Abdullah Eraslan
Abdullah Eraslan
Yazarın Makaleleri
Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkündür 
''Bu kadar cehalet  ancak tahsille mümkündür'' tespiti Sakallı Celal'in kurduğu en özgün, en açıklayıcı ve en korkutucu cümlelerden biridir. Ne zaman söylendiği bilinmiyor bu sözün. Bilinmesi de çok önemli değil....
Tarım, bağımsızlık ve devlet
Son günlerin en tartışılan konularından biri tarım. Bu sektör yıllarca önemsenmemiş ve bir başına bırakılmış. Yaşanan ekonomik sorunlarla anormal fiyatlara ulaşan sebze ve meyvelerle yeniden gündeme geldi. Üreten para kazanamıyor mutsuz,...
Keçiboynuzu çağı
Bir önceki yazımda bizleri bunaltan, yıldıran sorunlardan bahsettim ama çözüm önerilerine yerim kalmadığından değinemedim. Şimdi o eksiği kapatmak için yazıyorum. Padişah keçiboynuzunu merak etmiş ve istemiş; yedikten sonra 'Bir dirhem...
Hiçbir şeyin arkasından yetişemeyeceğiz
Bambaşka bir zamanda yaşıyoruz artık. Hiçbir şeyin arkasından yetişemeyeceğiz. Belki  hiç dinlemeden öleceğimiz şarkılar var. Değil izlemek çekildiğinden bile haberimiz olmayacak bazı filmlerin. Kitapları hiç söylemiyorum bile. ...
Doğaya dönmek isteyenlere öneriler
Birçok insan son günlerde kırsala yerleşmek, tarımla uğraşmak istiyor. İnsanı yıpratan şehrin kirinden, gürültüsünden, kavgasından kaçmak isteyenlerin ortak isteği bu. Ben bu isteğini gerçekleştiren insanlardan biriyim. 2016 yılında...
Her yalnızlık başka birinden kalır
Yaşınız ilerledikçe öğrendiğiniz her kavramın anlamı değişiyor. Bu yazıyı çeşit çeşit yalnızlığı hissettiğim bir anda yazıyorum. Hepsi bize birilerinden kalıyor. Türkçe başka başka sözcüklerle tanımlıyor bu durumu. Örneğin...
İnsan karnı tokken yemek yiyebilen tek canlıdır
inanma ceketim, inanma kuşların söylediklerine benim mahrem-i esrarım sensin inanma, kuşlar bu yalanı her bahar söyler inanma ceketim, inanma! Baharın bizleri yenilediği günlerdeyiz. Ağaçlar deli gibi, kendinden geçmişçesine çiçekler açıyor....
Kor bir ateşmiş cemre
İnsanın yolculuğu; özüne yani insana doğru bir yolculuktur. Yolda kendinizi bulursunuz... Yaşamınızı değiştirmek için çıktığınız yolculuk sizi kendi ruhunuza götürür. Ben yıllarca hayalini kurduğum bu yolculuğa üç yıl önce çıkabildim....
Bal
Büyük bir heves ve heyecanla başladım arıcılığa. Kendi balımı üretmek istedim. Bu yaşıma kadar dışardan aldığım ve hiçbir zaman katışıksız ve hilesiz olduğundan emin olamadığım bal yerine; kendi ürettiğim balı tüketmek istedim....
Çürük zeytinin ve toplumsal çürümenin dimağlarımıza bıraktığı tat
Belki birilerine yararlı olur diye zeytin ile ilgili şimdilik son yazımı yazıyorum. Hani ağzınıza attığınız çürük zeytinin damağınızda bıraktığı iğrenç bir tat vardır ya;  birçok insanın fark ettiği toplumsal çürüme de...
Zeytin ağacı insanı utandırmak için var; baksan da veriyor bakmasan da
Şehrin karmaşasından bıkarak kaçıp geldiğim bu yerlerde; yarım yamalak bildiğim belki de hiç bilmediğim doğayı büyük bir keyifle yeniden öğrenmeye başladım. İlk olarak mucize ve armağan olarak kabul ettiğim zeytin ağaçlarından bahsetmek...
Zeytin ağacının kuzey yüzü
Söylemek zorunda olduğumu hissettiğim için yazdığım bir yazının gerginliğinden kurtulmanın mutluluğu; zeytin  ağaçlarının verdiği huzur ve sevinç ile yazıyorum bunları. Daha önceleri bambaşka bir gözle, kulaktan dolma bilgilerle...
