Bu yıl Kenya’da düzenlenen Dünya Yıldızlar Atletizm Şampiyonası’nda, Fenerbahçe Kulübü sporcusu Mizgin Ay, kadınlar 100 metrede altın madalya kazandı. 2000 yılında Batman’da doğan Mizgin, 17 yaşında Dünya Şampiyonu oldu ve artık bundan sonrasında, atletizm hayatında bu ünvanını büyükler kategorisine de taşıyabilmek için çalışacak. 

Mizgin geçtiğimiz günlerde verdiği röportajda şunları söylüyor: “2 yıldır Fenerbahçe’de koşuyorum. Fenerbahçe’yi seviyorum. Fenerbahçe’den aldığım maaşla evi geçindiriyorum. Türkiye’de atletizmde Fenerbahçe ve Enka var. Küçüklüğümden beri Galatasaray’ı tutuyorum ama Fenerbahçe olmasa ben olmazdım gibi geliyor.”

Keza 27 yaşındaki milli atlet Ramil Guliyev de bu yıl 200 metre erkeklerde Dünya Şampiyonu olarak büyük bir başarıya imza attı. Azebaycan asıllı olan Ramil de 2010 yılından beri Fenerbahçe’nin sporcusu ve 2011 yılından beri Türk vatandaşı olarak yarışıyor. Başkan Aziz Yıldırım onun en büyük destekçisi ve onun dünya şampiyonluğunun ardından “bu basketbol takımımızın Euroleague başarısından bile önemli” diyerek kendisini daha da fazla onore etti. 

Fenerbahçe atletizmde dünya şampiyonları yetiştirmekle kalmıyor; boks, kürek, masa tenisi gibi branşlarda da hep şampiyonlar yetiştiriyor. Her zaman söylediğim gibi, Türkiye’de tamamen futbola endeksli olmayan tek gerçek spor kulübüdür Fenerbahçe… Basketbol takımları her sene Türkiye Şampiyonu olmalarının yanında, yine her sene Avrupa Şampiyonlugu’nu hedefler. Erkeklerde 2016’da Euroleague finalinde kaybettikten sonra 2017’de bunu başardılar; kadınlarda ise bu yıl 2.kez Avrupa’da finali kaybettiler. Voleybol kadınlarda da her zaman Vakıfbank ve Eczacıbaşı ile beraber dünyanın en iyi 3 takımından biri konumunda Fenerbahçe; müzede Dünya Şampiyonluğu Kupası var. Erkeklerde ise Türkiye Şampiyonlugu ve Türkiye Kupası Şampiyonlukları’ndan en az biri hemen her sene gelir.   

Bu çerçevede sporun her branşına verilen emek ve destekten dolayı Fenerbahçe’yi en önemli spor kulübü olarak gösterebiliriz. Bakın en büyük, ya da en başarılı demiyorum; çünkü her zaman dediğim gibi büyüklük her kişi için ayrıdır; başarı ise neyi esas aldığınıza göre değişebilir. Ama Fenerbahçe’nin spora, sporcuya yaptığı yatırım küçümsenemez. Aziz Yıldırım’ın olumlu icraatlarının başında bu konunun geldiğini düşünüyorum. Başkan, “Spor Kulübü” olmanın bir çok değişik branşta şampiyonluklar hedeflemek olduğunu, Fenerbahçe’nin sadece futbola endeksli bir kulüp olmadığını ispatlamıştır; Fenerbahçe taraftarının futbol dışında diğer branşlarla da her zaman gururlanmasını sağlamıştır.  

Bu kadar güzel işler yapan bir kulübün, bir başkanın aslında ne kadar sevilmesi, takdir edilmesi gerekir değil mi? Maalesef öyle değil… Bu yaptığı güzel işlere, bir de Fenerbahçe camiasını kumpas sürecinde kurda kuşa yem etmemeyi ekleyen; Fenerbahçe taraftarı ile birlikte elele, Cumhuriyet ve Atatürk ilkelerine sımsıkı bağlı bir başkanın, madalyonun diğer yüzünde bir çok kişiyle çatışma içinde, kavga içinde olması, çoğu zaman kendi egosunun altında ezilmesi sebebiyle, Fenerbahçe’nin bundan büyük zarar gördüğünü söylüyorum. 2018’de, 19 yıldır oturduğu şerefli koltuğunu, oraya çok yakışacağına hepimizin inandığı Ali Koç’a barış içinde teslim etmesi gerektiğini herkes gibi ben de düşünüyorum. Ali Koç gibi akl-ı selim, yönetmeyi bilen, genç ve dinamik bir insan ile Fenerbahçe daha da gelişecegi gibi, Fenerbahçe her kesimin daha bir sempatiyle bakacağı bir kulüp halini de alacaktır. 

Ben herşeye rağmen, Aziz Başkan’ın şahsında Fenerbahçe Kulübü’nün sevilmemesine karşıyım. Bünyesinde böyle başarılı sporcular barındıran 110 yıllık bir spor kulübünün, sadece Aziz Yıldırım’la özdeşleştirilerek kötülenmesi haksızlıktır. Galatasaray’ın, Beşiktaş’ın da hiçbir zaman herşeyiyle doğru başkanları olduğu söylenemez. Rahmetli Süleyman Seba’dan sonra onun gibi bir başkan da  göremedik zaten… Ama bir kulüp sadece bir adam için sevilmez, sadece ondan dolayı nefret edilmez. Kulüp varoldugu için sevilir; 100 yılı aşkın bir çınar olduğu için sevilir. Babadan evladına miras kalan renkleri için sevilir. Kısacası kendisi için sevilir. O yüzden bırakın fani isimleri; hayata güzellikler getiren, spora emek veren kulüpleri sevin. 

Herkese, zevkli bir derbiyle geçecek, güzel bir haftasonu diliyorum.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ELİF NARLI 2017-09-22 08:48:43

Ne güzel yazmışsınız. Oğlumla ben de renkleri için seviyoruz takımımızı ve umutla bekliyoruz Ali Koç'u, getireceği pozitif enerji ve başarıları...
Sevgiler

banner102