Kaybolan kadın tarihi unutulmasın istedim

İstanbul Ticaret Odası'nın ilk kadın yönetim kurulu üyesi unvanını da taşıyan İstanbul Kent Kültür Vakfı Başkanı Saadet Gülümser Yıldırım, Türkiye'nin ilk kadın kültür müzesini kurdu. Yıldırım, sanal ortamda yer alan ve fiziki mekan aradığı müze için "Kaybolan kadın tarihine üzülmek yerine harekete geçtim" diyor

Kadın Kadına köşemin bu haftaki konuğu İstanbul Kent Kültür Vakfı Başkanı Saadet Gülümser Yıldırım. Türkiye'nin ilk kadın kültür müzesini kuran Yıldırım, 1985 yılında tabi elyaf üreterek kendi işini kuruyor ve profesyonel iş hayatına atılıyor. Çocukluğunda Türk, Rum, Ermeni ve Yahudi arkadaşları ile büyüyen, onlarla her daim kültür alışverişinde bulunan Yıldırım, o dönemlerde de her zaman güzel işler başaracağına inandığını söylüyor. İşini severek yaptığını söyleyen Yıldırım, İstanbul Ticaret Odası'nın ilk kadın yönetim kurulu üyesi olmasıyla biliniyor. Kadın tarihinin kaybolmaması için İstanbul Kadın Müzesi'ni 2011 yılında kuran Yıldırım, "Kaybolan kadın tarihine üzülmek yerine harekete geçtim" diyor. İstanbul Kadın Müzesi'nin içerisinde ilk kadın tarihçi Bizanslı Anna Comnena, ilk kadın besteci Kassia, ilk feminist stand up sanatçısı Figen Şakacı, tiyatrocu trans Esmeray, Türkiye basının ilk kadın fotoğrafçısı olarak bilinen Eleni Küreman'a kadar pek çok isim yer alıyor. Şimdilik sanal ortamda ziyaret edilebilen müze için, fiziki bir mekan arayışları sürüyor.

- Türkiye'de ilk kez kadın tarihi üzerine bir müze kuruldu. Bu müzenin kuruluş hikayesini bizlerle paylaşır mısınız?

"İstanbul'un Kültür Başkenti seçildiği 2010 yılında, o dönem ne yapabiliriz diye düşünürken kadın tarihi üzerine bir müze açma fikri aklıma geldi. Kadın tarihinin en çabuk unutturulan bir tarih olduğunu gördüm. Bu kadınları hatırlatabilmek, değerlerimizi unutturmamak adına bu müzeyi açmaya karar verdim. Kaybolan kadın tarihi karşısında üzülmek yerine, onu koruyabilmek, gelecek nesillere aktarabilmek için bu müze projesinin ilk basamağı olan İstanbul Kadın Kültür Vakfı'nı kurdum. Vakfımız, 8 Mart 2010 tarihinde kuruldu. Arzumuz, hepimizin torunlarının hayranlıkla bakacakları bir kent kadın tarihi müzesini bırakmak oldu. Geçmişten çıkartacağımız dersler, korunacak anılarımız var. Kadınlar olarak geleceğe yatırım yapmak için çok nedenimiz var. 2011 yılında da müzemizi açtık. Müze, aynı zamanda dünyadaki ikinci patentli müze olma özelliğini de taşıyor."

- İstanbul Kadın Müzesi şu an sanal ortamda ziyaret edilebiliyor. Peki, müze için fiziki bir mekan arayışı çalışmaları nasıl gidiyor?

"İstanbul Kadın Müzesi'nin kurulması için 4 bin metrekarelik bir alana ihtiyacımız var. Bu büyüklükte pek çok yer ile görüştük. Araştırmalarımız henüz devam ediyor."

- Müzede kimler var?

"Müzede, İstanbul'un tarihinde yer almış, ilk sanatçılar, tarihçiler, imparatoriçeler, ressamlar, yazarlar ve daha pek çok isim var. Müze, 10. yüzyılda yaşamış Bizans Kraliçesi'nden başlıyor ve günümüze kadar uzanıyor. 5 bin yıllık kadın tarihi var müzede. Aynı zamanda müze Türkçe, İnglizce,  Almanca ve İtalyanca olmak üzere 4 dilde hizmet veriyor. Üniversiteler de akademik çalışmalarında bu müzeden faydalanabiliyor. İçerisindeki bilgiler indirilebiliyor."

