Kıbrıs'ta iki toplum lideri arasında geleceğe çözüm bulmak adına yapılan görüşmeler yine kilitlendi. Rum tarafının uzlaşmasız tutumu, AB üyeliğinin verdiği şımarıklı, dış güçlerden aldığı destekle bitmek bilmeyen istekleri karşısında bu anlayışla Kıbrıs sorununa çözüm bulmanın çok güç olduğu görülüyor.

Taviz üzerine taviz vermemize rağmen Rumların uzlaşmasız tutumu öyle görünüyor ki, adada beklenen barışı getirmeyecek. Özellikle Türk askerlerinin adaya terk etmesi isteğinin bu görüşmelerin de beklendiği gibi bitmesine neden olmuştur.

Bir önemli nokta da şudur:

Gerek Amerika, gerekse AB ülkeleri Türk tarafına görüşmelerde sürekli baskı yapmışlar ve adeta tek suçlu olarak da Türk tarafını göstermişlerdir.

O halde ne yapılmalı? Soruna nasıl çözüm bulunmalı?

Yazılarını sizlerle buluşturduğumuz çok değerli ablamız Sevgi Hamevioğlu, bu konuda bir yazı paylaşmış. Diyor ki "Kıbrıs Türk Cumhuriyeti neden olmasın? Hadi hayırlısı"

"Allah yüzümüze baktı, İsviçre' deki (Crans-Montana) Kıbrıs müzakereleri, tavizlere yeni tavizler eklenmeden bitti!. Rum lider Anastasiadis, "Görüşmelere devam edemem, dönüyorum" dedi, görüşmeler son buldu. Birleşmiş Milletler (BM) ve İngiltere masadayken müzakerelerin lehimize sonuçlanması mümkün değildi! Müzakereler esnasında ABD Başkan Yardımcısı da KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncıya "anlaşma yapılması" yolunda baskı yapmıştı!

Emperyalist Batı; Rumlara, BM ve Avrupa Birligi (AB) marifetiyle Kıbrıs'ın tamamının sözünü verdi. Müzakerelerde danışıklı döğüş ve aldatmacadır...

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu' nun, "..sıfır asker, garanti bizim için toplantıya başlama noktası bile değil.." sözleri; Türk tarafının" ciddi toprak tavizi ve asker sayısını %80' den daha az azaltacağı ve garantörlüğü esnetebileceği haberlerini güçlendiriyordu! Türk tarafının "Mutlaka sonuç alınacak" söylemi de büyük bir hataydı.

Müzakereler Türk kamuoyundan itinayla saklanıyordu. Fakat Rum basını müzakereleri ayrıntılarıyla duyurduğundan, Türk kamuoyuda gerçekleri öğrendi.

Rumlar yine masadan kalktı. Bir sonraki müzakereye verilen tavizlerle başlamayı planlıyor. Yıllardır aynı taktik. BM, AB ve Rumlar Kıbrıs'ta tam hâkimiyet peşinde ve müzakereler Türk tarafına hiç bir şey kazandırmayacak!.

Türk tarafının müzakereye yanaşmayan ve masadan kalkan taraf olmama gayreti, Türk tarafına empoze edilen bir taktik ve aldatmaca!. Müzakereye katılanlarında (KKTC ve Türkiye) taviz vermeye hakları yok. 2 milyon Avroya Kıbrıs'ı sattığı iddia edilen Cumhurbaşkanı Akıncı ile Rumları destekleyen AB fonlarının tamamını alan eşi Meral Akıncı ve heyeti nezdimizde şaibelidir...

Cumhurbaşkanı Akıncı'nın eşi "Kadından Yaşama Destek Derneği, Kadın hakları, Kadını Yetkilendirme ve Güçlendirme, Cinsiyet Eşitliği, Çevre Farkındalığı, Çocuk ve Yaşlıların İnsan Hakları, HIV/AIDS, İnsan Trafiğini Önleme, Gönüllülük, Gençlik Gelişimi, Yaz Eğitimi ve Farkındalık Kampları, Eğitim Gelişimi ve Barış Kültürü, Uzlaşım Teknikleri, Sivil Toplum Yöneticiliği, Sivil Toplum Örgütleri Organize ve Yönetimi, Liderlik Becerileri, Fasilitasyon Teknikleri, Engelli Kişilerle Çalışma, Kadın Konuları, Toplum Gelişimi, İnsan Hak ve Sorumlulukları, Kişisel Farkındalık, Çatışma Çözümü ve Barış İnşa Etme Teknikleri konularında " Sivil Toplum Örgütleri kurarak çalışmalarını devam ettirmekte.

Bayan Akıncı KKTC' deki STÖ' lerinin tamamını kontrol ediyor. Bu yolla AB fonlarınında tamamını alıyor!! Her akçeli taşın altından Bayan Akıncı çıkıyor! Bu nasıl bir aç gözlülük..

Lala Mustafa Paşa, "Papa haçlı donanması kurdu Kıbrıs'ı terk edin" diyen Venedik elçisine; " Siz de şehitlerimizi bize geri vereceksiniz. Bu şartlarda antlaşma olur" cevabını vermişti.Türk milleti soruyor, şehitlerimizi geri aldık mı ki Rum'lara toprak verecegiz?

Hakkında 2 milyon Avroya Kıbrıs'ı sattığı iddiası olan Cumhurbaşkanı Akıncı ve onları yönetenler bu vebali alamazlar! Bakan Çavuşoğlu İsviçre'deki müzakerelerin " Son Süreç " olduğunu" belirtmişti. Fevkalade yerinde bir karar, destekliyoruz. KKTC Başbakanı Hüseyin Özgürgün de, "Artık masada vakit kaybetmeye gerek yok..." dedi.

Türk tarafı Kıbrıs'ın Girit olmasınada fırsat vermemeli, kendi masasını kendi kurallarına göre kurmalıdır.BM ve AB Rumların tam hâkimiyetinde bir Kıbrıs Cumhuriyetiyetini planlıyorsa Türk tarafı' da Kıbrıs Türk Cumhuriyeti' ni (KTC) planlamalıdır.

"Kıbrıs; Türkiye için tarihi miras, güvenlik, güvenirlik ve prestij konusudur. Ulusal güvenliğin yanında Doğu Akdeniz'deki etki alanının kısıtlanmasına engel olunması ve millî menfaatlerinin korunması meselesidir. Türk tarafı için bir Kıbrıs meselesi yoktur. KKTC'nin bağımsızlığının tanınması için gayret gösterilmeli, adı da KKTC değil, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KTC) olmalıdır."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.