2011 yılıydı. Milli Takımımız’ın başında Guus Hiddink vardı. Takımımız Almanya, Belçika, Avusturya’nın olduğu gruptan direkt olarak çıkamamış, 2012 Avrupa Şampiyonası finallerine katılabilmek için Play-Off karşılaşması oynamak zorunda kalmıştı. Rakibimiz Hırvatistan’dı ve 11 Kasım 2011’de oynanan maçta Türkiye  Hırvatistan’a 3-0 yenilerek eleniyordu. Türkiye sadece grup maçlarındaki galibiyetleri için bile yüzbinlerce Euro prim alırken ve Avrupa Şampiyonası’na gidemezken, bizi eleyerek turnuvaya katılmaya hak kazanan Hırvatistan oyuncuları bunun için sadece 5.000’er Euro prim almışlardı ve bunu da kabul etmeyip bağışlamayı tercih ettiler. Hiddink ise tazminatıyla beraber yaklaşık 20 milyon Euro gibi bir para kazanarak görevi bırakıyordu.

4 yıl sonra 2016 Avrupa Şampiyonası elemelerinde çok daha kolay bir gruptaydık. Hollanda, Çek Cumhuriyeti, İzlanda, Kazakistan ve Letonya’nın olduğu grupta ilk 2 sırada yer almak, finallere katılmak için yeterli olacaktı. Grubu zar zor 3. olarak tamamlayabildik ve tüm gruplardaki son hafta sonuçlarının mucizevi şekilde bizim lehimize sonuçlanmasıyla, “en iyi grup 3.sü” olarak finallere katılmaya hak kazandık. Bunun için takımımıza önce adam başı 150.000 Euro olarak açıklanan prim, sonradan Başkan Yıldırım Demirören tarafından adam başı 500.000 Euro olarak revize edildi. Avrupa’da ilk 24 takım arasına girmenin büyük başarı olduğunu düşünen futbolcularımız, Avrupa Şampiyonası Finalleri’ne daha ilk turda veda etmemize rağmen, verilen primin 150.000+500.000 Euro olarak ödenmesi için pazarlıklar yaptılar ve bu pazarlıklar basına sızınca da herkes birbirini suçlamaya başladı. Ayrıca “ben az prim aldım; o çok prim aldı” kavgaları da ayyuka çıktı. Bu arada Avrupa Şampiyonu olan Portekiz’in oyuncularına verdiği prim, bizim yarımız kadar, 275.000’er Euro’ydu.

2016’da yaşanan bu prim skandalı ve ardından gelen meşhur “kebapçı baskını” ile, kamuoyu baskısı altında ezilen Futbol Federasyonu tarafından Milli Takım’daki görevini bırakması istenen teknik direktör Fatih Terim, çalıştığı zaman için aldığı fahiş ücretin üstüne, çalışmayacağı son 1 yılın ücreti olan 3.500.000 Euro’yu da almak için dava açtı. Dava sonuçlandığında Terim, federasyondan 9.324.000 TL daha almaya hak kazandı.

Ve bugün, Fransa ve Hırvatistan takımları 2018 Dünya Kupası finalinde karşılaşacaklar. Fransa kupayı 1998’de kazanırken, Hırvatistan ise hiç Dünya Şampiyonu olamadı. Kuşkusuz bu maçta da Hırvatlar’ın en büyük kozu, büyük oyuncuları Luka Modriç olacak. Real Madrid’de son yıllarda 4 kez Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşayan Modriç, bakın büyük final öncesinde basın mensuplarına ne diyor: “Dünya Kupası’nı kazanmak paha biçilemez bir başarı olur; bu hiçbir şeyle ölçülemez. Ülkemize bu mutluluğu yaşatmak için şampiyon olmak istiyoruz; bunu yapacak gücümüz var. Kazandığım tüm Şampiyonlar Ligi kupalarını Dünya Kupası için feda edebilirim.”         

Başka sorum yok Sayın Hakim…..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Elif NARLI 2018-07-15 10:23:14

Yazdıklarınız ne kadar doğru. Biz para ya da şöhret düşünmekten oyuna konsantre olup kendimizi başarıya adayamıyoruz maalesef