İktidar partisi İstanbul'un rantını rakip CHP adayına bırakmamak için elinden geleni yapıyor. Ekrem İmamoğlu ile ilgili aleyhte konuşanlar sadece İstanbul'daki AKP'lilerle sınırlı değil. Bakanlardan ilçe başkanlarına, Ordu'dan Erzurum'a kadar Ekrem İmamoğlu hakkında fikri olmayan kalmadı. Kimisi putperest ilan etti, kimi hırsız, bazısı da terörist. Elbette seçmen tüm bu "yakıştırmaların" karşılığında 23 Haziran'da sandık başına gidince iktidar partisine bu akıl tutulması yaşayanlara cevap verecek. AKP'nin İstanbul'u CHP'ye vermemesinin en önemli nedeni elbette vakıflara peşkeş çekilen araziler, imar yolsuzlukları, ihale skandalları. Tüm bunların üzerine örtmeye çalışan ve gemisini yüzdürmeye devam etmek isteyen AKP'nin, rakibe karşı centilmence bir yarış içerisine girmesi beklenemez. Zira, arpalık haline gelen İstanbul Büyükşehir Belediyesi neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Örneğin İstaç ya da İspark... İBB için bulunmaz Hint kumaşı olan ve sıcak paranın döndüğü neredeyse 2-3 yerden biri olan bu kurumlar, nasıl oluyor da zarar ediyor? Sıcak paralar nereye harcanıyor, neredeyse İstanbul için yapılacak tüm yatırımları karşılayabilecek kurumlar nasıl oluyor da zarar ediyor, AKP'nin adayı bile anlamıyor. Uyarılınca da kazı çeviriyor, ancak kaz çoktan yanmış oluyor...

40 BİN EMEKLİ 81 BİN ÇALIŞAN

Artık kimse söylenenlere inanmıyor. Ne terör, ne beka, ne putperestlik, ne hırsızlık... Tüm bunlar AKP'nin fantezileri arasında kalıyor, sokaktaki insan geçinmenin en "kolay" yolunu arıyor. AKP'nin İstaç'ın neden zarar ettiğini anlayamayan adayına ise "Acaba 40 bini emekli toplam 81 bin kişi çalıştığı için olabilir mi?" diye sormak gerekiyor. Evet ne iş yaptığı tam olarak belli olmayan 81 bin kişi İstaç'ta çalışıyor. Bunların büyük bir bölümü ATM çalışanı. Yarısı emekli olmuş, işe gitmeyen hatta İstaç'ın merkezinin neresi olduğunu bile bilmeyen insanlar... AKP'nin İmamoğlu'nu seçtirmek istememesinin altında yatan en büyük nedenlerden. Zira İBB'ye başkan olduğunda ilk ATM personelini işten çıkaracağını seçimden önce de sonra da sürekli telaffuz etmişti. AKP'nin aynı zamanda oy kapısı olan ATM personelinin işsiz kalması demek, hem rakamlara yansıması hem de önümüzdeki seçimlerde iktidarın neredeyse tamamen çaptan düşmesi anlamına gelir ki bu AKP için hiç de iyi bir durum değil. 

İBB, MÜLKLERİ İLÇE BELEDİYELERİNE

Ancak iktidar elbette bunun önlemini almak için şimdiden kolları sıvadı. Cumhurbaşkanı, seçimlerden hemen sonra yerel seçimlerin kaldırılması ve belediye başkanlarının atamayla koltuklara oturmasıyla ilgili bir dizi çalışma yaptırıyor kurmaylarına. Tabii bu durum Binali Yıldırım'ın kazanması durumunda olacak. Ancak koltuğa Ekrem İmamoğlu oturursa nasıl bir formül geliştirecekler orası muamma. Acaba YSK'nın aynı sandık müdürleriyle ya da başkanlarıyla yoluna devam etmesi ikinci bir seçim itirazı için gerekçe olur mu? Onu da seçimden sonra göreceğiz. Yani AKP kendi adayı seçilene kadar elinden geleni yapacağa benziyor. Tabii iş bu kadarla da bitmiyor. İBB'nin gelir getiren mülklerinin AKP'li belediyelere devredileceği konuşuluyor. Yani, sosyal tesisler, İspark'lar, bilboardlar vs. Aklınıza gelen her yer ilçe belediyelerin devredilecek. Böylelikle İBB'nin gelir kapısı kapanmış, sıcak paranın akışı durmuş olacak. Kısaca AKP, İmamoğlu'nun koltuğa oturması halinde İstanbulluları ve İBB'de çalışanları açlıkla "terbiye" etmeye çalışacak. Ne diyorlardı stanbul'u kaybeden Türkiye'yi kaybeder. Elbette kazanması halinde muhalefet için bunun bedeli ağır olacak. Peki ya İstanbul'da yaşayanlar... Eğer (ki kesinlikle görüşüleceğini sanmıyorum) İmamoğlu-Yıldırım münazarası gerçekleşirse, herkes eteğindeki taşı dökecek, biz de neler olup bittiğini ilk ağızlardan öğreneceğiz.

ÜNİVERSİTELİ İŞÇİLERDEN MEKTUP VAR

Önceki hafta İzmir'den bir mektup almıştım. Mektubu yazanlar üniversite mezunu olup işçi statüsünde çalışanlar... Bakın üniversiteli işçiler ne diyor... "Kamu kurum ve kuruluşlarında işçi, memur ve sözleşmeli memur statüsünde personelle işler yürütülmektedir. Memur statüsünde değerlendirilenler unvanlarını kullanmaktadır. Sosyal ve özlük hakları bakımından da daha iyi koşullardadır. Üniversite mezunu olmamıza rağmen işçi statüsünde olduğumuzdan dolayı çalıştığımız kurum bizi istediği yerde ve pozisyonda işçi olarak çalıştırmakta bununla birlikte memur personeller ise meslek ve unvanının gereği olan müdürlüklerde ve pozisyonlarda çalışmaktadırlar. Üniversite mezunu işçiler olarak tayin, nakil, geçici görev gibi özlük haklarından faydalanamadığımız gibi mesleğimiz konusundaki toplantılara, seminerlere, eğitimlere yalnızca işçi olduğumuzdan dolayı katılamamaktayız. Bu tip organizasyonlara katılma taleplerimiz memur olmadığımızdan dolayı kurum tarafından reddedilmektedir. Biz üniversite mezunu işçiler arasında, başka bir kuruma tayin ve atama durumu olmadığından anne ve babalarından, eşlerinden ve çocuklarından ayrı yaşayanlar bulunmaktadır. Bugüne kadar verilen her türlü görevi layıkıyla yerine getiren üniversite mezunu işçilere, gördükleri eğitimin gereği olan ünvan kullanma, tayin terfi ve görevde yükselme hakkı verilmelidir. Böylelikle yapılan haksızlık uzun bir aradan sonra düzeltilmiş ve aynı eğitimi almış ve aynı işi yapan personeller arasındaki farklılıklar da kalkmış olacaktır. Üniversite mezunu işçiler olarak, gerekli düzenlemelerin yapılarak mağduriyetimizin giderilmesi hususunda desteğinize ihtiyaç duyduğumuzu bilgilerinize arz ederim.
Üniversiteli İşçiler Platformu" 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Feridun 2019-06-07 09:17:48

universiteliisciler olarak teşekkür ederiz.
Üniversiteliisciler platformu Zonguldak temsilcisi

Avatar
Şebnem 2019-06-07 09:13:53

Üniversiteli işçilere desteğiniz için teşekkür ederiz.
#uiversitelisciler.