'Fotoğrafta makine değil çeken önemli'

İstanbul Aydın Üniversitesi Haber Ajansı (İAHA) ekibi olarak dergimizde ve İstanbul Gazetesi'nde yayınlanmak üzere fotoğrafın ordinaryüsü Ara Güler'i ziyaret etmiş, unutulmaz bir an yaşamıştık.

'Fotoğrafta makine değil çeken önemli'

İstanbul Aydın Üniversitesi Haber Ajansı (İAHA) ekibi olarak dergimizde ve İstanbul Gazetesi'nde yayınlanmak üzere fotoğrafın ordinaryüsü Ara Güler'i ziyaret etmiş, unutulmaz bir an yaşamıştık.

19 Ekim 2018 Cuma 08:57
'Fotoğrafta makine değil çeken önemli'

Büyük Usta Ara Güler'i kaybettik. Haberleri İstanbul gazetesinin arka sayfasına haftada iki kez yayınlanan İstanbul Aydın Üniversitesi Haber Ajansı (İAHA) muhabirleri yaşayan fotoğraf çınarı Ara Usta'yı ziyaret etmek istediler. Hocaları Kayıhan Güven başlarında Ara Usta'yı Beyoğlu'nda her zaman hayranlarını ağırladığı Ara Kafe'de ziyaret ettiler. Aşağıdaki yazı Ara Güler'e ithaf ettikleri Göz dergisinde yayımlandı.

Büyük usta Ara Güler'i Beyoğlu'nda, evinin alt katındaki Ara Kafe'de bulmayı umuyoruz. Günlerdir bugün için çalışmıştık ve yola çıkıyoruz. Daha önce Ara Kafe'de yaptığımız saha çalışmasından edindiğimiz bilgiye göre Ara Güler'in öğle saatlerinde kafede olma ihtimali yüksek. Randevusuz samimi bir karşılaşma olsun istiyoruz. Her zamanki gibi değiliz, üzerimizde tarifsiz bir heyecan. O gün her şey fazlasıyla önemli; ne giymeli, nasıl konuşmalı, nasıl bakmalı, en önemlisi de onun yanında nasıl resim çekmeli, başımızı döndüren tedirginlikler, düşünceler...

ŞANSLI GÜNÜMÜZDEYİZ

İAHA ekibi şanslıydı, Ara Güler, kafede dostlarıyla oturuyordu. Koca çınar bize doğru bakarken, biz de onun yanına doğru ilerliyoruz; şaşkınız fakat bu koca kalabalığı karşısında gören Ara Güler de şaşkın. İAHA Genel Yayın Yönetmeni Kayıhan Güven, hızla Ara Güler'e doğru ilerliyor. Biz genç muhabirler ise şaşkınlıkla bu sahneyi geriden izliyoruz. Kayıhan Hoca, Ara Güler'i yıllar öncesinden tanıyor. Usta gazeteciyi derslerine davet ettiği zamanlar da olmuş.

Aralarında konuşmaya başlıyorlar, biz de dikkat kesilmiş dinliyoruz. Leica makinelerden, Ara Bey'in Rolleicord ile çektiği resimlerden... O anda hepimizin gözlerinden aynı şey okunuyor. Büyük ustayı karşısında oturup dinlemek ne büyük şans.

DERS GİBİ BİR ANI

"Ara Bey'in bir lafı vardır" diye başlıyor Kayıhan Güven ve kendisiyle olan bir anısını anlatıyor: "Bir öğrenci Ara Bey'e siz hangi makineyle fotoğraf çekiyorsunuz?" diye sormuş. Ara Bey de "Sana ne, ben dikiş makinesiyle çekiyorum" diye cevap vermiş. Hepimizi bir gülme alıyor. Ara Güler'in de hoşuna gidiyor bu anı. Ara Güler'in zamanında demek istediği şey gayet açıktı aslında. Nezih Tavlaş ile yaptığı mülakatın da bir bölümünde söylediği gibi "Önemli olan makine değil, arkasındaki adamdır. İyi fotoğrafçı dikiş makinesiyle de fotoğraf çeker. İyi bir makineyle iyi fotoğrafçı olunmuyor, yani en iyi daktiloyu aldın diye büyük yazar olamazsın."
Konuşmalar devam ederken biz fotoğraf makinelerimize sarıldık. Kolay değil, karşımızda dünyanın en iyilerinden biri var ve biz onun resimlerini çekiyoruz.
Büyük ustanın etrafında makinelerimizle dolandıkça varlığımıza alışmış bir havayla bize bakmaya başladı. Çok kısa bir sürede bizi sevdiğini hissettik. Biz de bu sayede biraz rahatlayıp fotoğraflar çekmeye başladık. Aldığımız karelerden memnun kaldık.

ARA GÜLER EKİBİN FOTOĞRAFINI ÇEKTİ

Ara Güler ile hatıra fotoğrafı çektirecektik. Etrafındaki yerlerimizi aldıktan sonra kafedeki birine fotoğrafımızı çekmesi için makineyi uzattık. Adam resmi çekmeden önce "Ara Bey böyle fotoğraf çektirmekten hoşlanmaz biliyorsunuz, herkes hayretler içinde baksın" dedi. Tabii kimimiz hayretle bakarken, kimimiz bakamadı. Ara Güler de "Bir ben hayret ettim ulan!" deyince kafedekileri bir gülmedir aldı.

Kayıhan Güven her şeyi önceden düşünmüş, makineyi 21-24 mm odakta ve monokrom (siyah beyaz) olarak Ara Güler'in resim çekmeyi sevdiği şekilde ayarlamıştı. Fotoğraf makinesini büyük ustanın eline tutuşturup bir fotoğrafımızı çekmesini istedi. Hayallerimize sığmayacak bir şeydi bu bizim için. Ara Güler bizim için deklanşöre basacaktı. Kendisi bize "Şöyle, şurada durun" dedi ve güzel bir yer gösterdi.

Sonra da harika bir kare aldı. Biz elimizdeki kareye "Tarihi bir fotoğraf" deyince "Hazine bu!" diye de esprili bir dille cevap verdi. Büyük ustayla vedalaşma zamanı gelmişti. Ayrılırken bizlere "Haydi merhaba" dedi. Neden mi? Çünkü? ayrılık bir son değil yeni bir başlangıçtır. İşte merhaba bu yüzden anlamlıdır. Ara Güler de bizi en güzel "merhaba" sıyla neşe içinde uğurladı.

İAHA ekibi olarak "Ara Güler'e Saygı" adı altında 8. sayımızı yayımladık.

Haber: Ayşe Sema Sayar (İAHA)

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.