Abdullah Eraslan
Abdullah Eraslan
Yazarın Makaleleri
Aklıma gelmezdi ıhlamur kokusunun annemi anımsatacağı
Eminim ki soğuk bir kış gününde evinizin kapısından girince sobanın üzerinde kaynayan demlikten yayılan ve sizi içine çeken ıhlamur kokusunu anımsarsınız. En azından benimle aynı yaş grubunda olan kişiler yaşamıştır bu ânı; çok...
Kar duası
Sokak lambalarının ışık huzmesine yağan, camdan seyredip romantik düşler kurduran kardan değil; tarım topraklarına yağmasını dilediğim ve o toprakların üstünde bir süre kalması gereken kardan söz etmek istiyorum sizlere. Bu gün bir haber...
Eskiden daha mı mutluyduk?
Çevremdeki insanlardan bu günlerde eskiye, eski günlere duydukları özlemi dinliyorum sıkça. Edindiğim izlenim ise geçmiş günlere duydukları özlemin yoğunluğu. Nereye gitsem bu minvalde sohbetlere şahit oluyorum. İnsanlar bunalmış, sıkılmış...
Her şey eskir, sızlayarak eskir, kalbinizi yorar kuşların kanatları
İnanın hiç aklıma gelmezdi çok sevdiğim bir arkadaşımı  kaybedeceğim ve ona onun dizeleriyle başlayan bu yazıyı yazacağım. Yaşımız ilerledikçe bizleri bırakıp giden dostlarımızın sayısı artıyor. En yakınımızdaki insanları...
Bin kocadan artakalan dul kız veya İstanbul ağrısı
Hepimiz başka bir zamanını seviyoruz İstanbul adlı bu şehrin. Başka başka yıllarını. Belki de hiç birimiz bu anını sevmiyor.  Artık betondan çirkin bir ormanda yaşıyoruz çünkü. Betondan avlularda geziyoruz. Nefes alamıyoruz. Belirsiz...
Eskisi gibi yağmıyor kar
Küresel ısınma ve iklim değişikliği cümlelerini yıllardır sizler de duyuyor olmalısınız. İklim değişikliği başlayalı çok oldu. Bu yüzyılın en büyük sorunu. Çok farkında değiliz belki bu durumun. Hepimizin başka başka dertleri...
-miş gibiler ülkesi
Kış geliyor.. Uzun ve anlamlı bir cümledir; iki sözcükten oluşmuş olsa bile. Sıcacık evinizde kurmuşsanız bu cümleyi; pencereden sokağı izlerken, avucunuzda tuttuğunuz çay bardağınız elinizi ısıtırken bu cümlenin anlamı farklıdır....
Her mutluluk mutlak acıya dönüşür
Yalnızlığın ve çaresizliğin her penceresinden baktım. Ömrümüzün başlangıcından yaşadığımız şu anına kadar yüzlerce penceremiz oldu hepimizin. Bazen yanımızda biriyle baktık o pencereden, bazen tek başımıza uzandı gözlerimiz karanlığa...
Şiddet
Bir hareketin, bir gücün derecesi, sertlik. Bir hareketten doğan güç. Duygu veya davranışta aşırılık. Böyle tanımlanmış sözlükte şiddet. Hepimiz biliyoruz ki bu sözcüğün anlamı değişti, artık derecelendirme anlamında kullanılmıyor....
''Ağlamayın acınız azalır''
Boşluk. Bir ırmak gibi uzanan; uzun, çok uzun bir acının kenarına sıralanmış; önümüzdeki  boşluğa bakıyor gözlerimiz. Ne gariptir ki uzun uzun ve sessizce ne kadar bakarsak bakalım  o boşluğa sığmıyor acımız. Ne de kendimiz...
Denge
Yaşam muhteşem bir denge üzerine kurulu. Evrenden, Dünyadan ekliptik düzlemden falan söz etmiyorum. Ve bunlardan söz ederek bir şeyleri de kanıtlamaya çalışmayacağım.  Yaşadığımız anlardan, bizzat yaşamlarımızdan söz ediyorum....
Başlangıç ve değişim
Kim bilir kaç kere yeniden başlama şansımız oldu hayata. Tek düze akıp giderken günler, iş dediğimiz, okul dediğimiz sorumluluklar yakamızdan sımsıkı yakalamışken bazı başlangıçları fark etmedik, bazılarından korktuk; görmezlikten...