- Müzeyi ziyaret etmek isteyen kadınlara neler söylemek istersiniz?

"İnsanlara kadını anlatmak istiyoruz. Gençler, müzeyi ziyaret ettikçe kendilerinin farkına varsınlar, içindeki potansiyeli keşfetsinler istiyoruz. Yaratma güçlerinin farkına varsınlar ve bu gücün peşinden gitsinler. Yüzyıllar önce bu topraklarda yaşayan anneannelerini bilsinler istiyoruz."

TÜRKİYE'DEKİ KADIN HAREKETLERİ ÇOK ZAYIF

- Türkiye'deki kadın hareketlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

"Zayıf buluyorum. Kadın hareketinin güçlenmesi için kadına hukuki olarak haklarının öğretilmesi lazım. Bu haklar, ilkokulda iken öğretilmeli ki kadın haksızlıklara karşı ses çıkartabilsin."

SEVGİSİZ YETİŞEN BİREYLER ŞİDDET UYGULUYOR

- Ülkemizin kanayan yarası kadına yönelik şiddete dair neler söylemek istersiniz?

"Kadına yönelik şiddet asla kabul edilemez. Buradaki çözümün eğitimde yattığına inanıyorum. Bir erkeği yetiştiren de kadın olduğu için, kadınlar erkek çocuklarını ne kadar düzgün yetiştirebilirse o kadar şiddet olayları azalır. Tabi, burada anneyi de düzgün eğitmek gerekiyor. Kadın zamanında ezildi ise o da ezilmeye ses çıkartamıyor. Ebeveynlerin çocuklarını yetiştirirken kadın erkek ayrımı yapmamaları, birey olarak yetiştirmeleri gerekiyor. İşte bu şekilde şiddetin önüne geçebiliriz. Okullarda sevgiyi öğretmek gerekiyor. Sevgisiz yetişen bir çocuk şiddete meyilli olur. Şiddet gösteren çocuğu sevgi ile karşınıza alıp yaptığının yanlış olduğunu anlatmanız gerekiyor. Ayrıca, çocuk aile içinde yetişmeli. Aileler, çocuklarının yurt ortamında büyümelerine asla izin vermeli. Çocuklara kıyılmamalı. Çünkü onlar çok kıymetli."

SAADET GÜLÜMSER YILDIRIM KİMDİR?

İstanbullu bir ailenin çocuğu olan Gülümser Yıldırım, 1972 yılında İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nden mezun oldu. Fakülteyi bitirdikten hemen sonra Fatih Ticaret Lisesi'nde Öğretmenlik daha sonra İlaç ve Tekstil Sektörlerin de Yöneticilik ve Genel Müdürlük yaptı. 1975Yılında Mesut Yıldırım ile evlendi. Her ikisi de mühendis, erkek ve kız iki çocuk annesidir. 1985 tarihinde kendi şirketlerini kurarak Ticari hayata atıldı. İthalat ve İhracatın yanı sıra Benetton bayiliği olarak mağazacılık sektörüne başladı. Daha sonra Tekstil Sektöründe üretim yapan fabrikasını kurdu. 1996 Yılında İstanbul Ticaret Odası'nda tek kadın Yönetim Kurulu Üyesi seçildi. 2008 yılına kadar Meclis Üyeliği yaptı. TURMOB Onursal Üyesi olan Gülümser Yıldırım, 2012 - 2013 yıllarında İstanbul Ticaret Borsası Meclis Üyesi oldu. 2006 - 2011'de İstanbul Yüksek Ticaretliler Vakfı (İstivak) Marmara Üniversitesi Vakıf Başkanlığı yaptı. Sultanahmet Ticaret Liseliler Vakfı'ndaki (Sutilev) Yönetim Kurulu Üyeliğini sürdürmektedir. 2011 yılında İstanbul Kadın Müzesini kurmak amacı ile İstanbul Kadın Kültür Vakfını kurdu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.