Cuma akşamı Litvanya’da, Zalgirio Arena’da binlerce Zalgiris Kaunas taraftarı son şampiyon Fenerbahçe’yi yenmek için toplanmıştı. Bir önceki sezonun şampiyonu olmak, yeni sezonda her zaman zordur; tüm takımlar şampiyonu yenmek ve güçlerini ispat etmek için bilenirler. Zalgiris zaten daha önceki yazılarımda da belirttigim üzere, bu sezon Jasikevicius ile kendi gücü ve basketbol kültürünün üzerine koyan, bariz bir Playoff adayı görünümünde ve İstanbul’daki ilk maçta Fenerbahçe’yi 90-89 yenerek bu gücü ispat etmişlerdi.

Cuma akşamı maça çok da iyi başladılar ve farkı çift hanelere kadar çıkardılar. Bu sezon çok iyi maçlar çıkaran oyun kurucuları Pangos erken faul problemine girmese maçın başında farkı daha da açabilirlerdi (gerçi kısa boylu Pangos üzerinden ters eşleşme ile oynamak da Fenerbahçe’nin taktigiydi); ilk yarıyı 9 sayıyla önde kapadılar. Özellikle Sırp Micic takımımızı ilk yarıda çok zorladı; dogrusunu söylemek gerekirse ilk yarı sonu itibariyle görünen, Fenerbahçe’nin gününde olmadıgı ve Zalgiris’e bir kez daha boyun eğeceğiydi. Ancak inanın ben devre arasında galibiyete çok emindim. Çünkü Fenerbahçe bu galibiyetle Playoff öncesi ilk 4’ü garanti altına alacaktı; bu fırsatı kaçıramazdı. Bir önceki Real Madrid maçını aynı şekilde geriden gelerek çeviren bu takım Zalgiris’e de bunu rahatlıkla yapabilirdi. Eger Obradoviç adında bir koçunuz varsa, hele bir de o gün onun dogumgünü ise Fenerbahçe o gün o maçı kaybetmezdi; kaybetmemeliydi.

Nitekim ikinci yarıda Euroleague’in en iyi savunma takımı olan Fenerbahçe bunu ortaya çıkardı ve ikinci yarı skoru olarak rakibine 16 sayı fark atarak maçı da lehine çevirmeyi başardı. İkinci yarının başlarında Melli, maç sonlarında Sloukas ve Kaliniç resmen şov yaptılar ki Sloukas Real Madrid maçının da kahramanıydı; sadece ikinci yarıda Madrid potasına 20 sayı bırakmıştı. Her zamanki „Vesely enerjisi“ takımı yine ateşlerken, Thompson’ın iyi oyunu da büyük katkı sağladı. Bu maçın Fenerbahçe için en büyük olayı ise toplam 25 asist rakamına ulaşılması ve takım olarak hiç faul atışı kaçırmadan 25/25 sayı üretilmesi idi (25 güzel bir rakam olmuş Fenerbahçe için bu maç).

Sıralamadaki direkt rakiplere karşı arka arkaya alınan bu iki önemli deplasman galibiyeti Fenerbahçe’nin Belgrad yolunu günlük güneşlik hale getirdi. Haftaya Ataşehir’de lider CSKA’ya karşı oynanacak maç birden büyük önem kazandı. Kalan beş maçta artık en kolay fikstür Fenerbahçe’de ve sadece iki galibiyet önümüzdeki CSKA’ya karşı bu hafta alınacak bir galibiyet onlarla galibiyet farkımızı teke düşürecek; normal sezonu lider bitirme şansı bile doğabilir. Şu anda aynı puanda bulundugumuz, ancak ikili averajda geride oldugumuz Olympiakos cephesinde ise, onların fikstürleri de nispeten kolay olmasına ragmen, CSKA deplasmanında maçları olması ve son maçı Zalgiris’le oynayacak olmaları Fenerbahçe’nin ikincilik şansını da artırıyor. Tabii son 3 sezondur Final Four Playoff’larında 9-0 ile tek maç bile kaybetmeyen Fenerbahçe için sıralamayı kafaya takmaya gerek bile yok belki ama yine de sıralamada ilk 3’ün garantilenmiş olması, saha avantajının ele geçirilmiş olması çok güzel… Kendi sahasında Fenerbahçe taraftarı nasıl bir itici güç oldugunu Ataşehir’de her maç gösteriyor. Geçen sezon Sinan Erdem’deki Final Four’da şampiyon olurken Real Madrid’i de, Olympiakos’u da eze eze yenerken de öyleydi; Ataşehir Ataköy’e taşınmıştı.

Bu haftasonu dostlarıma söyledigim üzere, bence bu son iki galibiyetle artık herkes Belgrad uçak ve otel rezervasyonlarını konfirme edilebilir. Detay olarak, bence eşleşmede sıralamada daha üstte yer almaktan çok kiminle eşleşilecegi çok önemli; eger eşleşmede deplasmanların kayıp takımı Panathinakos veya Rus Khimki ile eşleşilebilirse, bu elde edilen saha avantajının üstüne kaymaklı ekmek kadayıfı olur. Panathinakos’un durdurulamayacak hiçbir oyuncusu yok ve gücü sınırlı; Khimki’de ise süper skorer Shved’i kilitleyebildiginiz anda iş bitiyor. Bunların dışında olabilecek muhtemel rakiplerden az da olsa çekinirim; sırasıyla Baskonia, Zalgiris, Maccabi Tel Aviv ve Real Madrid… Benim sıralamam sizleri şaşırtabilir ama burada benim kriterim rakiplerin bize ne kadar ters geldigi; takım kimyalarının nasıl oldugu; istatistiki olarak bize ne kadar zorluk çıkartabildikleri… Bunları incelediginizde bana hak verirsiniz.

Son söz Obrakadabra’ya…. Siz gerçekten iyi ki doğmuşsunuz ve iyi ki 15 yıllık Panathinakos maceranızdan sonra Fenerbahçemiz’i tercih etmişsiniz. 26 yıllık koçluk kariyerinize hemen her yıl

ulusal şampiyonluk ve tam 9 Euroleague Şampiyonlugu sıgdırmışsınız. Bugün 58 yaşındasınız ve tartışmasız Avrupa’nın, belki de dünyanın en iyi koçusunuz; gerçek bir basketbol sihirbazısınız. Yeni yaşınız kutlu olsun ve umuyorum bu sene 20 Mayıs akşamı kendi ülkenizde, Belgrad’da, sizin kariyerinizin 10. Euroleague şampiyonlugunu, Fenerbahçe’nin üst üste 2.şampiyonlugunu hep beraber kutlayacagız ve sizi daha uzun yıllar Fenerbahçe’nin başında görecegiz.

Not: Bir önceki yazımda, Aykut Kocaman’ın da yer aldıgı, Fenerbahçe’nin 103 gollü sezonu yazım hatası olarak 1998 olarak yer almıştır; dogrusu 1989 sezonudur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Elif NARLI 2018-03-11 12:31:08

Hayat böyle insanlarla böyle başarılarla yaşamaya değer hale geliyor. Nice nice sağlıklı başarılı yıllar diliyorum sevgili koçumuza...