Koç Üniversitesi Stavros Nıarchos Vakfı Geç Antik Çağ ve Bizans Araştırmaları Merkezi’nin ilk kitabı yayınlandı.

Koç Üniversitesi Stavros Niarchos Vakfı Geç Antik Çağ ve Bizans Araştırmaları Merkezi’nin (GABAM) ilk kitabı raflardaki yerini aldı. GABAM Direktörü Engin Akyürek’in editörlüğünü yaptığı “Alakent Kilisesi: Myra’da Bir Bizans Yapısı (12. – 13. Yüzyıllar)” başlıklı kitabın yazarları arasında Nevzat Çevik, Ayça Tiryaki, Nilay Çorağan, Özgü Çömezoğlu Uzbek, Hüseyin Sami Öztürk, Christof Schuler, Sebahattin Küçük yer alıyor. Türkçe ve İngilizce iki ayrı cilt olarak yayımlanacak olan kitabın çevirisi ise Yiğit Adam tarafından yapıldı.

Kitap, Koç Üniversitesi Yayınları ve Yapı Kredi Yayınları’nın satış noktalarından ve Pandora Kitabevi’nden temin edilebilecek. Demre’nin Alakent Mahallesi'nde bulunan, varlığı arkeologlar ve sanat tarihçileri tarafından uzun süredir bilinmekte olan bu küçük Bizans kilisesi Myra – Andriake Kazıları kapsamında yürütülen bir kazı çalışması sonucu gün ışığına çıkarıldı. Yapının yüzyıllar boyunca 5 metrelik alüvyon dolgunun altında kalmış olması, duvar resimlerinden çatı kiremitlerine, cephe süslemelerinden devşirme malzemelere kadar birçok öğeye yerinde ve iyi durumda korunmuş olarak ulaşılmasını sağladı. Editörlüğünü GABAM Direktörü ve Koç Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyesi Engin Akyürek’in yaptığı kitapta, Myra – Andriake Kazıları başkanı Nevzat Çevik’in “Kazının Öyküsü”, Engin Akyürek’in “Myra: Likya’nın Metropolisi”, “Alakent Kilisesi: Konumu ve Mimarisi” ve “Değerlendirme”, Ayça Tiryaki’nin “Mimari Plastik”, Nilay Çorağan’ın “Duvar Resimleri”, Özgü Çömezoğlu Uzbek’in “Seramik Buluntular” ve “Mezarlar”, Hüseyin Sami Öztürk ile Christof Schuler’in “Yazıtlar” ve Sebahattin Küçük’ün “Koruma Çalışmaları” başlıklı yazıları yer alıyor.

Romantik döneme damgasını vuran 73 duayen besteci
 

Klasisizmin her bakımdan kuralcılığına başkaldıran romantik dönemin müzik duayenleri, Serhan Bali’nin “Müzikte Romantik Dönem Bestecileri”nde anlatılıyor. Vakıfbank Kültür Yayınları aracılığıyla okurla buluşan kitapta, 19. yüzyıl müziği incelenirken Paganini’den Donizetti’ye, Brahms’tan Chopin ve Schubert’e kadar 73 bestecinin sıradışı yaşamı ve eserleri yer alıyor. 19. yüzyılda, sanatın her dalında olduğu gibi, müzik alanında da köklü değişimler yaşandı. Romantik Dönem adı verilen yıllarda anahtar kelime “başkaldırı”ydı. Bu, kendisinden önceki onlarca yıl boyunca kabul edilen Klasisizm akımının kuralcı yapısına karşı özgünlüğü savunmak, iyi ile kötü ayrımını keskin çizgilerle ortaya koymak, duyguları, aşk, doğa ve ölüm gibi temaları ön plana çıkarmak demekti.

VakıfBank Kültür Yayınları tarafından yayımlanan, Serhan Bali’nin kaleme aldığı “Müzikte Romantik Dönem Bestecileri”, konu ettiği dönemi klasik müzik duayenleri üzerinden ele alıyor. Tam 73 bestecinin hayatı, yaşamının kırılma noktaları ve çalışmalarının aktarıldığı kitap, “19. yüzyıl müziği” olarak da geçen dönemin icracılarının sanatını gözler önüne seriyor.

