Bir ülke dilini koruduğu ve yaşattığı müddetçe varlığını sürdürebilir. Toplumun birlik ve beraberliğini sağlayan en önemli öğelerden biri dillerdir.  Aksi takdirde kültürel açıdan diğer ülkelerin etkisine girer ve bilimsel kimliğini de zaman içinde kaybeder. Bir toplum geçmişini, geleceğini, geleneklerini, öykülerini, efsanelerini, türkülerini ancak ortak bir dille koruyabilir. Bugün İrlanda ve Galler bile bu amaçla tekrar kendi lisanlarını İngilizce hegemonyasından  kurtarma çabası içerisindedir. Fransa ve Almanya'da İngilizce bilseler bile, çok mecbur kalmadıkça bu lisanı kullanmazlar. İspanyollar, tüm Güney ve Orta Amerika'ya hakim olan lisanları ile gurur duyarlar ve onlarda İngilizce'den öyle pek  hoşlanmazlar. Yabancılar bizim lisanımızı öğrensinler diye düşünürler. 

* * *

Oysa günümüzde 300 kelime ile Türkçe konuşan ve hayatında bir kitap bile okumamış televizyon ve radyo programı sunan bazı mankenlerin başlattığı şımarık paralı zengin çocukları ve saçmalıklarla dolu TV8 kanalımız var.  Kendini bir dilekçe ile ifade edemeyen üniversite öğrencileri Türkçe'nin yok edildiği bir aletin karşısında oturup birileri ile sohbet ediyorlar, konuşmuyor chatleşiyorlar. İşte Isparta yakınına düşen uçağın hosteslerinden birinden geride kalan bir "chat" örneği. 

Sinem: Ofisteyim kuzen, uçuşa gidiyorummm
Kuzen: Nereye gitcen kuzencim ya
Sinem: Ispartaaaa Gülll reçeliii almaya 
Kuzen: Uhehe Ne gül reçeli yenir mi o yaaa 
Sinem: Yenirrr tabüüüü
Hadiiii öpppt görüşürüzzz akşammmm 

* * *

Ayrıca lehçeler de eklenince, Türkçe'nin söz varlığı 1 milyonu geçmekte ve İngilizce'yi ikiye katlamaktadır. Anadiller sıralamasında Türkçe, Çince, İngilizce, İspanyolca ve Hintçe'den sonra dünyanın en fazla konuşulan beşinci lisanıdır.  
Çarşı, sokak, işyeri, televizyon kanalları ve programlarının isimleri bile yabancı sözcüklerden seçilmesi bir marifet, bir üstünlük sayıldı. Böylece Türkçe adım adım "kültür dili" olma özelliğini yitirdi. Üniversitelerimiz bile eğitimlerini hızla yabancı dillere kaydırdı. Oysaki en iyi eğitim kendi dilimizde yapılabilir. Elbette "yabancı dil öğrenmeye" kimse "hayır" diyemez. Ama üniversitelerin amacı bir lisan okulu gibi "İngilizce veya bir lisanı mı, yoksa gençlere başarılı bir kariyer için meslek derslerini hakkı ile öğretmek mi olmalı?" Sorusunun yanıtını aramak lazım. 

