Halkın, Sağlık Bakanlığı’na güveni tam çıktı

Dünyayı kasıp kavuran koronavirüs salgını sonrası yapılan bir araştırmaya göre halkın büyük bölümü Sağlık Bakanlığı’nın süreci çok başarılı yürüttüğünü düşünüyor. Halk ayrıca süreçte en güvenilir bilgi kaynağı olarak Sağlık Bakanlığı’nı görüyor.

Halkın, Sağlık Bakanlığı’na güveni tam çıktı

Dünyayı kasıp kavuran koronavirüs salgını sonrası yapılan bir araştırmaya göre halkın büyük bölümü Sağlık Bakanlığı’nın süreci çok başarılı yürüttüğünü düşünüyor. Halk ayrıca süreçte en güvenilir bilgi kaynağı olarak Sağlık Bakanlığı’nı görüyor.

21 Mart 2020 Cumartesi 14:54
Halkın, Sağlık Bakanlığı’na güveni tam çıktı

Araştırma sonuçlarında en dikkat çeken ise görüşülen kişilerin yüzde 44’ünün koronavirüsünün kendilerine bulaşma ihtimalini oldukça düşük değerlendirmesi oldu. Yüzde 55'lik bir grup ise panik ortamını çok ya da orta düzeyde abartılı algılaması dikkat çekti.Sağlık Bakanının koronavirüsü ile ilgili açıklamaları en çok takip edilen ve en çok güvenilen bilgi kaynağı olarak araştırmaya yansıdı.

Kadınlar genel anlamda açıklamaları daha yoğun takip ederken, Sağlık Bakanının açıklamaları, sosyal medyadaki doktorlar, üniversite hocaları ve köşe yazarlarını erkeklere göre daha yoğun takip ediyor. Erkeklerin ise açıklamaları takip etme oranının daha düşük olduğu ortaya çıktı. Televizyondaki haberler ve Sağlık Bakanlığı açıklamaları en çok izlenen ve güvenilen kaynak olarak araştırma sonucunda belirtildi. 

İletişim Bilimleri Enstitüsü ve Fram Araştırma şirketi tarafından Prof.Dr. Ali Atıf Bir başkanlığında 14 Mart -18 Mart tarihleri arasında Türkiye temsili 824 kişiyle gerçekleştirilen ‘Risk Algısı Araştırması’nda çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı. Araştırma kapsamında, Türkiye temsili kitlenin detaylı bir şekilde görüşlerini almak için bilgisayar destekli telefon görüşmeleri (CATI) yöntemi uygulandı. Her bir görüşme ortalama 9 dakika sürdü. 26 bölgeden seçilen illerde, nüfusa orantılı şekilde dağıtılmış 18 – 80 yaş grubu arasında görüşüldü.

Buna göre araştırmaya katılanlardan yüzde 44’ü korona virüsünün kendilerine bulaşma ihtimalini yüzde 1 ile yüzde 5 arasında, gerçek hastalık bulaşma riskine yakın algılıyor. Gerçek riskin üzerinde algılayan ise yüzde 56 çıktı. Araştırmaya göre yaş analiz derinleştirildiğinde 65 yaşına kadar yaş ilerledikçe risk algısı gerçek riske daha yaklaştığı belirlendi.  65 yaşından sonra ise yine algılanan riskin yükseldiği, 18-24 yaş grubunda ve 65 yaş üstünde daha hastalık riski olduğundan daha yüksek algılandığı da araştırma sonuçlarına yansıdı.

