Dünyanın en ünlü antik kenti: Troya

UNESCO'ya 20 yıl önce katılan Troya'yı İAHA muhabirleri olarak gezdik. 2018'in Troya Yılı ilan edilmesi ve Troya Müzesi'nin açıldığının daha medyada yeni yer almasıyla biz de yollara düştük.

Dünyanın en ünlü antik kenti: Troya

UNESCO'ya 20 yıl önce katılan Troya'yı İAHA muhabirleri olarak gezdik. 2018'in Troya Yılı ilan edilmesi ve Troya Müzesi'nin açıldığının daha medyada yeni yer almasıyla biz de yollara düştük.

22 Ekim 2018 Pazartesi 08:45
Dünyanın en ünlü antik kenti: Troya

2018 yılı "Troya Yılı" ilan edildi. Troya Antik Kenti UNESCO'ya 20 yıl önce katılmıştı. Troya Müzesi'nin açıldığını şimdilerde medya bas bas bağırıyor. O zaman kalkıp Çanakkale'nin yolunu tutmak lazım. Yola çıkmadan önce, Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi'nden çıkan Homeros'un İlyada'sını enfes Azra Erhat-A.Kadir çevirisinden okumak gerek. 

Azra Erhat İlyada çevirisinin başına şu notları düşer: "Ben de İlyada'yı okumuş, Türkçeye çevirmeye uğraşmış bir insan olarak şöyle derim. İlyada Homeros adında Anadolulu bir ozanın MÖ dokuzuncu yüzyıl sularında yarattığı bir destandır. Homeros yaşamış büyük bir ozandır. O büyük bir destan geleneğinin başlangıcında değil, ortasında bulunuyordu, yani Troya efsanelerini kendi yaratmamış, yalnızca biçimlendirmiştir. Homeros'u anlamak için 40 bin cilt kitap okumamalı, tersine yalnız İlyada ile Odysseia'yı okumalı, tadına vara vara."

BOĞAZ'I GEÇİYORUZ

İstanbul'dan yola çıkan 15 kişilik İstanbul Aydın Haber Ajansı muhabirleri Troya Antik kentini ve Troya Müzesi ile tanışmaya gidiyorlar. Önce Eceabat'a ulaşıyoruz. Çanakkale'ye arabalı vapurla geçeceğiz. Vapura daha vaktimiz var, Trakyalıların sabahleyin yudumladıkları nefis çorbalarından tadacağız, tavuk suyu mu, ezo gelin mi, mercimek mi sizin tercihiniz ama masadaki pul biber bildiğiniz gibi değil, ağzınız cehennemi bir acılığa bürünüyor. Karşıya geçtikten sonra Çanakkale'den Troya'ya yöneliyoruz, Çanakkale Boğazı bir yanınızda püfür püfür esiyor, bir yanınız çamlık, bir yanınız zeytinlik. 

ALMANYA'YA KAÇIRDILAR

5,5 saat sonra Troya'ya ulaşılıyor...Aklımız, geçen yüzyılda bir Homeros aşığına gidiyor. Adamın adı Heinrich Schliemann'dır. Çocukluğunda babasının Noel hediyesi olarak aldığı resimli bir tarih kitabını okurken vurulmuş Homeros'a. Adam zengin olmuş ve Homeros'un Troyası'nı bulmak için yollara çıkmış. Yıl 1870. Hisarlık tepesinde kazıya başlanmış. Kazdıkça yerin dokuz kat yerine inilmiş. Homeros'un Troyası hangisidir? Schliemann bir define bulur. Altın gerdanlıklar, altın iğneler, altın bilezikler, kucak dolusu altın. Schliemann ve karısı bulduklarını Yunanistan'a, oradan da Almanya'ya kaçırırlar.

16 BİN DİZELİ DESTAN

Azra Erhat'a kulak verelim: " Homeros'un Yunanca İlias adını taşıyan destanı İlyon ya da Troya olarak anılan kentin destanıdır. Konusu Troya Savaşı olmakla birlikte hem bu savaşın ancak kısa bir dönemini kaplar, hem de Troya efsaneleri diye andığımız büyük bir efsane ve masal çemberinin küçük bir bölümünü içine alır. 

"(...) Aslında İlyada Troya'nın destanı değil, Akhileus'un destanı sayılmalıdır. Konusu sınırlıdır; Akhilleus'un Akha ordularının başkomutanı Agemomnon'a karşı öfkesi yüzünden savaşı bırakıp barakasına çekilmesiyle başlayan destan, arkadaşı Patroklas'ın ölmesi yüzünden savaşa geri dönmesi, Troyalı Hektor ile çarpışması, onu öldürmesi, ölüsünü Troya surları çevresinde arabasına bağlı olarak sürüklemesi ve sonunda insafa gelerek Hektor'un ölüsünü babası Priamos'a geri vermesi ile biter. 24 bölümlü ve 16 bini aşkın dizeli bu koca destan Troya Savaşı'nın dokuzuncu yılında tam 51 günlük bir süreyi kapsar."

HOMEROS KONUŞUYOR

Priamos, ölmüş oğlu Hektor'u almaya gelir destanın sonlarına doğru.

Şimdi Homeros'a kulak verelim.
"Saygı göster tanrılara Akhilleus, bana da acı
ne olur kendi babanı getir aklına,
ben daha acnıcak durumdaydım ondan,
yeryüzünde hiçbir ölümlü katlanmadı benim katlandığıma:
Oğlumu öldürenin eline uzatıyorum yalvaran dudaklarımı."

KEKİK KOKAN MÜZE

Troya Antik kentini dolaştıktan sonra hemen yakınındaki ödüllü müze binasını dolaşacağız. Kim akıl ettiyse müzenin girişine kekikler ekilmiş, mis gibi kokuyor çevre. Bu satırların yazarı 2003'te Türk vatandaşı olan ve 2005 yılında yitirdiğimiz Osman Korfmann'ı (kazıları uzun süre o yürütmüştü) YKY'de büyük bir kalabalık eşliğinde dinlemişti. Şimdilerde kazıları yanında arkeolog olarak çalışan Rüstem Aslan yürütüyor. Ona göre Troya arkeolojik yerler arasında dünyanın en ünlüsü, siz de bir hafta sonunuzu ayırın, bakalım ne diyeceksiniz.

Yazı: Dibanur Küfrevi (İAHA)
Fotoğraf: Kayıhan Güven

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.