Eşya ile var olmak
Farkına varmanın ve bilmenin acı verdiği bir çağdayız. Anlamak ve görmek aynı derecede canımızı yakabiliyor. Galiba bu başkalaşım ve insani değerlerden uzaklaşma süreci beni ve yaşıtlarımı etkiledi en çok. Sorunun temelinde kültürsüzlük...
Organik tarım
Organik ya da doğal tarım mümkün müdür? Bu sorunun yanıtı hayata nereden baktığınızla ilgili olarak değişebiliyor. Birileri kendi dünya görüşlerine uyan biçimde ya da hayallerindeki ütopyalarına uydurmak adına bütün dünyanın organik...
En güzel savaş, en güzel zafer
Eylül'ün kapısından yazıyorum sizlere. Küçük bir Anadolu kasabasında; sokağa atılmış masalardan birine oturup, Eylül denen en dolu, en hüzünlü, en bereketli ayın kapısında, içim dışım neşe dolu yazmaya başladım. Önce bir kahve...
Dağlarından yağ akar, ovalarından bal akar
Yıllar önce gelmiş ve vurulmuştum bu bölgenin güzelliklerine. Bu yüzden işimi, hayatımı, her şeyimi buralara taşıdım. Dünyanın oksijen açısından en yoğun bölgesinde, Kaz Dağlarının eteklerindeyim. Dağlardan gelen bol oksijenli havayı...
Yazıyla 4
Nasıl yazarsanız yazın, nasıl söylerseniz söyleyin dört şehidi hiçbir şeyi değiştiremezsiniz. Onulmaz ve sonsuz bir acıya sahip oldu o çocukların aileleri. Günler uzadı, geceler uzadı ve uzamaya devam edecek. Ne yapsalar zaman farklı akacak....
Troia, Fazıl Say, Atlantis ve Eflatun
Biraz erken çıktım o gün evden. Amacım Çanakkale'de biraz dolaşmak, sahilde bir çay içmek ve Çimenlik Kalesinde Fazıl Say'ın Troia Sonatını dinlemekti. Çimenlik Kalesine yaklaştığımda gözlerime inanamadım. Sokakta ucunun nerede...
Sanat kimin için?
Bir hanımefendinin yırtınırcasına 'sanat halk içindir, sanatçı toplumu aydınlatmalıdır” türünde haykırmalarına dayanamayarak kendimi tartışmanın ortasında buldum. İçinde yaşadığımız toplumun ve o toplumu oluşturan bireylerin...
Zamanda Yolculuk
Çok öncelerde bu yolculuğa güneş daha doğmadan, sevinç ve neşe içinde çıkardık. Uyuyamazdım sabaha kadar heyecandan. Yolculuk ve yolda olma duygusu köye gitme sevinciyle birleşir uyutmazdı beni. Gün doğumunu yolda karşılamak, o kızıllığa...
Mezuniyet
Yaşadığımız günlerde sokaklarda cüppeleri ve kepleriyle dolaşan çocuklar görüyorsunuzdur. Benim kızım da onlardan biriydi dün. Mezun oldu. Karışık, karmakarışık duygular içinde buldum kendimi. Koşuşturma ve yüzlerce çocuğun arasında...
Cennet Kuşları
Çok uzun süre bakamadım fotoğraflarına Leyla ile Eylül'ün. Hep göz ucuyla okudum haberlerini. Aldırmazlıktan değil. İçim kaldırmıyor artık bunca acıyı. Aklıma ve kalbime anlatamıyorum bunca acıyı. Bakamıyorum çocukların fotoğraflarında...
Ödünç Alınmış Kuş Sesleri
Akıp gidiyor her şey. Sürükleniyor bir bilinmezliğe doğru. Ne garip; bilinmezlik sözcüğü korkuturken;  sonsuzluk sözcüğü rahatlatıyor. Oysa onun içinde de bilinmeyen bir çok an var. Sonsuzluk ve akış. Yıldızların sonsuz döngüsü....
Bakmayın bana  anlayacağınızı sanmam
Bazen kendimi bir otobüsün içinde görüyorum. Başımı cama yaslamış akıp giden görüntüleri seyrederken buluyorum kendimi. Ağaçlar, tarlalar, evler ne gördüysem hüzün veriyor. Kendimi sorguluyorum; diyorum ki kendi kendime ''yoksa...