Klasik müzik yazarı Bali, kitaptaki “10 Soruda Müzik Tarihinde Romantik Dönem” bölümünde öncelikle “romantik” sözcüğünün etimolojik analizini yapıyor, akabinde belirtilen asırdaki siyasal, ekonomik, sosyolojik değişimleri sıralıyor: 18. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yaşanan Sanayi Devrimi ile 1789’daki Fransız Devrimi tüm dünyadaki toplumsal katmanları değiştiriyor. Yeni iş alanları doğarken sanayi burjuvazisi ortaya çıkıyor, sanatta kuralları belirleyen aristokratlar geri planda kalınca özgür sanatçılar beliriyor. Böylece katı ilkelerle dolu Klasisizmin yerine Romantik Dönem benimseniyor. Bu dönemde yaşayan klasik müzik sanatçılarının kimi tek eseriyle şöhreti yakalıyor. Kimi daha 18 yaşındayken yazdıklarıyla ölene dek ayakta alkışlanıyor. Kimi muazzam ölçüde iyi keman çalıyor olması nedeniyle enstrümanların geliştirilmesine dolayı yoldan katkıda bulunuyor. Kimi de ülkesinde ulusal operaların kurulmasını sağlıyor… Albéniz, Elgar, Wagner, Paganini, Verdi, Strauss, Rahmaninov…

19. yüzyıl bestecilerinin ortak özelliği ise hepsinin üstün yetenekli olması! Serhan Bali’nin “Müzikte Romantik Dönem Bestecileri” adlı eseri 19. yüzyıl müziğini enine boyuna aktaran, sanatçıların sıradışı hayatını ve yaptıklarını yalın bir dille genel okuyucu kitlesine sunan önemli bir çalışma.

İş dünyasının duayeni Selçuk Yaşar'dan öğütler

Selçuk Yaşar. Türkiye’de her eve girmeyi başaran, Cumhuriyet tarihinde doğan herkesin hayatında en az bir kere deneyimlediği markaların yaratıcısı. Türkiye’deki pek çok haneye resimle, sanatla, sporla, tarihle ve eğitimle girmenin de en az yarattığı ticari ürünler kadar başarı olduğunu bilen biri. Türkiye’de boya, tarım ve gıda sektörünün öncüsü olan Yaşar Topluluğu’nun kurucusu ve onursal başkanı Selçuk Yaşar, bugüne kadar yazdığı onlarca kitapta yaşamını anlattı, yöneticilerin profesyonel ve kişisel gelişimlerini destekleyecek görüşlerini iletti, sektörlerin sorunlarına değindi, çözüm önerileri üretti. Tüm bunları ülke yönetiminden iş dünyası profesyonellerine kadar geniş bir kitleye hediye etti.

Selçuk Yaşar’ın 1994 - 2012 yılları arasında kaleme aldığı; Hayat Okul Gibidir, Hayatım, Yönetim Kuralları, Başarmak Hem Kolay Hem de Zordur, Gençlere Sevgilerimle ve Söz Uçar, Yazı Kalır isimli kitaplarının derlenmesiyle hazırlanan ve Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından yayınlanan “Selçuk Yaşar Yaşamı Hatıraları Öğütleri” kitabında duayen iş insanı Selçuk Yaşar’ın 94 yıllık yaşamı, hatıraları, edindiği tecrübeleri ile sadece iş insanlarına değil insana dair öğütleri yer alıyor. Yaşamı bir hediye olarak gördüğünü her fırsatta ifade eden ve sahip oldukları için her zaman şükrettiğini söyleyen Selçuk Yaşar kitabında yönetim sanatından işletmede başarının sırlarına; birlik ve ahenkten hayatta müsrifliğe ve ziyankarlığa katiyen yer vermemeye; iyi eleman seçmekten müşteriye nasıl değer verilmesi gerektiğine kadar geniş bir konu içeriğinde görüşlerini ve öğütlerini aktardı.

Final Kültür Sanat’tan yeni kitap

Hayal kırıklığına, öfkeye ve bu hisleri anlayıp üstesinden gelmeye dair duygu dolu bir hikâye! Mavi 7 yaşına henüz basmıştı. Bir iş seyahatine gitmek zorunda kalan annesi, Mavi’yi anneannesine bıraktı. Anneannenin birbirinden lezzetli yemekleri, deniz kenarındaki eğlenceli evine rağmen Mavi hep kızgın olmak istiyordu. Bunun için tam da aradığı şeyi bulmuştu: Kızgın suratlı bir maske. Mavi, maskenin kendisine çok yakıştığını düşünse de çok yakında fikri değişecekti.

Hayal kırıklığına, öfkeye ve bu hisleri anlayıp üstesinden gelmeye dair duygu dolu bir hikâye.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.