Abdullah Eraslan
Abdullah Eraslan
Yazarın Makaleleri
Korku
Önce üç çocuğun hamile bir kediyi köpeklerine parçalattıklarını okuduk. Gözlerimize, aklımıza, hayatımıza sokulan bu vahşet karşısında çaresiz kaldık.   Çok üzüldük. Sonra o çocuklar bulundu.  On üç yaşındalar....
Siyanür: Miras iksiri
Çoğunuz buraları görmedi. Bilmiyorsunuz. Yarım yamalak bir şeyler duysanız da buralar için umurunuzda olmuyor.  Kuzey Ege diyen de var buralara; Batı Anadolu da. Tarih boyunca ele geçirilmek için en çok savaş yapılmış bir bölgedeyim....
İyileşmiyor işte dosta gösterilmeyen yara
Yaralanmamış insan var mıdır? Yarası kapanmış, tamamen kaybolmuş insan var mıdır? Sahip olduğumuzu sandığımız akıp giden zamanın; içinde yer aldığım bu evresinde bu iki soruyu düşünüyorum. Hatta yaralanmamış canlı var mıdır diyerek...
Bereketli topraklar
Bildiğim bir gerçekle yeniden karşılaştım; bereket ve Türkiye sözcükleri beraber kullanılmalı, birbirinden hiç ayrılmamalı. Önce hiç görmediğim Adıyaman'a gittim. Arkasından İstanbul - Bandırma üzerinden Çanakkale'ye döndüm....
Korkmuş bir köpek
Sabah saat on gibi bahçeye giderken yol üstünde yavru bir köpeğe rastladım. Açlıktan kurumuş; bir deri bir kemik kalmış acınacak bir durumdaydı. Birkaç saniyede aklımdan bunlar geçerken ağzında yaklaşık bir metrelik bir yılan olduğunu...
''Hayat: Baka baka eskittiğim fotoğraf''
Bu yazının başlığı beş sözcükten oluşan bir şiirdir ve beni çok etkileyen şiirlerden biridir. Yaşadığım yıllar boyunca an ve an gerçekleştiğine şahit olduğum bir durumdur.  Fotoğraf; ışıkla yazmak demekmiş. Temeli iki aşamalıdır...
Fındık
Elbet bilimsel olarak açıklanabilir yaşamımızda karşılaştığımız ne varsa ama ben açıklanamayan duygusallıkları daha çok seviyorum. Nedenini bilmek değil de gönlümüze bıraktığı his daha önemli sanki. Yaşam dediğimiz o büyülü...
Geç kalmış bayram yazısı
Hiç aklımda bu konuda yazmak yoktu. Bu bayram fark ettim ki annesiz ve babasız ilk bayramım bu. Babamı Kurban bayramının ikinci günü kaybettik; dokuz ay sonra; 9 Haziran 2018 tarihinde yani Ramazan bayramına yedi gün kala annemi kaybettik.  Onca...
Su
Bunca karmaşanın, sıkıntının, gelecek kaygısı yaratan sorunların arasından geçip giderken içimizi ısıtacak görüntüler, eylemlerle de karşılaşıyoruz. Cami şadırvanında abdest alırken iki kolu arasına girmiş sokak kedisine  avuçlarından...
Bilezik
Uzunca bir süre boyunca bu yazıyı yazmamak için oyalanılacak bir sürü iş; vakit geçirecek bir sürü uğraş buldum kendime. Yazmaya başlasam da içim bu konuda çok rahat değil.  Ama anlatmayı da çok istiyorum. Anne ve babamı peş peşe...
Kuzu
Yaşadıkça görmeye, öğrenmeye ve şaşırmaya devam ediyoruz. Hayat karşımıza çıkardıklarıyla anlamamızı ve içimizin sızlamasını her seferinde başarıyor. Yalnızlık sözcüğü bambaşka bir anlamla karşıma çıktı. Köyün içinden...
Aptallık ve cehalet yaşama ihanettir
Arıları öldürüp bereketin kalmadığından bahseden insanlar yüzünden yazıyorum bu yazıyı. Aptal olanlar mı daha tehlikeli; karanlık bir cehalete teslim olmuş değişmeyen ve değişime engel olan kitleler mi bilmiyorum? Aptallığın bir parça...