* * *

Bazı yabancı kökenli kelimeler ilk bulundukları veya keşfedildikleri hali ile bir çok lisanda olduğu gibi Türkçeye yerleşmiş ve halk tarafından benimsenmiştir. Bunlara müdahale etmek yanlış diye düşünüyorum. Örneğin İstiklal Marşı yerine (ulusal düttürü), hostes yerine (gök konutsal avrat) kelimelerini benimsetmeye çalışmak kanımca doğru olmaz, benzer şekilde Türkçe'ye farklı lisanlardan alınıp, yerleşmiş olan şapka (Rusça), patika (Bulgarca), çikolata (Meksika dilinde), tekvando (Korece), otoban (Almanca), kanarya (İspanyolca), soba (Macarca), çay (Çince), vişne (Slavca), portakal (Portekizce), Şubat (ayı) (Süryanice) gibi kelimeler yerine yenilerini aramak kanımca gereksizdir. Ama Fransa'da olduğu gibi uluslar arası şirketler hariç "dükkan" isimlerinin yabancı dilde olmasına müsaade edilmemeli, Örneğin Nişantaşı'ndaki  yerel bir lokantanın adı "silverspoon" veya "zeyteen" olmamalı!
İngilizcesi "exhaust" olan kelimenin sanayi sitelerindeki farklı  farklı işyerlerindeki  yazılışlarına inceliyorum: "egzos - egzoz - egsos - ekzos - eksos - egzost ve doğrusu "egzoz" 

* * *

Bakın yaptıkları sitelere, binalara, evlere değerli inşaat şirketlerimiz nasıl isimler koyuyorlar. Herhalde anlaşılmaz ve yabancı dilde olursa daha fazla satıyor ve havalı oluyor. Green Garden, Blox Haliç, Dream City, Digicom Starlife - Selenium City, Marenegro, Sealybria, Atrium Residence, Spradon Villaları, Sunrise Residence, Portville, Gürsu Konsept Evleri, Aqua City

Kanyon Alışveriş Merkezi'nde gezinin ve dükkan isimlerini okuyun, Mhacka, Chakra, Macrocentre, W, Sushico, Bally, Bashqua, Scabal, Haaz, Mom- Tombe, Flower...Allahım ben neredeyim. İstinyepark oradan aşağı kalır mı hiç ? N'fes Büfe, Tauze, Coquet, Hat Quarters, House Cafe, Milimetric, Anatolian Arts, Tırtıl Kids, Topaz Exclusive, Mania... ne güzel hiçbir Amerikalı ve İngiliz buralarda zorluk çekmez. 

* * *

Diğer taraftan İzmir Ekonomi Üniversitesi'nin on beş yıl önce organize ettiği liselerarası üçüncü karikatür yarışmasının başlığına dikkat edin. "Futbolmania", konusu ise doğrusu çok eğitici. "Futbolda fanatizm".  Rektörlerini aradım, benim eleştirilerime  çok şaşırdı, çünkü kendisi bu  sözcükte hiçbir  yanlış bulamadı.   

Şimdi bir dizi sorular sormak istiyorum. Alfabemizin temelini atan kimdir? (Kemal Atatürk), Alfabemiz kaç harften oluşur? (29), Türkiye İş Bankasını kim kurdu ? (Gene Atatürk'ümüz), Türk Dil Kurumu'nun temelini atan kimdir? (Kemal Atatürk), Peki ülkemizin en büyük bankasının bastırdığı on binlerce broşürde, televizyon reklamlarında, gazetelerde yer alan "maximum" sözcüğündeki (x)  de nedir? Bunu sormak için telefon ettiğim İş Bankası Genel Müdür yardımcısı beni adeta azarladı. Bana mı düşmüştü tasası? Peki Türk Dili Kurumu Yönetim kurulu bu konuyu tartıştı mı? Atatürk'ümüzün Türkçesi'nin ülkemizin en büyük kuruluşlarından birinin "hiçe sayılması" karşısında vatandaşların tepkisi ne oldu? 
Arkadaşlarım artık aramızda bulunmayan Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu ile kızkardeşi Esin Afşar ülkemizde yaşanan "dil kirliliğinin" getirdiği ve getireceği tehlikenin boyutlarını her fırsatta dile getirdiler! 

Türkçe inanın katlediliyor. İşte kendi fakültemdeki bir öğrencinin arkadaşları ile sohbeti. "Abi, onu karşımda görünce çüş falan oldum, oğlum bu iş bizi kasar dedim. Fena halde göçeriz dedim. Enjoy durumları yani. Baktım ki bana kesik, sarıl oğlum dedim. Manita senin!" 
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.