12 Eylül askeri darbesinin üzerinden neredeyse 40 yıl geçti.

Mağdurları hayatta, acıları hâlâ taze…

Yıllardır darbenin getirdiği hukuksuzluğun ve yıkımların bedeli ödeniyor.

Herkes darbelerin kötü olduğu hususunda hem fikir…

Darbelerin kötülüğünü sık sık anlatıyor, süslü sözlerle darbelere nasıl karşı olduğumuzu, hatta 15 Temmuz’a atıf yaparak darbelere nasıl karşı koyduğumuzu övünerek dile getiriyoruz...

Haklılık payı da çok…

Darbe denince, mevcut siyasi iktidarın, askerler tarafından silah zoruyla indirilmesi aklımıza geliyor…

Tabii ki bu da bir darbedir, ama sadece darbenin bir türüdür…

Askeri darbenin dışında, polis, hâkim, ekonomik veya siyasi olmak üzere bir sürü darbe çeşidi vardır…

Polis, silah zoruyla rejimi değiştirir, hukuku rafa kaldırırsa yine darbe olur.

Hâkimler, ayak oyunlarıyla iktidarı al aşağı ederse başka türlü bir darbedir.

Siyasi iktidarın, muhalifleri veya kendisine destek olmayanları susturması, hapse tıkması da darbedir…

Darbelerin korkutucu olmasının sebebi, insanların yarından emin olmamasıdır.

Başına neler geleceğini bilememesidir…

Kanunlar rafa kaldırıldığı için hukuk ve adalete güvenin kalmamasıdır.

İlla askerler silah zoruyla başa geçince darbe olmaz…

Hitler örneğinde olduğu gibi siyasi iktidar da zorba bir yönetime dönüşerek darbe yapabilir… Hatta ülkeyi darbeden de beter hale getirebilir…

Herkes kendi kafasına göre kural koyarsa, hukuk rafa kaldırılırsa, devlet düzeni bozulursa, kurallar işlemez, güçlü olan hep haklı olursa zaten darbe vardır…

Önemli olan sadece askeri darbelere karşı olmak değil, hukuka, adalete, devlet düzenine sahip çıkmaktır…

Gelişmemiş toplumlarda sık sık darbe olmasının sebebi, mevcut iktidarların hukuk düzenini korumaması ve keyfi bir yönetim sergilemesidir…

Mevcut iktidarın keyfi yönetiminden bunalan halk, denize düşen yılana sarılır misali belki düzelir umuduyla darbelere destek verebiliyor… Bu sebeple de zaman zaman iç savaşlar bile yaşanıyor…

Mısır’da, Somali’de, Sudan’da olduğu gibi…

İnsani yaşat ki, devlet yaşasın geleneğini sürdürürsek…

Hukuku işletirsek, keyfi yönetimden uzak durursak…

Darbeciler zaten nefes alamaz…

*****

Tilki usulü demokrasi

ABD’de askeri okulda, öğrenciler hocayı beklerken ışıklar kapanır ve bir çizgi film gösterilmeye başlanır.

Filmin adı; “Küçük Tavuk.”

Bir kümes var. Kümeste birçok tavuk ile genç ve küçük horozlar… Bir de kümesin yaşlı ve büyük horozu bulunuyor. Kümesin etrafında da bir tilki dolaşıyor.

Yaşlı ve büyük horoz, tilki içeri girmesin diye kümesin kapısını sıkı sıkıya kapatmış, tavukları dışarı bırakmıyor.

Dışarı çıkamadıkları için doğru dürüst yemlenemeyen tavuklar da zayıf, cılız ve küçük kalıyor.

Yaşlı ve büyük horoz ise dışarı bırakmadığı tavuklara ölmeyecek kadar mısır tanesi dağıtarak yaşamalarını sağlıyor.

Kümese giremeyen tilki bunun üzerine kümesin tellerinde küçük bir delik açarak küçük ve genç bir horoza sesleniyor ve ona biraz mısır veriyor. Mısırı yiyen küçük ve genç horoz her gün gelip tilkiden mısır alıyor.

Bir süre sonra tilki küçük ve genç horoza tek başına yiyebileceğinden fazla mısır verince genç horoz hem kendisi yiyor, hem de diğer tavuklara mısır dağıtıyor.

Böylece yavaş yavaş yaşlı ve büyük horozun kümesteki gücü kırılıyor. Horozun etrafındaki tavuklar azalmaya başlıyor. Artık popüler olan genç ve irileşen horozun etrafında ise tavuklar toplanıyor.

Bu aşamada tilki kümesin kapısının önüne mısır bırakıyor. Kümeste bir tartışma çıkıyor. Kapıyı açalım mı açmayalım mı diye. Sonunda korkarak kapıyı açıyorlar ve kafalarını dışarı uzatıp yemlenip hemen geri çekiyorlar. Bir süre böyle devam ediyor. Hiçbir şey olmuyor. Kümesteki tavuklar rahatlıyor. Korkuları azalıyor.

Nihayet bir gece tilki kümesin önündeki avluya mısır döküyor. Artık korkusuz olan tavuklar genç ve güçlü horozun öncülüğünde dışarı çıkıyor ve rahat rahat yemleniyorlar. Kümesteki her tavuk semiriyor.

Tilki bir süre sonra gece kümesin kapısından kendi mağarasına kadar mısır tanelerini döküyor. Sabah kümesten çıkan ve korkusuzca yemlenen tavuklar yemlene yemlene mağaraya kadar gidiyorlar. Sonra mağaraya giriyorlar. Onları içeride bekleyen tilki bütün kümes mağaraya girince mağaranın kapısını kapatıyor.

Çizgi film burada biter. Işıklar yanar. Ve dersin hocası kürsüye çıkarak, “İşte üçüncü dünya ülkeleri böyle yönetilir” diyerek derse başlar.

*****

TEBESSÜM

Helikopter

Bir gün başbakan ve muhalefet partisinin lideri aynı helikopterde geziye çıktılar.

Muhalefet partisi lideri:

- Ben buradan 30 milyon lira atsam 30 kişiyi sevindiririm.

Başbakan:

- Ben buradan 50 milyon lira atsam 50 kişi sevinir.

Bunları duyan pilot da şöyle der:

- Ben buradan ikinizi atsam 70 milyon birden sevinir.

*****

GÜNÜN SÖZÜ

Şerefliler taviz vermezler, şerefin tavizi yoktur.

Hüseyin Nihal Atsız

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.