İzmir Çiğli'de 3 yaşındaki çocuk kreş servisinde havasızlıktan öldü

İzmir Çiğli'de iki yıl önce Almanya'dan kesin dönüş yaparak gelen Sakin ailesinin kreşe giden 3 yaşındaki çocuğu A.S., uyuya kaldığı serviste unutulunca, havasızlıktan hayatını kaybetti. Küçük çocuğun ölümü ise Sakin ailesini yasa boğdu.

İzmir Çiğli'de 3 yaşındaki çocuk kreş servisinde havasızlıktan öldü

İzmir Çiğli'de iki yıl önce Almanya'dan kesin dönüş yaparak gelen Sakin ailesinin kreşe giden 3 yaşındaki çocuğu A.S., uyuya kaldığı serviste unutulunca, havasızlıktan hayatını kaybetti. Küçük çocuğun ölümü ise Sakin ailesini yasa boğdu.

17 Ağustos 2017 Perşembe 08:36
1294 Okunma
İzmir Çiğli'de 3 yaşındaki çocuk kreş servisinde havasızlıktan öldü

İzmir Çiğli'de iki yıl önce Almanya'dan kesin dönüş yaparak gelen Sakin ailesinin kreşe giden 3 yaşındaki çocuğu A.S., uyuya kaldığı serviste unutulunca, havasızlıktan hayatını kaybetti. Yaşanan acı olayın ardından, Sakin ailesinin feryatları yürek burktu. İki yıl önce Almaya'dan kesin dönüş yaparak İzmir'e yerleştiği öğrenilen Serkan Sakin, oğlunun büyük bir ihmal sonucu hayatını kaybettiğini söyledi. 

'A.S. BAYILDI, BİZ HASTANEDEYİZ ACİLEN GELİN'

Olay günü işten çıktıktan sonra eşi ile buluşan baba Sakin, alışveriş yaptıkları sırada kreşten arandığını ifade ederek, ''Bize telefon açtılar 'Çocuğunuz bayıldı, biz hastanedeyiz acilen gelin' dediler. Şimdi ben hastaneye gittiğim zaman, kreş çalışanları ve kreşin sahibi, 'Biz çocuğu yatağına yatırmıştık, yemeğe kaldırmak için gittiğimiz zaman çocuğu uyandıramadık. Ondan sonra uyanmayınca da apar topar hastaneye götürdük. Öğlen yemeği için uyandırmaya çalışmıştık' şeklinde ifade verdiler. Beni aradıkları zaman saat 17.00'a geliyordu. Şimdi öğle yemeği 17.00'de mi yenir bu bir, ikincisine gelince de hastanede çocuğuma müdahale eden doktor, 'Bir saattir çocukla ilgileniyoruz gerekli müdahaleyi yapıyoruz, maalesef yaşatamadık. Çocuk zaten buraya geldiği zaman vefat etmişti. Yolda vefat etmiş, yahut daha öncesi var bu işin' dedi. Daha sonra kreş çalışanlarına soruyorum, yolda nefes alıyordu diyorlar. Ondan sonra bugün çelişkili ifadeler vermişler polise, bunun sonucunda çocuk sabah 07.30'da buradan alınmış, sonra kreşin orda çocuklar servisten aşağı inmişler. Çocuğum bu serviste uyuyor, bir şekilde bu serviste unutulmuş ve çocuk akşam 16.30'a kadar o servisin içinde havasız, insan aç susuz belki bir gün yaşar ama benim çocuğum o saate kadar İzmir'in sıcağında camları kapalı bir minibüsün içerisinde ne kadar kalabilir. Benim çocuğum zaten çoktan ruhunu teslim etmiş, ben gözüm gibi baktım yavrularıma, her anne babanın baktığı gibi. Vatanına milletine hayırlı bir evlat olsun diye didindim durdum. Biz vatanını milletini seven insanlarız, belki bugünün Başbakanı belki yarının Cumhurbaşkanı olacaktı.'' diye konuştu. 

'BEN YANDIM BAŞKASI YANMASIN'

Baba Serkan Sakin sözlerini şöyle devam etti, "Benim çocuğum saçma sapan bir ihmal yüzünden hayata gözlerini yumdu. Canımdan can koptu kardeşim, canım gitti yani ben yandım başkası yanmasın. Devletimizden benim ricam, biz kanunlarımıza güveniyoruz, devletimize güveniyoruz, güvenimiz sonsuz. Bu işin arkasında kendimiz de duracağız, devletimizinde bu konu üzerinde titizlikle duracağına inanıyoruz. Birde şöyle bir kanun getirilsin isterim, kreşte annelik ve serviste servis anneliği yapacak kişilerin ya belirli bir kurs yada belirli bir sınava tabi tutulsun. Bunu başaramayan yapmasın kardeşim bu işi, can taşıyor. 3 yaşındaki çocuğumun hesabını kim verecek bana, canımdan can koptu, çocuğum gitti. Başka aileler yaşamasın, çok acı. Bugün kendi ellerimle götürdüm, kendim taşıdım, kendim gömdüm toprağa, o mezarın içine kendim girdim, bir avuç zaten" 

'ANLATILMAZ Kİ...'

Öte yandan, kreş yönetimine tepki gösteren baba Sakin, servis annesi olan kişinin ne kadar tecrübesi olduğunu araştırılmasına dikkat çekerek, '' Nasıl bir arabanın içinde çocuk unutulabilir. Şoför de bunu kontrol etmez mi, bu nasıl bir umursamazlıktır, nasıl bir ihmalkarlıktır. Çocuğumun en ufak bir rahatsızlığı yoktu, anlatılmaz ki Alperen, yerinde duramayan, afacan, mutlu ve kıpır kıpır bir çocuktu.'' dedi. 

Üç gün önce İzmir'e gelen küçük Alperen'in amcası Ahmet Sakin, yaşadıkları acının tarifi olmadığını, hala yiğeninin öldüğüne inanamadıklarını belirtti. Yiğeninin hiç bir şeyi olmadığını belirten amca Sakin, ''Cana yakın, oyunu seven güçlü bir çocuktu. Ben önce Allahın adaletine sığınıyorum, bunu yapan şahıs bizi seyredecektir mutlaka, elini vicdanına koysun, 16.30'a kadar bekletsin bu İzmir sıcağında, kapıları da kapatsın otursun çocuğunu seyretsin, ancak bizim acımızı o şekilde paylaşabilir. Ordan ben çok üzgünüm, hakimin karşısına çıktığında çok pişmanım demesin. Onu yargılayan hakimden Allah rızası için, kendi çocuğuna yapılmış gibi yargılasın onu. Sayın savcıma da rica ediyorum, kendisi bizim yerimizde olsa ne yapardı, o şekilde yargılasın bu insanları.'' şeklinde konuştu. 

'ÇOK NEŞELİ BİR ÇOCUKTU, UÇTU GİTTİ'

Torununun ölümünün ardından sarsılan Annanesi ise, ''O gün ben onu sevdim sevdim, ayranını verdim, sütünü verdim. Güzelce okşadım, kucakladım. Kucakladıktan sonra o da beni kucakladı, 'Annane' dedi öyle ayrıldık. Çok neşeli bir çocuktu, uçtu gitti.'' dedi.

İHA

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.