Herkes kendini bilir
Arif Damar anlatmıştı; hapishane anılarında. Aynı koğuşta kalan ama hiç kimseyle tek kelime konuşmayan yaşlıca mahkum durup dururken ayağa fırlar ‘'herkes kendini bilir'' diye bağırırmış. Hiç konuşmayan bir insanın sadece...
'Benim ülkemde din, dil ırk ayrımı yoktur'
Bizim kahramanlarımız, bizim güzel ve onurlu insanlarımız hiçbir zaman anlatılmayacak. Ne dünyadan birileri ne de bizler tam olarak öğrenebileceğiz. Bir gazetenin bilmem kaçıncı sayfasında 60 yıl öncesinden bir hikaye gibi duracak hayatlar....
Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkündür 
''Bu kadar cehalet  ancak tahsille mümkündür'' tespiti Sakallı Celal'in kurduğu en özgün, en açıklayıcı ve en korkutucu cümlelerden biridir. Ne zaman söylendiği bilinmiyor bu sözün. Bilinmesi de çok önemli değil....
Tarım, bağımsızlık ve devlet
Son günlerin en tartışılan konularından biri tarım. Bu sektör yıllarca önemsenmemiş ve bir başına bırakılmış. Yaşanan ekonomik sorunlarla anormal fiyatlara ulaşan sebze ve meyvelerle yeniden gündeme geldi. Üreten para kazanamıyor mutsuz,...
Keçiboynuzu çağı
Bir önceki yazımda bizleri bunaltan, yıldıran sorunlardan bahsettim ama çözüm önerilerine yerim kalmadığından değinemedim. Şimdi o eksiği kapatmak için yazıyorum. Padişah keçiboynuzunu merak etmiş ve istemiş; yedikten sonra 'Bir dirhem...
Hiçbir şeyin arkasından yetişemeyeceğiz
Bambaşka bir zamanda yaşıyoruz artık. Hiçbir şeyin arkasından yetişemeyeceğiz. Belki  hiç dinlemeden öleceğimiz şarkılar var. Değil izlemek çekildiğinden bile haberimiz olmayacak bazı filmlerin. Kitapları hiç söylemiyorum bile. ...
Doğaya dönmek isteyenlere öneriler
Birçok insan son günlerde kırsala yerleşmek, tarımla uğraşmak istiyor. İnsanı yıpratan şehrin kirinden, gürültüsünden, kavgasından kaçmak isteyenlerin ortak isteği bu. Ben bu isteğini gerçekleştiren insanlardan biriyim. 2016 yılında...
Her yalnızlık başka birinden kalır
Yaşınız ilerledikçe öğrendiğiniz her kavramın anlamı değişiyor. Bu yazıyı çeşit çeşit yalnızlığı hissettiğim bir anda yazıyorum. Hepsi bize birilerinden kalıyor. Türkçe başka başka sözcüklerle tanımlıyor bu durumu. Örneğin...
İnsan karnı tokken yemek yiyebilen tek canlıdır
inanma ceketim, inanma kuşların söylediklerine benim mahrem-i esrarım sensin inanma, kuşlar bu yalanı her bahar söyler inanma ceketim, inanma! Baharın bizleri yenilediği günlerdeyiz. Ağaçlar deli gibi, kendinden geçmişçesine çiçekler açıyor....
Kor bir ateşmiş cemre
İnsanın yolculuğu; özüne yani insana doğru bir yolculuktur. Yolda kendinizi bulursunuz... Yaşamınızı değiştirmek için çıktığınız yolculuk sizi kendi ruhunuza götürür. Ben yıllarca hayalini kurduğum bu yolculuğa üç yıl önce çıkabildim....
Bal
Büyük bir heves ve heyecanla başladım arıcılığa. Kendi balımı üretmek istedim. Bu yaşıma kadar dışardan aldığım ve hiçbir zaman katışıksız ve hilesiz olduğundan emin olamadığım bal yerine; kendi ürettiğim balı tüketmek istedim....
Çürük zeytinin ve toplumsal çürümenin dimağlarımıza bıraktığı tat
Belki birilerine yararlı olur diye zeytin ile ilgili şimdilik son yazımı yazıyorum. Hani ağzınıza attığınız çürük zeytinin damağınızda bıraktığı iğrenç bir tat vardır ya;  birçok insanın fark ettiği toplumsal çürüme de...