''Bu kadar cehalet  ancak tahsille mümkündür'' tespiti Sakallı Celal'in kurduğu en özgün, en açıklayıcı ve en korkutucu cümlelerden biridir. Ne zaman söylendiği bilinmiyor bu sözün. Bilinmesi de çok önemli değil. Eskimemiş, günümüze kadar önemini artırarak, anlamını derinleştirerek gelmiş. Öncelikli anlamı eğitimle ilgili. Daha doğrusu yanlış ve eksik eğitimle insanları cahilleştirip, yarı aydın denen korkunç bir sonuca ulaştırdığını söylese de; alt metninden ''insan programlanabilen bir canlıdır/makinedir'' önermesini de çıkarabiliriz.

Bir ülkeyi sömürmenin yolu o ülkenin ve insanların tarihini ve kültürünü yağmalamaktan geçer. Toplum; anlamını ve değerini (insanlar da) tarihinden ve kültüründen alır. Bizlerin ve içinde yaşadığımız toplumun çelik iskeleti binlerce yılda oluşturduğumuz kültürümüz, binlerce yıllık tarihimizdir. Bu güne kadar yaşanmışlıklarımız belirler kişiliğimizi, duruşumuzu, toplumsal yapımızı. Tarihimiz bizim zenginliğimizdir; somutlamak gerekirse tıpkı madenlerimiz, akarsularımız, doğal kaynaklarımız gibi zenginliğimizdir hatta bu kavramların toplamından fazlasıdır. Tarihimizi ve geçmişimizi eksik, yalan, oynanmış bilgilerle değiştirmeye çalışmak maddi ve manevi tüm değerlerimizi sömürmek içindir. Bunu başarmanın en kolay yolu insanları istediğiniz yönde programlamaktır.

Çünkü programlanan insan araca dönüşür. O araç; namlusu size, yaşadığınız topluma, geleceğinize dönmüş silahtır artık. Evet; insan tıpkı bilgisayarlar gibi her hangi bir işi yapmaya programlanabilir ama her insan için mümkün değildir elbet. Bu sorun;  aynı anda, aynı konuda çok insanı programlayarak aşabilir ve kitlesel bir histeri yaratılır.

Doğru yöntemi biliyorsanız, yeterince olanağınız ve zamanınız varsa insanları olmadıkları kişiler haline dönüştürebilirsiniz. Birini sağcı, birini solcu, birini ilerici, birini gerici diye ayırıp/programlayıp birbiriyle çatıştırabilir, aralarına devasa duvarlar ördürebilirsiniz. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Üstelik bu önyargı bir kere yerleşince doğruyu ne yaparsanız yapın anlatamıyorsunuz. Yaşam uzun süren bir hipnoz gibi. Hani hipnozla insanın bilinçaltına bir cümle ve komut yerleştiriyorlar örneğin ''portakal sözcüğünü duyunca gözlerini kapat'' gibi; bizlerde uzun süren bir hipnozla ömrümüz boyunca programlanmaya devam ediyoruz. Bilinçaltımıza sözcükler yerleştiriyorlar; o sözcüğü duyar duymaz öfkeleniyoruz, iğreniyoruz, nefret ediyoruz birilerinden. Kavga etmeye, öldürmeye çalışıyoruz birilerini.

Toplumun içinde sürekli çatışmalar yaratılıyorsa mutlaka bu durumdan karlı çıkan başka birileri vardır. Dünya üzerinde savaş hiç bitmemiş sadece şekli değişmiştir ve aslında tek bir savaş vardır. İnsanlığın emperyalizme karşı savaşıdır bu. 1917 yılında Kudüs ve çevresini işgal eden İngiliz general Allenby'nin 700 yıl önce ölen ve Kudüs'ü 1187 yılında haçlılardan geri alan Selahattin Eyyübi'nin mezarını tekmeleyerek  ''Kalk Selahattin biz geri geldik'' dediği söylenir. Bitmiyor asla savaşlar. İnsan devasa bir canavarın önünde savaşmaya devam ediyor. Artık kendileri savaşmıyor; bizleri programlayarak birbirimizle savaştırıyorlar. Maalesef o ''canavarı'' da bizim gibi binlerce insan bir araya gelerek oluşturuyor. Tek başına melek diye tanımlanacak birileri kitlenin içinde canavarlaşıyor, canavarın bir  parçası oluyor.  İnsan kendi yarattığı canavarın karşısında yenilmeye devam ediyor.

İtiraf ediyorum; bu cümleleri kendime söylediğim andan bu yana huzurum yoktur. Bu ülkenin insanı bebekleri ve çocukları melek kabul eder. Ki çözemediğim aklımda bir sistematiğe oturtamadığım en önemli konulardan birisi bu ülkenin bir yanı binlerce yıllık kadim bilgeliklerden süzülen gelenekleri  özümseyip geliştirdiği; insanlara, Dünyaya ve canlara sahip çıkan  bilge, saygın, saygılı kişiliği. Sonra melek olarak gördüğü o çocuklardan katiller yaratan diğer yanı.

Farkında mısınız bilmiyorum birileri bizleri ve çocuklarımızı programlamaya devam ediyor.  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.