Evet'in ağırlığı Hayır'ın derinliği
Benim bakış açımla Dünya ''evet'' veya ''hayır'' sözcükleri üzerine kurulmuştur. Daha doğrusu ikili bir sistemle var olduğumuzu; iyilik ve kötülüğün ayrılmaz kavramlar olduğunu, siyah ile beyazın...
Yazılıp temize çekilmiş bir mektup gibi sevdim seni
Ellili yaşlarını süren aynı kuşağa ait olduğum arkadaşlarımla yaptığımız birçok konuşmada kendimizi son ''şanslı'' kuşak olarak tanımladık çoğu zaman. Siyah beyaz; tek kanaldan yayın yapan  televizyondan iki...
Söyleyecek sözü olmayanın mutluluğu
''Ressamlar mutludur, şairler mutsuz'' diyor İlhan Berk. Bu önermeyi okuduktan yıllar sonra söyleyecek sözü olmayanın mutlu olduğunu fark ediyorum. Yazmanın mutlu etmediğini zaten biliyordum.  İnsan en çok kendisi için...
Satılık İlanı: Bebek ayakkabısı. Hiç giyilmedi.
Bu yazının başlığı Ernest Hemingway'in arkadaşları ile girdiği bir iddia üzerine yazdığı altı sözcüklü dünyanın en kısa öyküsüdür. Altı sözcükten oluşan bu öykü aklınızda günlerce düşüneceğiniz kadar uzun, günlerce...
Tarım
Hicran Aygün'ün '' Çiftçiye yılda kaç teşvik veriliyor'' adlı yazısını okudum ve iki yıl önce tarım yapmaya başlamış ve henüz acemi biri olarak yaptığı doğru tespitlere katkıda bulunmak istedim.  Son dönemde...
Ruhlarımız; ölümsüz dediğimiz yanımız yaralıdır artık
Gün geçmiyor ki hayvanlara saldırı, şiddet, dayak ve ya tecavüz haberi görüyoruz. Zaten yorgun olan aklımız iyice dağılıyor. Papağana eziyet edeni mi ararsınız, yiyecekle kandırdığı kediye tekme atanı mı izlersiniz? Durmuyorlar. Vahşet...
Cennet ve cinnet arasındaki ince çizgi
İzmir'de seksenlerin sonunda her şeyi emekleyerek ve el yordamıyla keşfetmeye çalıştığım yıllarda Buca'da eski kitaplar satan bir sahafta bulmuştum George Orwell'in 1984 adlı kitabını. Bu cümleyi yazdıktan sonra o kitapçıda...
Aklıma gelmezdi ıhlamur kokusunun annemi anımsatacağı
Eminim ki soğuk bir kış gününde evinizin kapısından girince sobanın üzerinde kaynayan demlikten yayılan ve sizi içine çeken ıhlamur kokusunu anımsarsınız. En azından benimle aynı yaş grubunda olan kişiler yaşamıştır bu ânı; çok...
Kar duası
Sokak lambalarının ışık huzmesine yağan, camdan seyredip romantik düşler kurduran kardan değil; tarım topraklarına yağmasını dilediğim ve o toprakların üstünde bir süre kalması gereken kardan söz etmek istiyorum sizlere. Bu gün bir haber...
Eskiden daha mı mutluyduk?
Çevremdeki insanlardan bu günlerde eskiye, eski günlere duydukları özlemi dinliyorum sıkça. Edindiğim izlenim ise geçmiş günlere duydukları özlemin yoğunluğu. Nereye gitsem bu minvalde sohbetlere şahit oluyorum. İnsanlar bunalmış, sıkılmış...
Her şey eskir, sızlayarak eskir, kalbinizi yorar kuşların kanatları
İnanın hiç aklıma gelmezdi çok sevdiğim bir arkadaşımı  kaybedeceğim ve ona onun dizeleriyle başlayan bu yazıyı yazacağım. Yaşımız ilerledikçe bizleri bırakıp giden dostlarımızın sayısı artıyor. En yakınımızdaki insanları...
Bin kocadan artakalan dul kız veya İstanbul ağrısı
Hepimiz başka bir zamanını seviyoruz İstanbul adlı bu şehrin. Başka başka yıllarını. Belki de hiç birimiz bu anını sevmiyor.  Artık betondan çirkin bir ormanda yaşıyoruz çünkü. Betondan avlularda geziyoruz. Nefes alamıyoruz. Belirsiz...