En fazla takip edilen kaynak da sağlık bakanlığı 

Yine araştırma sonuçlarına göre gençlerin haberleri daha fazla internet ve sosyal medya üzerinden takip etmeleri, 65 ve üstü yaş grubunun doğrudan risk grubu içinde olması ve TV haberlerini daha fazla takip etmelerinin endişeye bağlı risk duygusunu arttırdığı ortaya çıktı. Araştırmada Türkiye’nin çoğunluğunun süreci TV’den izlediği, en fazla takip edilen kaynağın da Sağlık Bakanlığı açıklamaları olduğu belirlendi. Araştırmadan çıkan çarpıcı sonuca göre büyük çoğunluk (yüzde 16 Başarılı, yüzde 64.2 Çok Başarılı) Sağlık Bakanlığı’nın  süreci iyi yönettiğini düşünüyor. Sağlık Bakanlığı bilgi kaynağı olarak yüzde 80 oranında en güvenilir kurum olarak algılanıyor. Koronavirüsü ile ilgili yapılan haberleri inandırıcı bulanları oranı yüzde 44 iken hiç inandırıcı bulmayanların oranı yüzde 12’dir. Eğitim düştükçe haberleri inandırıcı bulmama oranı artıyor.  Görüşülen kişilerin yüzde 25’i şu anda oluşan panik ortamının çok abartılı olduğunu düşünürken, yüzde 27.6 orta düzeyde bir abartı olduğunu hissediyor.Sağlık Bakanının korona virüsü ile ilgili açıklamaları en çok takip edilen ve en çok güvenilen bilgi kaynağı olarak belirtilmektedir. Kadınlar genel anlamda açıklamaları daha yoğun takip ederken, Sağlık Bakanının açıklamaları, sosyal medyadaki doktorlar, üniversite hocaları ve köşe yazarlarını erkeklere göre daha yoğun takip etmektedirler. Erkeklerin ise açıklamaları takip etme oranının daha düşük olduğu görülmektedir.

Araştırmadaki diğer sonuçlardan bazıları şöyle;

“Yapılan açıklamalar sonrası alınan kişisel önlemlerin başında kişisel hijyene dikkat etme, toplu ortamlarda dikkatli davranma ve evde kalma gelmektedir. Yüzde 12’lik bir kesim ise hiçbir konuda bir önlem almadığını belirtmektedir. Eğitim düştükçe bu oran artmaktadır. Yine açıklamalar sonrası kişiler öncelikle toplu taşıma kullanmayı azaltmış ya da bırakmışlardır. Yüzde 22’lik bir kesim ise hala hiçbir yere gitmekten çekinmediğini belirtmiştir

Korona virüsüne göre alınan kişisel önlemlerin başında kişisel hijyen ve başkalarıyla temastan kaçınma gelmektedir. Her on kişiden 6’sının sık sık ellerini yıkadığı görülürken, 3’ünün başkalarıyla temas etmekten kaçındığı görülmektedir. Yine her on kişiden üçü el dezenfektanı kullanırken, 2’si beslenmesine dikkat ederek kendisini korumaktadır. Yüzde 7’lik bir kısım tıbbi eldiven ve maske kullandığını belirtmektedir. 65 yaş üstü görüşülen kişiler daha az dışarı çıkmakta ve kendilerini izole etmektedir. Her on kişiden biri ise herhangi bir korunma önlemi almadığını söylemektedir. Erkeklerin ve orta öğretim ve altı öğrenimli katılımcıların diğer gruplara göre daha yüksek oranda hiçbir şey yapmıyorum dedikleri görülmektedir. Ayrıca bekar görüşmecilerin, kişisel bakım ve korumaları (Tıbbı maske, eldiven gibi) daha çok kullandıkları ve daha çok evde kaldıkları görülmektedir.

En çok gitmekten çekindikleri yer

Toplu taşıma araçları, hastaneler ve AVM’ler görüşmecilerin gitmekten en çok çekindikleri yerler olarak belirtilmektedir. Korona virüsü ile ilgili vakaların artması durumunda ise genel olarak tüm ziyaretlerin düşeceği görülmektedir. Toplu taşıma kullanımı ve yurt dışı seyahat ciddi oranda kesilecek alanlar olarak öne çıkmaktadır. Şu an için her on kişiden 2’si gitmekten çekindiği bir yer olmadığını söylerken vakaların artması durumunda bu duruşunda ciddi bir değişim olacağını da belirtmektedir.

Görüşülen her on kişiden altısının önümüzdeki dönemde herhangi bir planlı aktivitesinin olmadığı görülüyor. Herhangi bir aktivitesi olan yüzde 42’lik kitleyi incelediğimizde ise bu grubun yüzde 57’sinin planlarını iptal ettiği, yüzde 33’ünün iptal etmediği ve iptal etmeyi düşünmediği, yüzde 10’unun ise henüz karar veremediği görülmektedir.

