Gün geçtikçe çocuklarımızın  her yaş aldıkları yıllar beraberinde stres faktörünü de getiriyor. Oyuncaklarından kopup önce anaokuluna oradan ilkokula gitmeye başlıyorlar ve zaman yönetimi, sınav sonuçları (İş sonuçları),stresle başa çıkma gibi plaza diline yakın bir yaşamı kendi yaşamları içine sığdırmaya çalışıyorlar.

Zavallı Ali'nin pazartesi sendromunu öğrendiğini bir pazar akşamı ağrımaya başlayan karnıyla öğrendik. Aniden gelişen bu durum onun ertesi gün okula gitmesine engel olurmuş. Aslında matematik zormuş. Öğretmende çok kızıyormuş. Teneffüste kısaymış,zaten okul olmasaymış  vs vs.

Murat ile önce sağlık ile ilgili bir durum olup olmadığını anlamaya çalışıp kendimizi için için gülerken bulduk duruma. Ah kuzucuk. Tarih tekerrürden ibaret tabi. Bir zamanlar biz de çocuktuk, karın ağrısını nedir bilirdik. Allahtan tebeşir tozundan haberi yok Ali'nin.

Karın ağrısını atlattığımız dönemin ardından mide bulantıları başladı.Çünkü karanlık sonbahar günleri ilerledikçe sınavlarda yağmur gibi üzerimize çöküyordu. Başladık küçük çaplı terapistler gibi ortaklıkta dolaşmaya. Murat okulun amacından, ulviliğinden girip öğrenmek ,topluma faydalı insan olmak vs gibi büyük laflarla konuşuyordu. Çocuk da alık alık bakıyordu genelde.

Bir gün dayanamayıp atladım.

-Oğlum kakan gelince ne yapıyorsun. 

-Gidip yapıyorum anne.

-Sonra ne yapıyorsun

-Elimi yıkıyorum anne.

-Tamam sonra

-Sonra rahatlıyorum anne

Sınavda öğrendiğin ders sonucunda da hangi konuda iyisin , hangi konuda daha öğrenecek alınacak dersin var onu anlamak için yapılır aslında deyince bir rahatlık çöküverdi.

Gece onu yatırdıktan sonra biraz düşünmeye başladım acaba bu yoğun duyguları çocuklara biz mi empoze ediyorduk. Sınav başarı kazanacağı okulları etkiliyor, kaderine hükmediyor diye biz onlardan daha çok mu büyütür olduk bu konuları. Hastanelerin onkoloji bölümünde yatan zamansız çocukların annelerinin dertleri bizden ne kadar farklıydı. Onu bırak aramızdaki komik diyaloga sorun gözüyle bakarsak kabızlık bile bir çocuğun hayatını karartabilecek basitlikte ve önemde bir sorundu.

Bazen zihnimiz olması gerekenden fazla konuşuyor ve ileri gidiyor. Arada bir öğretmen edasıyla işaret parmağımızı mı göstersek diye düşünmüyor değilim doğrusu!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.