bugünkü yazımı Avrupa ve Türkiye’deki şampiyonluk yarışlarının değerlendirmesine ayırmıştım aslında ama dün akşam Kadıköy’de öyle garip bir futbol maçı oynandı ve yarıda kaldı ki, bugünkü satırlarımı bu konuya ayırmam gerekiyor. 

Öncelikle herkes şunu bilsin; Türkiye’de oynanan spor müsabakalarında rakip takıma yapılan her türlü taciz, küfür, fiziki saldırı, sahaya yabancı maddeler atmalar, bunlar hep caizdir. „Benim stadımda, salonumda olmaz“ demek de koca bir yalan ve kendi kendini kandırmacadır. Bu durum her yerde vardır, herkes suçludur; ha en kötülerini sorarsanız geçmişte Trabzon ve Diyarbakır’da yaşanan olaylar sayılabilir; bu iki şehrimiz bu konuda üst düzey sabıkalıdır. 

Bizim toplumsal kültürsüzlüğümüz, yozlaşmış ahlakımız ve üst düzey bencilligimiz nedeniyle de her olaydan sonra şu açıklama yapılır: „Yahu ne var ki sahaya birkaç şey atıldıysa, her sahada oluyor, herkes küfrediyor. Bunu yapanlar zaten bizim taraftarımız olamaz. Biz hiçbir cezayı kabul etmiyoruz.“ Zaten müsabakayı yönetenler kendi akıbetlerinden korkarlar; kelle koltukta da olsa oyunu mutlaka bitirmeye çalışırlar; futbolu yönetenler de hep geçiştirme cezalarla ve sonra Tahkim Kurulu indirimleri ile günü kurtarırlar. Bu ülkede bu işler böyledir; herkes de buna alıştırılmıştır.

Peki dün akşam ne oldu? Fenerbahçe-Beşiktaş arasında oynanan Türkiye Kupası yarı final rövanş maçında, Fenerbahçe maça zaten skor avantajı ile başlamıştı. Beşiktaşlı Pepe’nin oyundan atılması ile daha da rahatlamıştı ve finale yakındı ve maçın içinde herşeyi çığırından çıkaracak bir durum da yoktu. Ama Fenerbahçe seyircisi sanki takımını bilerek yakmak istercesine, Beşiktaş’ın her korner atışında Quaresma’ya çakmaklar, anahtarlar fırlattılar. Quaresma ve Caner de bu işi gayet ustaca kullanarak hakemi çok iyi yönlendirince, hakem iki anons hakkını kullanmış oldu. Sonrasında maçta yaşanan her pozisyonda olayı gerginleştirmeye çalışan Beşiktaş kulübesi baktı ki iki anons tamam; sonrasında maçın tatil edilmesi gündeme gelebilir; yedek kaleci Tolga Zengin önderliginde durduk yere Fenerbahçe seyircisi ile kavga etmeye başladılar ve iş bir anda çığırından çıktı. Sahaya atılan maddelerden biri teknik direktör Şenol Güneş’in kafasına geldi. Buraya dikkat edin: Şenol Güneş o anda ne yaptı? „Tamam tamam iyiyim“ dedi; kafasına buz koymak isteyenlere bile „gerek yok“ şeklinde işaretler yaptı. Herşey normale dönebilirdi; ama Beşiktaş takımı birden kendi kararıyla maçı bırakarak soyunma odasına gitti. Bunu gören hakem Mete Kalkavan da soyunma odasına gitti. İşin ortaoyunu bundan sonra başladı. „Birşeyim yok, iyiyim“ diyen Şenol Güneş içerde birden yogun bakımlık oldu; sedyelerde ölüm döşegine geldi ve hakem de maçı tatil etti. 

Herkese söylüyorum; dün akşam Kadıköy’de yaşatılanlar büyük bir rezilliktir. Burada Fenerbahçe taraftarı ve stad güvenliginin büyük ayıbı vardır; bu kesin… Ama bu ülke bundan çok daha rezil olaylar gördü; neler neler gördü; Fenerbahçe Ali Sami Yen’de binlerce su şişesi altında maç tamamladı; Trabzon’da defalarca kafalar yarıldı; hiçbirinde maçlar tatil edilmedi. Fenerbahçe otobüsü Rize’de kurşunlandı; bu bile geçiştirildi. Tatil edilen bir Trabzonspor-Fenerbahçe maçını hatırlıyorum; onda sahaya taraftarlar atlayıp hakemi ve futbolcuları dövüyorlardı; o gün kaçınılmazdı. Dün akşam böyle şeyler olmadı; maçın tamamlanaması için vahim bir durum yoktu; ama Beşiktaş işi çok iyi yönetti ve istedigini de aldı. 

Ben olayı bu noktaya getiren Fenerbahçe seyircisini kınıyorum, rezilsiniz. Aslında içinizdeki o çürük elmaları bulup sabaha kadar dövmek lazım; keşke orada dövseydiniz de olaylar bu hale gelmeseydi. Bu işin Fenerbahçe aleyhine çok provokatif bir iş olduguna da inanıyorum; zira sonrasında oynanan tiyatro bunu fazlasıyla destekliyor. Türk futbolunu bu hale, bugünlere getiren, şiddete, küfüre her zaman prim veren tüm resmi ve kulüp yöneticilerini kınıyorum, sizler de rezilsiniz. Ama gerçekten asıl suçlu kim olabilir diye sorarsanız, 1996’da Trabzonspor’da başlayan Fenerbahçe düşmanlıgı ile iki kulübü birbirine düşüren, sonrasında Bursaspor’a geçtiginde aynı kinle iki kulübün arasını açan ve son yıllarda Beşiktaş’ın başındayken de iki ezeli rakibi birbirine düşman eden, Şenol Güneş’ten başkası değildir. Dün akşam o ve diğer Trabzonlu, Tolga Zengin oyunlarını çok güzel oynadılar; Fenerbahçe’yi bu zor durumda bıraktılar. Hayırlı ugurlu olsun…

Bundan sonra kamuoyu beklentisi dahilinde muhtemelen Fenerbahçe hükmen mağlup sayılır; ek cezalar da alacaktır. (Neden böyle diyorum, çünkü Beşiktaş takımı da hakem kararından önce, kendi kararıyla maçı bırakıp gitmiştir; bu çok önemlidir. Ama öyle bir mağduriyet oynanmıştır ki, muhtemelen bu gözardı edilecektir.) Türkiye Kupası finali Akhisarspor ve Beşiktaş arasında oynanır; umarım kupayı da Akhisar alır; o kadar mütevazi bir takımla oynadıkları futbolla bunu hakediyorlar. 

Tüm okurlarımıza ülkedeki her rezillige ragmen iyi, mutlu bir haftasonu diliyorum. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı da can-ı gönülden kutluyorum.


 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Rakel Kohen 2018-04-22 06:07:21

Bu sefer sanki Fenerbahçe taraftarlığınızın oldukça öne çıktığı bir yazı olmuş. Evet bu tür hareketleri kınadığınızı söylemişsiniz ki zaten kanamamak elde değil. Ben bizzat olayları seyretmedim ama Fenerbahçe öndeyken sizin deyiminizle “oyuna gelen” taratarı yüzünden çok mağdur olduğu bir gerçek, fakat Şenol Güneş’in kafasına 5 dikiş atıldığı da söylentiler arasındadır.