Sarımsak tüketimi

Korona virüsünün tedavisinde en etkin yöntem evde kalmak/dışarıya çıkmamak olarak belirtilmiştir. Ardından bol proteinli yiyecekler yanında sarımsak, soğan gibi doğal ürünleri tüketmenin ve su içmenin iyi geleceği söylenmiştir. Kadınlar, 18-35 & 65+ yaş grubu ve orta öğretim üstü eğitimliler evde kalmayı diğer gruplara göre daha fazla belirtmişlerdir. Sarımsak, soğan gibi doğal ürünleri tüketmenin faydalı olacağı orta öğretim ve altı eğitimliler tarafından daha ağırlıklı söylenmiştir. Kadınlar tedavi yöntemlerinde erkeklere göre daha çok fikir belirtmişlerdir. Korona virüsü şüphesi olması durumunda, görüşülen her on kişiden altısının devlet hastanelerinde, 2’sinin evde bakım hizmetleri ile tedavi olmayı tercih ettiği görülmektedir. Görüşmecilerin sadece yüzde 13’ü özel hastaneleri tercih ederken, aile hekimi, sağlık ocağı diyenlerin oranı yüzde 2’dir.

Haberlere güven 

Korona virüsü ile ilgili bilgiler ağırlıklı olarak televizyon üzerinden ve internetteki haber sitelerinden takip edilmektedir. Televizyondaki haberler ve Sağlık Bakanlığı açıklamaları en çok izlenen ve güvenilen kaynak olarak görülmektedir. Kadınlar ve 18-35 yaş grubu kişiler diğer gruplara göre daha ağırlıklı internet üzerinden bilgi alıp bu bilgilere güvenirken, erkekler televizyon tartışma programlarını daha çok takip edip, Sağlık Bakanlığı’nın açıklamalarını daha güvenilir buluyor. Erkeklerin ve orta öğretim ve altı öğrenimli kişilerin diğer gruplara göre daha yüksek oranda haberleri takip etmedikleri görülmektedir. 65 yaş üstü görüşmecilerin hepsi haberleri takip ettiklerini belirtmişlerdir."

"Gençlerin farklı kaynaklardan bilgi almaları sağlanmalı"

Prof.Dr. Ali Atıf Bir araştırma sonucunda yapılması gerekenlerle ilgili şunları söyledi: “Böylesine yayılma potansiyeli olan bir salgında riski olduğundan biraz fazla algılamak önlemlere uymak açısından önemli olsa da risk algısının gerçek riskten çok yüksek olması toplumda panik havasını gereksiz yere arttırarak ekonomi dahil birçok çarkın işlemez hala getirebilir. Hepimiz önlem almalıyız ama panik havası yaratacak eylemlerden de kaçınmalıyız. Bu nedenle gençlerin farklı kaynaklardan bilgi almaları sağlanmalı, görece yaşlıların ve 65 yaş üstü riski yüksek grubun gerçek risklerle ilgili abartılı haber almaları önlenmelidir. Geleneksel medya ve kişisel medya yönetenlerin bilgilendirme görevini yerine getirirken haberlerinin tonuna ve salgın haberlerine ayırdıkları sürelere, attıkları çekici başlıklara, seçtikleri görsellere   ve ağırladıkları konukların bilimsel bilgiyi anlaşılan bir dille verme konusunda uzman olmalarına çok dikkat etmeleri gerekir. Unutulmamalıdır ki risk algısı özneldir ve söylenen rakamların, karmaşık sözcüklerin neyi ifade ettiği bilgisi birçok izleyici için farklı yorumlanmaya müsaittir.  Biz bu araştırmayı modellerken halihazırdaki literatür ve DSÖ açıklamalarına göre semptom gösterip corona19 pozitif çıkma olasılığını yani gerçek risk yüzde 5 ve altı aldık. Aslında herhangi bir grip semptomu gösterme olasılığı şu an için bu oranın çok altındadır.”

DHA

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.